HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın “Toplumsal ittifak” sözlerini değerlendiren Prof. Dr. Beyza Üstün, Demirtaş’ın partiler üstü toplumsal bir ittifaktan bahsettiğini belirterek, “Bunu hep beraber dayanışarak örebiliriz” dedi.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, geçtiğimiz günlerde tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nden gönderdiği mektupla bahsettiği “ittifak”ı, akademisyenler değerlendirdi. Mektup, kamuoyuna yansımasıyla farklı yorumlara yol açtı. HDP MYK üyesi Prof. Dr. Beyza Üstün ve Yıldız Üniversitesi’nden KHK ile ihraç edilen Doç. Dr. Semih Akça Demirtaş’ın bahsettiği “ittifakı” değerlendirdi.

Referandumda “Evet” ve “Hayır”ın neredeyse yarı yarıya çıktığını hatırlatan HDP MYK Üyesi Prof. Dr. Beyza Üstün, “Toplumun büyük bir kısmı tek adam yönetimine ve uygulamalarına ‘Hayır’ dedi. Herkes kendi durduğu yerden ‘Hayır’ dedi. HDP olarak, toplumsal bir dönüşümden, yeni yaşamdan doğru değişiklikleri kabul eden bir siyasetiz. Biz, savaşı durdurmayı ve barışı tesis etmekle, bu topraklarda yaşayan tüm kesimlerin eşit ve özgür olması koşuluna bağlayan bir siyaset oluşturuyoruz. HDP, HDK fikriyatında olan herkes buradan ‘Hayır’ dedi. Bu kıymetlidir. HDP, bu ‘Hayır’ sözünü buradan büyütüyor ve bunun için toplumsal dayanışmayı nasıl yapacağı arıyor ve arayışı sürdürüyor” diye konuştu.

‘BEDELİ NE OLURSA OLSUN MÜCADELEMİZ SÜRECEK’

7 Haziran seçiminin ardından HDP’ye yönelik baskı, tutuklama ve gözaltılara dikkat çeken Üstün, “Özgürlük, barış isteyen ve artık bu topraklarda çözüm süreci devam etsin diyenler bu baskıyı görüyorlar. Referandumda bu politikalara ‘Hayır’ dedik” ifadelerini kullandı. HDP eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın tutukluluk durumuna işaret eden Üstün, “Bu halkın iradesi tutuklandı. Sistem istediği kadar farklı sıfatlar yapıştırıp tutuklasa bile onlar bizim eş başkanlarımızdır. Bedeli ne olursa olsun bizler sözümüzü özgürce söylemeye devam edeceğiz” dedi.

‘TOPLUMSAL BİR İTTİFAKTAN BAHSEDİLİYOR’

Demirtaş’ın “‘Evet’ veya ‘Hayır’ın oranları önemsizdir. Biz toplumsal olarak aslında arzu ettiğimiz yaşama doğru yol alacağız” sözlerini değerlendiren Üstün, şöyle devam etti: “Burada, toplumsal bir ittifaktan bahsediliyor. Bizleri marjinalize eden, halkları bölenlere karşı görüşü ne olursa olsun aslında birlikte bu coğrafyada toplumsal dayanışmayı kuracağız. Ve arzu ettiğimiz yaşamı birlikte öreceğiz. Toplumsal ittifak derken, halklara bu mesajı veriyor. Halklar eşit ve özgürce yaşayana kadar, emeğin sömürüsü olmadığı bir yaşamda yaşayacağına kadar, ekosistemler şirketlerin cirit attığı devletin istediğini istediği bir alan olmayıncaya kadar, bu topraklarda yıllardır özgürlük mücadelesi veren halklar özellikle Kürt halkı özgür oluncaya kadar, hepimiz özgür ve eşit yaşayıncaya kadar bu mücadelemiz ve dayanışmamız sürecek. Ondan sonra da yeni yaşamı ördüğümüz için gerçek anlamda dayanışacağız. Toplumsal ittifakla hep beraber öreceğiz bu yaşamı. Başka seçeneğimiz yok. Birbirimizi ötekileştirerek, savaşarak, kırdırtarak böyle bir yaşam söz konusu değil. Hepimiz bu girdabın altında kalırız. Onun için bir kez daha barışa ve yeni birlikte yaşamaya davet etti. Sevgili eşbaşkanımız Demirtaş buna işaret etti.”

‘PARTİLERDEN DEĞİL TOPLUMSAL DAYANIŞMADAN SÖZEDİYOR’

Demirtaş’ın işaret ettiği ittifakın parti ittifakı olmadığını kaydeden Üstün, sözlerini şöyle sonlandırdı: “HDP’nin AKP ile ve HDP’nin başka bir partiyle ittifakından bahsetmiyor. Toplumsal bir dayanışma ağından bahsediyor. Bu dayanışma ve siyasetin, parlamenter zeminde ve barış ortamında çözülebileceğinden bahsediyor. Bu parlamenter zeminde zaten herkes özgürlük anlayışını ortaya koymalı ve demokrasiyi örmeliyiz. Demokrasi örgüsünden bahsediyor. Bunun için de doğru adresin Meclis olduğundan bahsediyor. Ama referandumda oylanan 18 maddelik Anayasa’dan bahsetmiyor. Gerçekten demokratik bir Anayasa’dan söz ediyor. Bunu yapabilmek için zaten parlamenter zemindeki herkese görev düşüyor. Bunun adı AKP’li, CHP’li, MHP’li olmuş. Burada doğrudan bahsetmiş olduğu bir ittifak zemini yok. Ve bizim de yok. Ama hep beraber, demokrasiyi parlamento ve toplumsal alanda birlikte dayanışarak örebiliriz. Bunu örmeye de çok kararlıyız. Bundan söz ediyor. Ama bir kurumsal partiden ya da iki kurum partilerin birbiriyle ittifak yapıp bir şeyi çözmeye ve siyaseten ortaklığından bahsetmiyor.” “Faşizm ve kapitalizmin saldırıları ne boyutta olursa olsun, bu topraklarda özgür ve eşit yaşayacağız” diyen Üstün, “Halklar dayanışarak bu yeni yaşamı örecek” dedi.

‘DEMOKRATİK CEPHE EKSİKLİĞİ VAR’

Türkiye’de başkanlık adı altında otoriter ve yeni bir rejimin inşa edildiğini belirten Yıldız Teknik Üniversitesi’nden KHK ile ihraç edilen Doç. Dr. Semih Akça, “İnşa edilmek istenen sistemin karşısında bir demokratik cephe eksikliği var. Referandum kabaca toplumun ikiye ayrıştığı manzara ortaya çıkardı. Bu blokları çok da homojen almamam lazım. Yani bunların arasında heterojen durum var. Demirtaş, ‘Evet’ bloğunun tabanından oluşturulacak bir demokratik cephenin içine çekilebilecek, kazanılması gereken unsurlar vardır. Bunun ‘Hayır’ cephesi içerisindeki demokratik, özgürlükçü bir Türkiye perspektifine sahip unsurların bir araya gelebileceği blok inşa etmek lazım diyor. Muhtemelen bu inşaya soyunacak siyaseti düşünmek lazım diyor” dedi.