PAYLAŞ

“Yan yanayız bir aradayız” çağrıcılarından ANAP eski Genel Başkanı Nesrin Nas, Türkiye’nin Ortadoğu’da “İvedik politikası” yürüttüğünü ve oyun kurucu değil oyun bozucu olarak hareket ettiğini söyledi. Nas, “Bu karanlık dönemi ancak güçlerimizi birleştirerek aşabiliriz. Çareyi de yan yana durarak bulacağız. Başka çıkış yok” dedi.

Geçtiğimiz günlerde “Yan yanayız bir aradayız” çağrısı yapan bin isimden biri olan Anavatan Partisi (ANAP) eski Genel Başkanı Nesrin Nas, Olağanüstü Hal’i (OHAL), Türkiye’nin dış politikasını ve yaptıkları çağrıyı değerlendirdi. 20 Temmuz 2016’dan bu yana devam eden OHAL’i, “mevcut anayasada tanımı olmayan, sınırları ve süresi belli olmayan, temel hakları dahi yok sayan bir uygulama” olarak özetleyen Nas, OHAL’in artık olağan bir rejime dönüşmeye başladığını dile getirdi.

BATIDA OHAL DOĞUDA SIKIYÖNETİM

“İfade, düşünce, inanç, kendini özgürce tanımlama, çalışma, seyahat, mülkiyet gibi temel insan haklarını, insan olmanın temel ve ön koşulu kabul etmeyen bir anlayış giderek yerleşiyor” diyen Nas, “Kürt kentlerinde yaşam hakkına dahi saygılı olmayan bir yaklaşım, sınırları ve içeriği belli olmayan bir kamu güvenliği gerekçesiyle kalıcılaşıyor” dedi. OHAL’in kalkmasını talep edenlerin “terörist” ya da “vatan haini” olmakla itham edileceği günlere doğru gidildiğini söyleyen Nas, ülkenin batısında uygulanan OHAL’in, bölge kentlerinde bütünüyle sıkıyönetim şeklini aldığını kaydetti.

‘YASALARIN YERİNİ KHK’LER ALDI’

Yasaların yerini Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) aldığını vurgulayan Nas, “2019’da ise KHK’ler, yerini AK Parti Genel Başkanı olan Cumhurbaşkanı kararnamelerine bırakacaktır. Sadece Anayasa değil, artık tüm yasalar da hükümsüzdür. Bu şekilde Medeni Kanun başta olmak üzere tüm temel yasaların, AK Parti Genel Başkanı’nın kararlarıyla değiştirilmesinin önü açılmıştır. Bu nedenle OHAL rejimine rıza gösterilmeyeceği hemen her fırsatta dile getirilmeli ve bu tüm partilerin, sivil girişimlerin mutlaka öncelikle üzerinde birleşmesi gereken bir öncelik olmalıdır” diye konuştu.

‘SÜPER GÜÇ GİBİ HAREKET EDİYOR’

Türkiye’nin Ortadoğu’da orta ölçekli bir ülke olduğunu unutarak, “süper güç” gibi hareket etmeye çalıştığına dikkat çeken Nas, “Suriye’de mezhepçi bir yaklaşımla iktidarı değiştirmeye çalışıyor. Muhalif güçlerin bazılarına gereğinden fazla yakın dururken kendi gücünü çok aşan tehlikeli bir çembere hapsetti. Hem tüm müttefiklerini hem yakın komşularını kaybetti. İç barışını ise ciddi bir tehlikeye attı. Üstelik Müslüman Kardeşler’in tüm dünya tarafından suçlu sandalyesine oturtulduğu bir dönemde, Müslüman Kardeşler’in son halkası gibi görülmesi Türkiye’nin yerleşik tüm ittifak ilişkilerinin, NATO dahil gözden geçirilmesi ve daha da yalnızlaşması sürecini tetikleyecektir” dedi.

‘OYUN KURUCU DEĞİL OYUN BOZUCU’

Türkiye’nin Ortadoğu’daki pozisyonunu “oyun kurucu değil oyun bozucu” olarak tanımlayan Nas, “Bundan sonra daha geniş bir oyun alanı bulması mümkün değildir. Kaldı ki, Türkiye müttefikleri arasında da güvenilir bir ülke olmaktan epey uzaklaşmıştır. İran-ABD çatışması ihtimalinde yeniden Batı’nın gözdesi olmayı umsa da, İran konusunda ABD’nin böyle bir adım atması şimdilik mümkün gözükmemektedir” dedi.

‘BLOKLAR GÜNLÜK OLARAK DEĞİŞİYOR’

Suriye devletlerarası savaşa sahne olurken, bu savaşta “soğuk savaş” döneminde olduğu gibi katı bloklar temelinde değil de blokların günlük olarak değiştiğinden söz edilebileceğinin altını çizin Nas, şöyle devam etti: “Ama ABD ve Rusya arasında IŞİD sorununu askeri olarak çözmek konusunda bir anlaşmanın olduğu açıktır. Teritoryal olarak ABD Irak, Rusya da Suriye tarafında kendi ortaklarını seçerek ilerleyecekleri zımni bir anlaşma olduğu görülmektedir. Türkiye, şimdi bu dengelerin her an değişebileceği umuduyla sahada tutunmaya çalışmaktadır. Ancak bunu başarabilecek akıllı ve sağduyulu bir politika izleyeceği kuşkusu her geçen gün büyümektedir. Nitekim Trump’ın Suudi Arabistan ziyaretinde, Suudi Kral ve Sisi’yi yanına alarak güvenli bir Ortadoğu politikası deklarasyonunda Türkiye’nin adını hiç anmamış olması bunun açık işaretidir.”

‘KATAR GERGİNLİĞİ TÜRKİYE’Yİ DE ETKİLEYECEK’

Nas, Suriye politikaları başta olmak üzerine dış politikada AKP’nin öne sürdüğü politikaların Türkiye’ye Ortadoğu’da oyun alanı bırakmadığını söyleyerek, “Suudileri dahi denklem dışına çıkardığı bir Türkiye var artık. Türkiye’nin bölgedeki tek müttefiki olarak Katar kalmıştır. Ancak Katar’ın da suçlu ülke sandalyesine oturtulmasına az kalmıştır. Suudiler ile Katar arasındaki gerginliğin sonuçları Türkiye’yi de etkileyecektir” ifadesinde bulundu.

‘İVEDİK POLİTİKASI’ BENZETMESİ

Türkiye’nin Ortadoğu’daki rolüne dair “İvedik politikası” benzetmesi yapan Nas, “Diplomasiden uzak, rahatsız etmeye ve oyun bozmaya dayanan bir politika bu. Ne yazık ki bunun artık iş gördüğünü söylemek olası değil” dedi. Nas, Türkiye’de kurulmak istenen rejimin sürekli ve şiddetli bir adaletsizlik, acı, güvensizlik ve yılgınlık üreteceğine vurgu yaparak, “Bu nedenle sürdürülemez. Hele tek zenginlik kaynağı insan olan bir ülkede hiç sürdürülemez. İnsanın sadece özgür, güvenli, öngörülebilir, adil ve eşitlikçi bir ortamda etkili bir güç ve gerçek bir zenginlik kaynağı olduğu bir dünyada asla sürdürülemez” dedi.

‘BAŞKA ÇIKIŞ YOK!’

“Yan yanayız bir aradayız” çağrısına da değinen Nesrin Nas, “Bugünleri ‘utançla kaydetmemek’ ve ‘taş gibi dibe batmamak’ için 80 milyonun aklına, sağduyusuna ve vicdanına seslenmek hedefiyle bin imzayla ‘Yan yanayız bir aradayız’ çağrısını yaptık” dedi. Bir çıkış yolu bulabilmek için bir arada ve yan yana durmaları gerektiğini dile getiren Nas, “Bunu referandumda yaptık ve tüm baskı ve zorluklara ve adaletsiz bir referandum sürecine rağmen hiç de az olmadığımızı gördük. Bizler kutuplaşmak, birbirimize düşmanlaşmak, Türk-Kürt, dindar-laik, Evetçi-Hayırcı diye bölünmek, onlar-bunlar diye ayrıştırılmak istemiyoruz. İnancımızı, dinimizi, dilimizi, kültürümüzü, hayat tarzımızı kendi seçtiğimiz gibi, özgür, eşit, korkusuz, huzur içinde yaşamak; birbirimize güvenmek, dayanışmak istiyoruz… Savaşa sürüklenmekten, çatışmacı ortamdan, nefret dilinden, hukuk ihlallerinden, haklarımızın özgürlüğümüzün kısıtlanmasından, can ve mal güvenliğimizden, toplumun vicdanını yitirmesinden, ahlâk aşınmasından, toplumsal duyarsızlıktan endişe duyuyoruz. Bu karanlık dönemi ancak güçlerimizi birleştirerek aşabiliriz. Çareyi de birlikte ve yan yana durarak bulacağız. Başka çıkış yok!” diye konuştu.

Yasin Kobulan – dihaber

Yorumunuzu yazınız