Bahar ile birlikte ,Referandum ve sonuçlarının yerini ,Türkiyenin fiili yeni dönem gündemine hazırlanan Partilerin iç ve dış tartışmaları aldı.

Devlet ilk defa bu kadar keskin bir tek parti döneminin sürecine girdi.1920 li yıllarda kurulan T.C devleti ,1950 yıllara kadar tek partili bir dönem yaşamış olsada, aslında o dönemin tek partisi CHP, farklı politik kesimlerden oluşan bir hizipler koalisyonuydu.

Bu dönem CHP’sinin içinde ,İttiat-terakici (Kuvai milliciler) yani kemalistler,Muhafazakarlar,bir dönemine kadar kürtler,hatta aleviler ve sosyalistlerin hizipleri vardı. Zaman içinde Kemalistler hem partiye ,hemde tek partili devlete uyarladıkları TÜRK-İSLAM ideolojisi temelinde damgasını vurmuş oldular.Diğer hizipler sırasıyla önce sosyalistler,ardından kürtler ve aleviler tasviye edilerek devlet politikasındaki temsil defterleri kapatıldı.

Güçlü bir kanat olan muhafazakar İslamcı hizip baskılansa da, varlığını devlet bürokrasisi ve kurumlarında ve CHP politikaları içindeki kadroları aracılığıyla sürdürdü.

1945 yılından itibaren açığa çıkan bu muhalefet grubu , dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönünün de onayıyla; Mustafa kemalin son başbakanı,Celal Bayar, Adnan Mendres, Refik Koraltan ve Mehmet Fuat Köprülü gibi CHP içinden çıkan politikacılar, 7 ocak 1946 da DEMOKRAT PARTİ’yi kurdular.

1950 den itibaren çok partili döneme geçilmiş olundu.

1946- 1950 arası muhalefet de olan ,Demokrat Parti 14 Mayıs 1950 de yapılan genel milletvekili seçimlerinde oyların %52 sinden fazlasını alarak tek parti iktidarını da,devirmiş oldu. Türk siyasi hayatının daha sonraki yıllarında malum,gelgitler yaşanmaya devam etti.

Parti kapatmalar,idamlar,darbeler derken,zaman hızla akıp gidiyordu.Dünya politik olarak halden hale,renk’den renge bürünüp değişim içinde değişim yaşarken,Türk siyaseti devletin 1920 lerdeki resmi ideolojisine saplanıp kalmıştı. Bir Türkçüler,bir islamcılar derken elmanın iki yarısı arasında bir kapışmadır gidiyordu.

1980 askeri darbesiyle,sol sosyalist,kürt muhalefet çıkışı tekrar silindirden geçirildikten sonra ,şans İslami cemaatler gülmüştü. Devletin bekaası onlara teslim edilerek ,toplum hızla dinci Cemaatlerin insafına teslim edilerek, Cemaat-Devlet’in iç içe geçiş dönemi başlamış oldu.

ANAP dan sonra, 2002 de AKP nin şahsında, islami Cemaatlerin koaalisyon dönemi başlamış oldu.Adım adım tüm devlet kurumlarını ve bürokrasisini ele geçiren Cemaatler koalisyonu AKP 2015 yılından itibaren ,asıl muhalefetini Cemaatler arası iktidar mücadelesinde yaşamış oldu.

Milli görüş cemaati nin ve diğer bir çok irili ufaklı cemaatin temsilini yapan AKP nin dayandığı ana gücü ile FETO cemaati arasında iktidar mücadelesi iş hesaplaşmaya dönüşünce 15 temmuz kalkışmaları ile bir birlerini alt etme mücadelesinde AKP nin ERDOĞAN kanadı ,FETO yu bertaraf etmişe benziyor.

Bu süreç de yaşanan mücadele kapsamında ERDOĞAN, FETO bahanesi ile OHAL ilan ederek ve KHK ile tüm kurtulmak istediği muhaliflerini bertaraf edip ,mutlak iktidarı önündeki engelleri de temizlemiş oldu.

Referandum,Evet,Hayır derken ,Kürt muhalefeti Zindana, MHP muhalefeti darmadağın yedeğe, CHP muhalefeti ise işlevsiz bir meclise hapsedilerek ,ATI ALAN ÜSKÜDARI GEÇTİ’’ diyerek 21 Mayıs 2017

de Erdoğanın isteği üzerine yapılan, AKP olağanüstü Parti kogresiyle, Parti başkanlığı,Hükümet başkanlığı, Devlet başkanlığı ve devletin REİS’i olma ünvanlarının tümünü alarak ,yeniden tek partili bir türkiye döneminin de başladığını ilan etmiş oluyordu.

O erdi muradına,biz çıkalım kerevetine.Ama oturup uyumak için değil,daha etkili bir mücadele yolunu düşünmek için,

TV de İFTARLIK GAZOZ filmini izlerken,Türkiyenin son 50-60 yılının yaşanmışlıkları bir bir gözümün önünden geçerken ,yazımın konusu kontrolümden çıkarak ,böyle evrildi.

Ben tesadüfen izledim. Size de tavsiye ederim. İyi seyirler.