AKP eski milletvekili ve MAZLUMDER eski Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, AKP kongresinde “hayali muhatapların” yaratılacağını belirterek, “Siyasi muhataplar HDP ve PKK’dir, hayali muhataplarla çözüm olmaz” dedi. Ünsal, Rojava’daki gelişmelerin Türkiye’nin Kürt politikasını değiştireceğini söyledi.

Referandumla sıkıntılı ve sancılı bir yeni döneme giren Türkiye’de hafta sonu iki önemli ve kritik kongre gerçekleştirilecek. İlki 20 Mayıs’ta zorunluluktan yapılacak olan HDP kongresi, ikincisi de HDP’yi tümüyle tasfiye etme girişimlerini sürdüren ve Erdoğan’ın “tek hakim” olarak partiye döneceği AKP’nin 21 Mayıs’taki kongresi.

HDP BARIŞÇIL POZİSYONUNU KORUYOR

HDP, kongrede sadece mecburi olarak eş genel başkanlar seçmeyecek, hem tasfiye edilen merkezi yapısını güçlendirecek hem de Türkiye toplumuna yeni bir özüm ve yol haritası sunacak. HDP bunu 6-7 Mayıs MYK ve Meclis grubu, 10 Ekim il eşbaşkanları ve 13 Ekim PM toplantılarında yürüttüğü tartışmalarla kararlaştırdı. HDP bütün saldırılara rağmen siyasi olarak, Prof. Dr. Mustafa Altıntaş’ın da söylediği gibi “durduğu yerde” duruyor ve barışçıl pozisyonunu koruyor. HDP, AKP’den bir gün önce yapacağı kongreyle “temel muhalefet partisi” olmanı konumunu güçlendirecek mesajlarla toplumun karşısına çıkmaya hazırlanıyor.

AKP KONGRESİNE YÖNELİK BEKLENTİ YARATMA GİRİŞİMİ

Peki ya bütün bu sorunların bir de doğal muhatabı konumunda olan AKP… Referandum öncesi ve sonrasında tartışmaların odağında yer alan, parti içi rahatsızlıkların belli düzeylerde kamuoyuna yansıdığı iktidar partisinde yapılacak olan kongre ile Erdoğan’ın partiye “mutlak” hakimiyeti bir kez daha teyit edilmiş olacak. AKP’de sindirilen muhalefet ise bu durumu kabullenmiş gibi görünüyor. AKP’deki bu durumu gözden kaçırmak için AKP medyası üzerinden, “Türkiye normalleştirilecek, çözüm sürecine yeniden dönülecek” gibi mesajlar yayılmaya ve AKP kongresine yönelik beklenti yaratılmaya başlandı. İddialar o kadar ileri götürüldü ki, Rojava, Irak ve içeride Kürtlere yönelik yürütülen bütün saldırılara rağmen “Kürtlerin hamisi” olma rolü üstleneceği bile ileri sürüldü.

AKP KADAR DEVLETE HAKİM OLAN BİR BAŞKA PARTİ YOK

AKP kongresine ilişkin olarak eski AKP milletvekili ve görevden el çektirilen MAZLUMDER eski Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal durumu farklı değerlendiriyor. Ünsal, Mustafa Kemal dönemi dışında AKP kadar devlete hakim olan bir başka güç olmadığını, referandumla birlikte bunun derinleştiğini söyledi. “Devlete hakim olma” durumunun AKP’ye “sorunları çözme” sorumluluğu yüklediğinin altını çizen Ünsal, “Artık Türkiye’nin sorunlarını çözmek konusunda AKP’nin arkasına sığınacağı hiçbir mazeret kalmadı” dedi ve buna cevap olunup olunmayacağının yapılacak olan kongreyle belli olacağını belirtti.

ÇÖZÜM İRADESİ ORTAYA ÇIKARILMALI

Ünsal, AKP kongresinde ya da bundan sonraki süreçte bir “çözüm iradesinin” ortaya konulup konulmayacağına ilişkin de, “Böyle bir çözüm ve çözüm iradesi gelişmek durumunda. Türkiye’nin içerisindeki bu baskı altında şekillenen siyasal yapının sürdürülebilmesi ile ilgili ciddi endişeler taşıyorum. Baskı altında sürdürülen bu siyasal tablo ne kadar sürdürülebilir?” şeklinde konuştu.

Özellikle Kuzey Suriye ve Irak’ta yaşanan gelişmelere de işaret eden Ünsal, “Suriye’nin kuzeyi yani Rojava Kürdistanı’nın geleceği ve Irak Kürdistanı’nın geleceğiyle ilgili farklı bir durum gelişiyor. Türkiye’nin kendi içindeki bu baskıcı süreç ve bu iki komşu ülkedeki Kürtlerin bir statüye gidiyor olmasının baskısı altında bu Kürt meselesinin bir şekilde çözülmesi lazım. Nasıl çözülecek? Bunu en iyi Cumhurbaşkanı’nın kongredeki konuşmalarından anlayacağız. Ama öyle görünüyor ki eskisi gibi yapmayacak. PKK’yi muhatap almayacağı, HDP’yi de bazı konularda eğer kendi razı olabileceği bir söyleme çekebilirse muhatap alabilecek gibi görünüyor. O şartlar altında çözüm denilen süreç ne kadar yürür doğrusu benim kuşkum var. O yüzden biraz kongredeki mesajları beklemek lazım” diye konuştu.

BEĞENSENİZ DE BEĞENMESENİZ DE MUHATAP BELLİDİR

Ünsal, böylesine bir yaklaşımın da çözüm getirmeyeceğini belirterek, şunları söyledi: “Basında çıkan haberlerden yola çıkar isek, aşiret yapılarının geleneksel medrese geleneğinden gelen kanaat önderlerinin muhatap alınacağı bir muhataplık içerisinde çözmeye çalışacak. Eğer bu olur ise bu çok güdük kalır, sorun çözme kapasitesi düşük bir muhataplık düşünülmüş olur. Çünkü beğenseniz de beğenmeseniz de siyasi sorunu kendi merkezine almış bir siyasal parti var muhatap olarak. O muhatabı görmezden gelerek veya o muhatabı bir şekilde mahkeme süreçleri ile veya çeşitli baskılar kullanarak istediğiniz kıvama sokarak onunla konuşmuş olmanız diyalogu hakiki olmaktan çıkarır. Gerçek muhatabınız ve gerçek talepleriyle yüzleşirseniz diyalog olur öbür türlüsü ‘yenerek, ezerek bir kalıba sokarak’ siyasilerle görüşmüş olursunuz bu hakiki bir diyalog olmaz. Benim kanaatim çözüm sürecinde bir takım hatalar yapıldı.

HDP’NİN YOL HARİTASI ÇOK ÖNEMLİ

Bir kere HDP’nin genel kurulunda iyi bir özeleştiri yaparak veya yeniden bir program ortaya koyarak taleplerinden geri çekilmediğini, baskı ile şekillendirilmediğini gösterecek bir kararlılık ortaya koyması gerektiğini ve o kararlılık içerisinde bir siyasal çözüm teklifini sunmasını bekleriz. Önce HDP kongresi olacak sonra bakalım AKP o tekliflere nasıl cevap verecek. HDP’nin bu konuda bir yol haritası açıklayacağı anlaşılıyor. Muhtemelen eski sürecin de herhalde bir takım aksaklıklarını görerek bir teklifle ortaya çıkacak. O teklif son derece önemli. AKP’nin buna ne kadar cevap olacağı ertesi gün yapılacak olan AKP kongresinde göreceğiz.”

ERDOĞAN’IN GÜCÜ SORGULANMIYOR

Erdoğan’ın AKP üzerindeki ağırlığına da işaret eden ve bu gücün seçmende karşılığı olduğunu belirten Ünsal, bu konuda “baskıları, devlet yardımı ile kampanya yürütülmesini” görmezden gelmediğini söyledi. Erdoğan’ın gücünün “AKP açısından sorgulanabilir bir durum” olmadığının altını çizen Ünsal şunları söyledi:

PARTİ OLMAKTAN ÇIKIP ERDOĞAN’IN MÜLKÜNE DÖNDÜ

“Bu bir parti için kötü bir şey. Bir ekibin siyasal program çerçevesinde bir siyasi yapı haline gelmesini bekleriz. Ama öyle anlaşılıyor ki AK Parti bir lider partisi olarak kalmayı tercih etti. Halbuki Abdullah Gül, Abdullatif Şener, Bülent Arınç gibi o partiyi kuran 4 kurucu saç ayağının birbiriyle ilişkisi eşit düzeyde giderken AKP daha siyasi bir partiydi. 1 Mart tezkeresi Erdoğan’ın bütün ağırlığını koymasına rağmen o dönem meclisten geçmemişti. Daha sonra AKP süratle bir parti olmaktan çıkıp Erdoğan’ın özel mülkü olarak dönüşmeye başladı. Bu kadar büyük bir güç karşısında AKP içinde insanlar susmayı tercih ediyorlar. Bu AKP’de muhalefetin olmadığı anlamına gelmez bir memnuniyetsizlik var ama insanlar açığa çıkmaya cesaret edemiyorlar. Tabiiki memnuniyetsizler, bu durumu kabullenerek orada siyaset yürütenler bakımından bu bir meşru mazeret olamaz. Nihayetinde tarih karşısında ‘Ya ben memnun değildim ama sustum’ diyenlerin bir mazereti olmayacaktır. Tarih bir şekilde hepimizi yaptıklarımız üzerinden yargılayacak.”

ROJAVA GERÇEĞİ KABUL EDİLMEK ZORUNDA

Erdoğan’ın ABD gezisinin, kongrede vereceği mesajları da etkileyebileceğini belirten Ünsal, özellikle Türkiye’nin Rojava gerçeğini kabul etmek zorunda olduğunu şu sözlerle dile getirdi: “AKP siyasi kadrolarının kabullenmesi gereken ama kabul etmekte zorlandığı konu, Rojava’da meselesidir. Bu Rusya’nın da değişik dozda ifade edip desteklediği Amerika’nın daha açıktan desteklediği bir siyasal yapı olacak. Suriye merkezi yönetimi de bu siyasi yapılanmaya razı olacak. Türkiye’nin bu küresel aktörlerin ve Suriye’nin razı olduğu bir konuda Türkiye’nin sürekli ben istemiyorum diye ayak diremesi sonuç alıcı siyaset değil. Bir kere bunu ABD ziyareti kabul ettirmiş olacak.

HAYALİ MUHATAPLAR ÜZERİNDEN SORUN ÇÖZÜLMEZ

Ben Rojava’nın ve Irak Kürdistan’ın yeni bir şekle doğru gitmesinin Türkiye’nin kendi Kürtlerine dönük iç siyasetini mutlaka değiştireceği bir dış baskı olacağını, Türkiye’nin bundan kurtulamayacağını, hayali muhataplarla ya da kitlesel etkisi olmayan yerel şeyhler aşiret liderleriyle sanal muhataplarla yürüteceği diyalog ve müzakerenin sorunu çözmeye yeterli olmayacağını, gerçek muhatapla gerçekli bir diyalog zemini içerisinde bulunur ise sorun çözülebileceğini düşünüyorum. O muhatap da siyasi düzeyde HDP ve bir şekilde PKK olduğunu görmek lazım. Bu HDP ve PKK siyasetlerini tam anlamıyla desteklediğim anlamına gelmez. Onların siyasetinin de eleştiriye ve özeleştiriye tabi olması gerekir ama böyle de bir gerçekliği var Türkiye bunları görmez ise hayali muhataplar üzerinden sorunu çözemez.”

Kenan Kırkaya – dihaber