İşlerine dönmek için 63 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile dayanışmak için Kadıköy’de başlatılan açlık grevini 6’ncı gününde Prof. Dr. Beyza Üstün devraldı. Üstün, “Gülmen ve Özakça bu hukuksuzluğa karşı çığlık oldular” dedi. Ankara’da da ATO sağlık durumlarına ilişkin açıklamada bulundu.

İşlerine dönmek için açlık grevlerinin 63’üncü gününde olan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’ye destek olmak amacıyla İstanbul Kadıköy’de başlatılan süreli dönüşümlü açlık grevi 6’ncı gününde.

‘GÜLMEN VE ÖZAKÇA HUKUKSUZLUĞA ÇIĞLIK OLDULAR’

Grevi, bugün devralan Prof. Dr. Beyza Üstün, Gülmen ve Özakça olmak üzere KHK’ler ile ihraç edilen ve açlık ile terbiye edilmek istenen tüm kamu görevlileri için açlık grevi eylemi başlattıklarını hatırlattı. Üstün, “Gülmen ve Özakça bu hukuksuzluğa karşı çığlık oldular. Kendi bedenlerini ölüme doğru götüren bir süreci başlattılar. Sadece biz bu çığlığın yanında durmaya çalışıyoruz. Çünkü, Semih ve Nuriye’nin kendi iradesidir. Çok haklı olarak yaşamlarını geri istiyorlar. Eğitime verdikleri emeklerini geri istiyorlar. Özlük haklarını geri istiyorlar. Bir gecede faşistçe yapılan bu müdahaleyi çığlık atarak, açlık greviyle seslendiriyorlar” diye konuştu.

DAYANIŞMA ÇAĞRISI

“Bir başka Nuriye ve Semih yok” diyen Üstün, sözlerini şöyle sürdürdü: “İşinden atılan herkes ayrı kıymetlidir ve hayata ayrı emekler vermiş. Bizler bu hayatta eşit, özgür ve demokratik bir ortamda yaşamak istiyoruz. Bunun olması için de dayanışmamızı sürdüreceğiz. Önce işten atılan herkesin işlerine geri alınmasını talep ediyoruz. Başta Semih ve Nuriye’nin derhal açlık grevi eylemini bıraktıracak şekilde işlerine geri dönmelerini istiyoruz. Arkadaşlarımıza eklenen ve onları yaşamdan koparan her gün bizi daha çok acıtıyor. Semih’i ve Nuriye’yi geri istiyoruz. Başka bir Semih ve Nuriye yok.”

Sembolik olarak Gülmen ve Özakça’nın çığlığıyla dayanışmayı büyüttüklerini dile getiren Üstün, “Ancak bu yeterli değil. Herkesi bu dayanışmayı görmeye, KHK’ler ile işten atılan tüm emekçilerin geri alınması için gerekli baskıyı oluşturmaya davet ediyoruz” çağrısında bulundu.

Grevi, yarın Yıldız Teknik Üniversitesi’nden KHK ile ihraç edilen öğretim görevlisi Ahu Karasulu devralacak.

BİR DESTEK DE MİMAR SİNAN ÖĞRENCİLERİNDEN

Gülmen ve Özakça’ya bir destek de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) Edebiyat Fakültesi öğrencilerinden geldi. Okul kantininde Gülmen ile Özakça’nın fotoğrafları asılırken öğrenciler, “KHK’lar gitsin yaşam kazansın”, “Açlık grevlerine ses ver” ve “Nuriye ve Semih’in açlığına ses ver” dövizleri taşıdı.

Öğrenciler ayrıca Özakça ve Gülmen’in fotoğraflarından oluşan sergi açtı.

ATO: GÜLMEN VE ÖZAKÇA MÜDAHALEYİ REDDETTİ

Ankara Tabip Odası (ATO) Yüksel Caddesi’nde bulunan İnsanlık Anıtı önünde 63 gündür açlık grevinde olan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın sağlık durumuna dikkat çekmek için odada basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, ATO Başkanı Prof. Dr. Vedat Bulut, Genel Sekreteri Mine Önal ve Yönetim Kurulu üyesi Metin Baştuğ’un yanı sıra CHP’li vekiller de katıldı.

‘BİYO KİMYA DEĞERLERİ KÖTÜLEŞMİŞTİR’

Toplantıda konuşan ATO Başkanı Vedat Bulut, Gülmen ve Özakça’yı kontrol ettiklerini ve uyulması gereken kuralları kendilerine aktardıklarını belirtti. Bulut, “Günde 1 litre su, 5 çorba kaşığı şeker, 2 çay kaşığı tuzun ve B1 vitaminin günlük olarak alınmasını önerdik. Bu süreç içerisinde iki vatandaşımız 15 kg kilo kaybı yaşadığı gibi iki gündür Gülmen’in sağlığı giderek bozulmuştur. Tansiyon ve nabız düzensizlikleri başlamış, bulaşıcı hastalara karşı savunmaları zayıflamıştır. Gülmen ve Özakça’nın kan ve biyokimya değerleri kötüleşmiştir. Özellikle açlık grevlerinin kritik dönüm noktası olan 45’inci gün aşılmış ve 63’üncü güne girilmiştir” diye konuştu.

‘TÜRKİYE GENCECİK İNSANLARIN ÖLÜMÜNÜ HAK ETMİYOR’

Gülmen ve Özakça’nın bilinçleri kapanması durumunda müdahale şansı istediklerini fakat kendilerinin bu onayı vermediklerini ve tedavi olmak istemediklerini dile getiren Bulut, “Bu trajedi, Ankara’nın göbeğinde TBMM’den 500 metre uzakta, gözlerimizin önünde cereyan etmektedir. Tüm dünya kamuoyunun gözü Gülmen ve Özakça’nın üzerindedir. Göstermelik komisyonlarla AİHM’e hile yapmaya ve uluslararası imza koyduğumuz sözleşmeleri yok sayma anlayışı, ülkemizi bir çağdaş ülke olmak konumundan çıkarmakta, Türkiye’nin onurunu zedelemektedir. Türkiye bu trajediyi ve bu gencecik insanların ölümünü hak etmiyor” dedi.