Suriye savaşıyla birlikte soluğu Türkiye’de alarak kurtulduğunu zanneden Hıristiyan mülteciler, inançlarından kaynaklı ikinci kez baskıya maruz kaldıklarını söylüyor. Radikal grupların baskı ve saldırısından kaçtıklarını hatırlatan mülteciler, burada ise insan tacirlerine karşı mücadele veriyor.

Suriye savaşının başlamasından bu yana resmi rakamlara göre 3 milyon Suriyeli Türkiye’ye geldi. Avrupa’ya karşı şantaj aracı olarak kullanılan mülteciler, insanlık dışı koşullarda yaşam mücadelesi verdiklerini anlattı.

GAYRİMÜSLİMLER İKİ KEZ EZİLİYOR

Mülteciler istihdamdan, sağlık ve eğitime kadar birçok haktan mahrum bırakılırken, yaşadıkları alanlarda ise sürekli ırkçı saldırılara maruz kalıyor. Adana, Mersin, Antep, Hatay, İzmir ve İstanbul gibi kentlerde sık sık şiddet olayları ile gündeme getirilen mülteciler içinde en fazla ezilenler ise gayrimüslim olanlarıdır. Halep, İdlip, Rakka, Hama ve Humus gibi kentlerde yaşayan Hıristiyanlar, DAİŞ, El Nusra (Tahrir El Şam), ÖSO ve Ahrar El Şam gibi radikal gurupların ilk hedefi oldu. Bu örgütlerin katliamlarından kaçabilenlerin bir kısmı rejime ait alanlara bir kısmı ise Türkiye’ye sığındı.

İNANÇLARINI GİZLEMEK ZORUNDA KALIYORLAR

Resmi olmayan verilere göre, Suriye’den Türkiye’ye 10 bin ile 15 bin arasında Hıristiyan mülteci gelmiş, bunlardan bazıları Kanada başta olmak üzere ABD ve Avrupa ülkelerine gitti. Gidemeyenler ise Hatay, Mersin, İstanbul, İzmir ve Adana gibi kentlerde yaşam mücadelesi veriyor. Bu kentlerde yaşayan Hıristiyan mülteciler, dini inançlarından kaynaklı sürekli dışlanırken, bir çoğu da yaşayabilmek için inançlarını gizlemek zorunda. Antakya ilçesinde kuytu yerlerde yaşam mücadelesi veren Hıristiyan mülteciler, kendilerine uzatılacak bir yardım eli bekliyor.

‘YAŞAMAK ÇOK ZOR’

İnançlarından kaynaklı burada iki kez baskıya maruz bırakıldıklarını anlatan ve 5 yıl önce İdlib’ten Yayladağı ilçesine gelen bir gayrimüslim mülteci, “Yayladağı’nda Hıristiyan olduğumuz öğrenildiğinde orada barınamadık. Bunun üzerine Antakya merkeze geldik ve yaklaşık 4 yıldır Antakya merkezde yaşıyoruz” dedi. Doğru dürüst iş bulamadıklarını dile getiren ve adının açıklanmasını istemeyen mülteci, iş bulduklarında ise günde 10 TL ile 15 TL arasında yevmiye aldıklarını, bu parayla da yaşamanın zorluklarına dikkat çekti.

‘ÇOCUKLARIMIZI SÜNNİ EĞİTİMDEN OKULA GÖNDEREMİYORUZ’

Sağlık, barınma ve eğitim gibi haklardan yaralanamadıklarını sözlerine ekleyen mülteci, Suriyeli çocuklar için Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından açılan geçici eğitim merkezlerinde çocuklarını okutmak istemediğini dile getirdi. Bunun nedenini ise, “Devlet tarafından açılan geçici eğitim merkezlerinde verilen eğitim tamamen Sünni İslam eğitimi veriliyor. Bunu bizim kabul etmemiz mümkün değil, bizim inancımız başka. Bu yüzden Suriye’den gelen hiçbir Hıristiyan kendi çocuğunu bu okullara göndermek istemiyor” diye belirtti.

Çocuklar sokakta kağıt ve benzeri geri dönüşüm maddeleri toplarken, kadınların ise küçük çocuklar ile trafik ışıklarında mendil satarak para kazanmaya çalıştığını anlatan mülteci, “Birçok kadın tacize uğruyor. Sokağa çıkmak onlar için her gün işkenceye dönüyor. Bazı kadınlar evden dışarı çıkamıyor” diye konuştu.

‘KADINLARIMIZ İNSAN TACİRLERİNİN ELİNE DÜŞTÜ’

Savaş başladığında radikal guruplardan kaçamayan birçok gayrimüslim sorgusuz sualsiz katledildiğini dile getiren mülteci, birçok kadının ise bu guruplar tarafından cinsel saldırıya maruz bırakıldığını kaydetti. Türkiye’ye sığındıklarında kurtulduklarını sandıklarını belirten mülteci, şöyle devam etti: “Türkiye, Suriye kadar kötü bir durumda. Orada kadınlarımız selefi guruplar tarafından tecavüze uğradı ve katledildi. Burada kadınlarımız tacize uğruyor. Bir çoğu sınırı geçtikten sonra insan tacirlerinin eline düştü. Bunların bir çoğuna ne oldu bilinmiyoruz. Öldürüldüler mi bilmiyoruz. Başka işler için mi kullanılıyor? Hiç bilmiyoruz. Bizi en çok yaralayan kendi dindaşlarımız tarafından yardım görmüyoruz. Tek tesellimiz kentte olan kilise dini ayinlere katılarak ruhen iyi olmaya çalışıyoruz.”

Erdoğan Alayumat – dihaber