PAYLAŞ

HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, “Sayın Öcalan’ın dikkat çektiği ‘Çözüm süreci biterse darbe dinamiği devreye girer’ uyarısı gerçekleşti ve darbe mekaniği işlemeye başladı” dedi. Sur’daki yıkıma değinen Kemalbay, “Sur yok edilirken BM, UNESCO neden hala sessiz?” diye sordu. Kemalbay, vatandaşlıktan çıkarma tartışmalarının esas amacının da Gülen’in iadesine engel olmak olduğuna işaret etti.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, partisinin haftalık grup toplantısında konuştu. Kemalbay, ilk olarak 5 Haziran 2015’te Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda yaşanan bombalı saldırıda yaşamını yitirenleri anarak, “Onlara sözümüz var demokrasi ve barış mücadeleleri yarım kalmadı. O mücadeleyi biz zafere taşıyacağız” dedi.

‘YENİ DÜNYA KURULUYOR, TÜRKİYE NASIL KARŞILAYACAK’

“Dünya hiç olmadığı kadar bildiğimiz dünya olmaktan uzaklaşıyor her gün yeni bir gelişme ile karşılaşıyoruz. Adeta yeni bir dünya kuruluyor” diyen Kemalbay, şöyle devam etti:

“Türkiye böyle bir süreci nasıl karşılamalı? Kendi içindeki çatlakları derinleştirerek mi yoksa bu çatlaklara yol açan problemleri çözerek mi yol almalı? AKP Saray iktidarının yaptığı gibi merkezileşmeyi ve çatışmayı seçerek mi? Yoksa demokrasisini güçlendirerek ve iç barışını sağlayarak mı hazırlanmalı? Hem içerde hem dışarıda sürmekte olan bu kırılma anında hepimiz kendi kaderimiz hakkında sorular sormalı, cevaplarımızı cesaretle vermeliyiz.”

7 Haziran seçimlerini hatırlatan Kemalbay, HDP’nin 7 Haziran zaferiyle AKP’nin tek başına iktidar olmasını engellediğini anımsattı.

Kemalbay, “Gerçek bir demokrasi ve onurlu barış savunuculuğu yaparak milyonların gönlünü kazanan HDP, egemenleri korkuttu. İktidarlarını kaybetmekten korkanlar demokrasi ve barış isteyenlere karşı birleştiler. Ve savaş politikaları başlatıldı. Çok geçmeden Sayın Öcalan’ın sık sık dikkat çektiği ‘Çözüm süreci biterse darbe dinamiği devreye girer’ uyarısı gerçekleşti ve darbe mekaniği işlemeye başladı” diye belirtti.

Kemalbay, OHAL’in kaldırılmayarak Kanun Hükmünde Kararnameler ile hukuksuzluğun baş tacı yapıldığını ifade ederek, “Yargı siyasi iktidar tarafından esir alındı. Saray vesayeti varsa bunun adı darbedir. Ve biz 15 Temmuz’a karşı olduğumuz gibi Saray-AKP darbesine de sonuna kadar karşıyız” dedi.

‘VATANDAŞLIKTAN ÇIKARMA AKP’NİN BİR TAKTİĞİDİR’

Kemalbay, Gülen’in iadesi konusunda tutuklu Eş Genel Başkan Selahattin Demirtaş’ın daha önceki grup toplantısındaki ifadelerini hatırlatarak, şöyle konuştu: “Her şey Gülen’in iade edilememesi üzerine kurulu. İade edilirse konuştuğunda ortada Türkiye’de devlet diye bir şey kalmayabilir. Bir bakmışsınız ki asıl devlet Gülen, paralel olanlar bunlar. Bir AKP taktiği olarak vatandaşlıktan çıkarma düzenlemesine milletvekillerimiz Faysal Sarıyıldız ve Tuğba Hezer’in de adı eklenmiştir. Bu taktik halkların iradesini yok saymaktır. Esas amaç Gülen’in iadesine engel olmaya kılıf uydurmaktır. Hezer ve Sarıyıldız, halkın iradesidir. Kimsenin vatandaşlıklarını almak gibi davranışı olamaz kimsenin haddine değildir.”

Kemalbay, cezaevi koşullarına da değinerek, “Hukuk yok, hapishaneler tıklım tıklım. Tutsaklar dönüşümlü uyuyorlar. Hasta tutsaklar tedavi edilmiyor. İddianame yazılmadan aylarca tutuklu kalan öğrenciler, siyasetçiler, gazeteciler var. İddianame varsa da tam bir deli saçması. İmam’ın Ordusu kitabını yazan Ahmet Şık’ın bu sefer ‘FETÖ’cü yapılması gibi” diye kaydetti.

‘MİLLETVEKİLLERİMİZİN YÜZLERİNDEN, SÖZLERİNDEN KORKUYORSUNUZ’

Kemalbay, değerlendirmelerini tutuklu milletvekillerinin durumuna dikkat çekerek, “Başkanlarımız ve milletvekillerimizin duruşmalara bizzat katılma, orada bulunma haklarıysa engelleniyor. Bu nasıl engellenebilir? Neden uyduruk bahanelerle reddediyorsunuz? Biz bunun cevabını biliyoruz. Sizler onların yüzlerinden, gözlerinden, sözlerinden, fikirlerinden korkuyorsunuz. Gerçekle yüzleşmekten korkuyorsunuz” şeklinde sürdürdü.

‘OHAL EMEKÇİLERE UYGULANIYOR’

OHAL’in ilan edilmesinin üzerinden neredeyse bir yıl geçtiğine dikkat çeken Kemalbay, “Biz OHAL’i halka değil, devlete getirdik’ dediler. Bakalım OHAL kimlere uygulanıyor? Mesela OHAL’de Şişe-Cam grevi yasaklanıyor. Böylece sermayenin yüksek karları ve bekası korunmuş oluyor. Cam işçilerinin toplam maliyetler içindeki payı sadece yüzde 4 iken bu bile emekçilere çok görülüyor. Anayasal hak olan grev hakkı ‘milli güvenliği tehdit’ gerekçesi ile yasaklanıyor. ‘Cam işçisinin milli güvenlikle ne alakası var!’ Grev haktır, yasaklanması demokratik hakkın gasp edilmesidir. Görülüyor ki devlet ve sermaye el ele vermiş OHAL’i işçiye karşı kullanmakta. OHAL işçiye sopa, patrona kalkan olmaktadır” dedi.

‘AĞACA BAKIP ODUN GÖRÜYORLAR’

Kemalbay, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Trump Paris iklim anlaşmasını imzalamadı, daha fazla kar için doğanın yok edilmesi umurunda değil. Bizde de Erdoğan zeytin alanlarını tarumar edecek yasaları çıkarma peşinde. AKP, zeytin ağaçlarının yok edilmesine yönelen bütün tepkilere ‘yıkılacak ağaçlar yerine yeni zeytin ağacı dikeriz’ diyor. Tarihin en değerli mirası, barışın simgesi olmuş zeytini, bu coğrafyanın en değerli alanları zeytinlikleri gözden çıkarmak insanlığa karşı işlenen en büyük suçlardan biri olacaktır. Hükümeti uyarıyoruz, bir an önce bu yanlışlıktan dönülmelidir. Bugün emekçilerin hakkını gasp etmekte sınır tanımayan bu zihniyet, gelecek kuşakların hakkını da şimdiden gasp etme peşinde. Eşbaşkanımız Selahattin Demirtaş’ın kulaklarını çınlatayım: Bunlar ‘Ağaca bakıp odun görüyorlar’.”

‘NURİYE VE SEMİH GÖRÜNMEZ KILINMAK İSTENİYOR’

Nuriye Gülmen, Semih Özakça ve Veli Saçılık’ın işlerine dönmek için gösterdikleri direnişe de değinen Kemalbay, “İnsan hakları heykeli önünde başlattıkları barışçıl eylem polisler tarafından defalarca saldırıya uğradı. Sadece işini isteyen bu insanlar darp edildi, yetmedi terörist ilan edildiler. 90 gündür açlık grevinde olan Semih’i ve Nuriye’yi unutturmak, görünmez kılmak için İçişleri Bakanı ve bütün OHAL aygıtı seferber oldu. Bizler Nuriye ve Semih’in sağlığından büyük endişe duyuyoruz. Bir an önce Nuriye ve Semih’in ve hukuksuzca işsiz bırakılan tüm emekçilerin haklı talepleri karşılanmalıdır” dedi.

“Bir taraftan savaş ve asimilasyonu sürdürürken öte taraftan sahte muhataplar yaratarak barış süreci başlatacaklarmış gibi söylentiler yayıyorlar” diyen Kemalbay, “Bugüne kadar her siyasi iktidar böyle boş hayaller vadetmiş, sorunları halının altına süpürmüştür. AKP de aynısını yapıyor. Ama hiç biri muvaffak olamadığı gibi maalesef bu ülkenin çocukları bu yanlış politikaların ağır bedelini ödüyorlar” ifadesini kullandı.

‘SUR’DA İNSANLIĞIN MİRASI YAĞMALANIYOR’

Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki yıkıma da değinen Kemalbay, “Hükümet bir taraftan Kürt coğrafyasını operasyonlar, sokağa çıkma yasakları, ablukalar altına almışken, öte yandan Kürt illerinde rant ve yağmaya çıkmıştır. Sur’da insanlığın kültürel mirasını hukuksuzca yıkmakta ve yağmalamaktadır. Şu an Sur’da yaşanan on bin yıllık tarihin ve kültürün yok edilmesidir. Hükümetin Sur’a karşı açtığı savaş sadece Kürtlerin mirasını hedef almıyor, aynı zamanda bir dünya mirasını yok ediyor. Başlatılan yıkım ve yok etme politikası insanlık tarihinde kara bir leke olarak kalacak. Tarihi ve kültürüyle binlerce yıllık bir hazine olan Sur yok edilirken BM, UNESCO neden hala sessiz? UNESCO sessiz kalarak bu hukuksuzluğa ortak olmamalıdır” ifadelerini kullandı.

Yorumunuzu yazınız