PAYLAŞ

Şırnak’ta gözaltına alınan ve 25 yıldır kendisinden haber alınamayan Mehmet Ertak’ın oğlu Servet Ertak, “Bugün bizler mağduruz, yarın herkes mağdur olabilir” diyerek, faillerin bulunup yargılanması için kayıp yakınlarının sesine daha güçlü ses verilmesini istedi.

Türkiye bir 17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası’nı daha binlerce kaybın akıbetini açıklamadan geride bırakırken, Van’da yaşayan Ertak Ailesi, gözaltına alınan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Mehmet Ertak’ın 25 yıldır akıbetini soruyor.

40 GÜN BOYUNCA GİDİLMEYEN YER KALMADI

1992 yılında Şırnak’ta çalıştığı kömür ocağından evine dönerken kent girişinde “Bakım” denen polis kontrol noktasında arkadaşlarının gözleri önünde gözaltına alınan Ertak’ın eşi Emine Ertak, o günden sonra ondan tek bir iz dahi bulamadıklarını söyledi. Eşi gözaltına alındıktan sonra başvurmadığı yer kalmadığını paylaşan Ertak, o dönem Şırnak’ta çatışmaların yaşandığını dile getirerek, yaşananları, “Biz o dönem evden çıkamadık. O da kömür ocağından çıkmadı. Küçük kardeşini polis noktasına gönderdi. Orada polis noktası var mı, yok mu diye. Polis noktası orada duruyordu. Mehmet’e Şırnak’ın karışık olduğunu, çatışmaların olduğunu, gelmemesini söylediler. Buna rağmen Mehmet ‘Çocuklarımı özledim köye gideceğim’ demiş. Sabaha karşı onunla 4 kuzeni taksi ile köye gelmek için yola çıktı. Şırnak’ın girişindeki polis kontrol noktasında araçlarını durdurmuşlar. Araçta Mehmet ile bulunanların kimliklerini alıyorlar. 3 kişinin kimliklerini geri veriliyorlar, Mehmet’in kimliğini geri vermiyorlar. Polis ‘Mehmet Ertak hanginiz, seninle biraz işimiz var. Diğerleri gitsin sen bekle’ diyor. Mehmet’i bir daha göremedik. Mehmet’in bir yeğeni gelerek, ‘Mehmet amcam kontrol noktasında gözaltına alındı’ dedi. Mehmet’in kardeşi, ‘Merak etmeyin yarın gider karakola sorarız, buluruz’ dedi. Benle oğlum 40 gün boyunca gitmediğimiz yer kalmadı. Bakmadığımız yer kalmadı. Ama Mehmet’i hiçbir yerde bulamadık” şeklinde anlattı.

26 YIL GEÇTİ, ÇOCUKLAR BÜYÜDÜ AMA MEHMET DÖNMEDİ

Eşinin gözaltına alındığına dair şahitler olmasına rağmen hiçbir gelişmenin olmadığını vurgulayan Ertak, “Öldürdüler, kaybettiler. 26 yıl geçti aradan çocuklarım büyüdü hala Mehmet’ten bir haber alamadık. Öldürüldüyse de kemiklerine ulaşamadık” diye konuştu.

HÜCREDE 1 AYAKKABISI KALDI

Eşinin kaybedilmeden önce de gözaltına alındığını ve işkence edilmiş bir vaziyete eve gönderildiğini dile getiren Ertak, şunları aktardı: “O dönem bir avukat vardı. Mehmet ile aynı hücrede kalmıştı. Avukat, Mehmet’in günde 3 defa işkence gördüğünü söylüyordu. ‘Biz günde 1 defa işkence görüyorduk. Ona rağmen bize moral veren, teselli eden Mehmet’ti’ dedi. Hücredeyken 3 kişi gelmiş, Mehmet’i alarak 1 gün 1 gece boyunca bir yerlere götürmüşler. Ertesi gün 4 asker tarafında bir battaniyeye sarılı bir şekilde getirdiler. Ondan sonra tekrar götürdüler. Bir daha Mehmet’ten haber alamadık. Geri getirmediler. Hücrede bir ayakkabısının teki kalmıştı. Onu da sonradan alıp götürdüler.”

‘ADALET ER YA DA GEÇ YERİNİ BULACAK’

Olaydan sonra Şırnak’tan göç ettiklerini ifade eden Ertak, 25 yıldır eşinden kalan mendili sakladığını paylaştı. Şimdi de benzer durumların yaşandığını dile getiren Ertak, “Bu son yasaklamalarla birlikte Şırnak yakılıp yıkıldı. Onlarca insan zorla kaybedildi. Hala insanlar kaybediliyor. Bir sürü zorluk ve sıkıntı ile karşılaştık. Tek isteğimiz artık başka kimsenin canının yanmaması. Adalet er ya da geç yerini bulsun. İnsanları öldürdüler bari kemiklerini yakınlarına versinler. Sağ bir şekilde dönmeyeceklerini biliyoruz. Bari bize kemiklerini versinler. Topraklarımıza gömelim” şeklinde konuştu.

KİMİ TUTUKLANDI, KİMİ KAYBEDİLDİ

Henüz 6 yaşındayken babası Mehmet Ertak gözaltında kaybedilen İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Servet Ertak ise, o dönem onlarca, yüzlerce insanın gözaltına alındığını hatırlatarak, “Kimi tutuklanıp cezaevine atılırken, kimi bilinçli bir şekilde gözaltına alınarak kaybedildi. Bunlardan biri de benim babamdı. O dönem Şırnak baskı ve zulmün günlerini yaşıyordu. Şırnak’a ‘Şırnak Cumhuriyeti’ deniyordu. Farklı bir muameleye tabi tutuluyordu. Devlet hukukuna göre işlem yoktu. Farklı bir konsept uygulanıyordu” dedi.

‘DEDEM HİÇBİR ZAMAN VAZGEÇMEDİ’

Dedesi İsmail Ertak ile amcasının sürekli savcılığa ve emniyete gittiklerini hatırladığını dile getiren Ertak, “Dedem İsmail Ertak tehditle darp edildi. Dedem bu baskılara rağmen bunların hiçbirine ödün vermeden oğlunun akıbetini sormaya devam etti. İnsan Hakları Derneği’nden o zaman gelenler oldu” şeklinde konuştu.

‘TAHİR ELÇİ’NİN TOPLADIĞI DELİLLER YOK EDİLDİ’

Katledilen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin de o dönem Şırnak’a geldiğini belirten Ertak, şöyle devam etti: “Tahir Elçi dedemin bu yakarışlarına şahit oluyordu. Dedeme ‘Sen paylaş ben ilgilenirim’ diyor. Babamla ilgili belge ve bilgileri toplayarak o dönemde yeniden Cizre’ye döndü. O dönem hem Kürt siyasetçilerine yönelik baskılar vardı hem de insan hakları savunucuları, hukukçular ve gazetecilere yönelik bilinen tüm muhalif kesimlere yönelik baskı vardı. Bunlardan rahmetli Tahir Elçi’de nasibini alıyordu. Bürosu basılıyor elindeki tüm dokümanlara el konuluyor, dava açamadan kendiside gözaltına alınıyordu.”

AİHM MAHKÛM ETTİ

İHD Diyarbakır Şubesi’nin babasının durumuna ilişkin AİHM’ye yaptığı başvurunun 2005 yılında sonuçlandığını söyleyen Ertak, Türkiye Cumhuriyeti’nin “Yaşam Hakkı İhlali” gerekçesiyle tazminata mahkûm edildiğini belirtti.

’26 YILDIR HALEN SAĞ GÖRÜNÜYOR’

Babasının halen devlet kayıtlarında sağ göründüğünü dile getiren Ertak, şunları söyledi: “Bir insan kaybedildikten 5 yıl sonra ölüm karnesi çıkarılıp gaiplik davası açılıp onun kaybolduğuna dair herhangi bir beyan alabiliyorsunuz hukukta ama biz bunu yapmadık. 26 yıldır hale tüm resmi kayıtlarda sağ olarak görülüyor. Savcılıklar ölümü vermemiş. Verilirse suçluluğunu kabul edeceklerdir. Halen babamın ölümü verilmemiştir. Bizim talebimiz o dur ölümünün bu yönde kabul edilmesidir. Daha fazla insanın da kaybedilmemesidir.

‘BUGÜN BİZLER MAĞDURUZ, YARIN ÖBÜR GÜN HERKES MAĞDUR OLABİLİR’

17 bin insanın faili meçhul olduğunu biliyoruz. Çoğu ailenin talebi sadece bir kemiği olsun insanların. Gidip özel günlerde mezarının başında dua etmesidir. Bunu dahi insanlara çok gören bir sistemle karşı karşıya kalmışız. Yaşam hakkı ihlalinde zamanaşımı kavramının kaldırılmasını istiyoruz. Bizler ailemizi kaybedenler olarak bir daha bu durumların yaşanmasını istemiyoruz ve vicdan sahibi olan herkesin bizlere destek vermesini istiyoruz. Bugün bizler mağduruz yarın öbür gün herkes mağdur olabilir. Bu yüzden herkesin insanlık görevini yerine getirerek barışa el vermesini istiyoruz.”

Yorumunuzu yazınız