PAYLAŞ

“Teşvik” ve “Yatırım” paketlerine rağmen tek bir çivinin çakılmadığı Sur’da “Kentsel dönüşüm” adı altında yıkım sürüyor. Yıkımla sadece tarihi yapıların değil, Sur direnişi ve Kürt kimliğinin yok edilmek istendiğini söyleyen HDP Milletvekili Feleknas Uca, “Hükümet rant ile yok etme siyaseti yürütüyor” dedi.

Onlarca medeniyete ev sahipliği yapan, 7 bin yıllık tarihi geçmişi ile defalarca saldırılara maruz kalan ve birçok savaşa tanıklık eden Diyarbakır’ın Sur ilçesinde, 28 Aralık 2015’te Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin Dört Ayaklı Minare önünde vurulmasından sonra ilan edilen sokağa çıkma yasağı 18 aydır devam ediyor. İlçede yürütülen operasyonlar sırasında tarihi dokular ile birlikte 6 mahalle tamamen yerle bir edildi. TMMOB Şehir Plancıları Odası’nın uydu görüntüleri üzerinden çıkardığı bilançoda, ilçede bin 312 adet yapının yıkıldığı tespit edildi.

‘YATIRIM’ PAKETLERİ YIKIMIN ÖTESİNE GEÇMEDİ

Sur’da ilan edilen yasak, yaşanan yıkım ve talan devam ederken, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu 1 Nisan 2016 tarihinde Diyarbakır’da tarihi Hasanpaşa Hanı’nda “Sur’u yeniden inşa edeceğiz” diyerek “Teşvik paketini” açıkladı. Davutoğlu’nun açıkladığı pakette, Sur için Selçuklu ve Osmanlı mimarisine göre yapılanma projeleri yer aldı. Kent halkının tepkilerine neden olan paket, Sur’un mimari ve tarihi yapısının bozulacağı tartışmalarına neden oldu. Paketin açıklanması ardından ilçede gün geçtikçe yıkım arttı. Davutoğlu’ndan sonra Başbakanlık görevine getirilen Binali Yıldırım da, çantasında benzer bir paket ile soluğu Diyarbakır’da aldı. 4 Eylül 2016’da Cahit Sıtkı Tarancı Kültür ve Kongre Merkezi’nde 23 ili kapsayan “Doğu ve Güneydoğu Yatırım Destek Hamlesi” adı altında paketini açıklayan Başbakan Yıldırım, “Sur için 1,9 milyarlık yatırım yapıyoruz” dedi.

Davutoğlu’nun paketi ile artan yıkım, Yıldırım’ın “yatırım” paketi ile yıkımın ötesine geçmedi.

TEK ‘YATIRIM’ KARAKOLLARA

Tarihi ilçede yıkımın gerçekleştirildiği mahallelerde “yatırım” adına tek bir çivi çakılmazken, ilçede bulunan okul, yurt, otel gibi birçok yere el konularak karakola dönüştürüldü ve buralara özel harekât polisleri yerleştirildi. 2016 yılının sonlarına kadar yıkımın gerçekleştirildiği 12 noktada güvenlik kulübeleri adı altında karakollar kurulurken, 2017 yılı ile birlikte yeni karakol ve kalekolların inşaatı yapıldı. 23 Mart 2016 tarihinde Koruma Kurulu’na Diyarbakır Emniyeti tarafından sunulan molozların çıkarılmasından sonra Sur’un açıklarının kapatılması, her yerde karakol ve kalekolların kurulmasına kadar 8 madde kabul edildi. Bu maddelerle Sur’un yakılıp yıkılmasına hukuki kılıf bulunurken, 21 Mart günü Bakanlar Kurulu tarafından Sur’un “Acil kamulaştırma” kararı onaya sunuldu. 25 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanan kararda, 6 bin 300 parsel kamulaştırıldı. Kamulaştırılan parseller arasında kiliselerden hamamlara kadar yüzlerce tarihi yapı da yer aldı.

Hükümetin açıkladığı teşvik ve yatırım paketlerine rağmen inşa adına hiç bir adım atılmazken, Alipaşa ve Lalebey mahallelerinde “Kentsel dönüşüm” adı altında yeniden yıkıma başlandı. 23 Mayıs’ta iş makinelerinin polis eşliğinde girdiği her iki mahallede, halkın evlerini terk etmemesi üzerine elektrik ve su kesintisi ile yıkım başlatıldı.

‘SUR’DA KÜRT KİMLİĞİ YOK EDİLMEK İSTENİYOR’

Her geçen gün yeni planların devreye konulduğu Sur’da devam eden yıkımı değerlendiren Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Feleknas Uca, devlet ve hükümetin önüne koyduğu konsept ile bölgenin tamamında demografik yapıyı değiştirmeyi amaçladığını söyledi. Sur’un tarihi yapısı ile birlikte direniş ve mücadele tarihinin yok edilmek istendiğine işaret eden Uca, “Asıl istenen Kürt halkını Kürdistan’dan çıkarmak. Farklı inançlar, milletler Sur’da bir arada yaşadı, tüm bunlar yok edilmek isteniyor. Sur’un sadece tarihi yapısı değil, kültürü ve Kürt kimliğinin varlığı yok edilmek isteniyor” değerlendirmesinde bulundu.

Önceki Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun geldiği Diyarbakır’da, “Sur’u Toledo yapacağız” diyerek açıkladığı projeyi hatırlatan Uca, “Davutoğlu’nun projesinde Osmanlı mimarisine yer verilmesi, ‘Sur’da Kürtleri yok edelim, Sur’u Osmanlı dönemine çevirelim’ amacı vardı” dedi.

Davutoğlu’nun projesinin hayata geçirilemediğini ve Sur halkının Toledo gibi büyük direniş gösterdiğini vurgulayan Uca, Sur halkının göç politikalarına karşı evlerini terk etmemesinin önemine dikkat çekti.

‘DEVLET SUR’U İŞGAL ETMİŞTİR’

“Kürtlerin köylerini yakarak göç ettirenler, bugün şehirleri Kürtlerin başına yıkmaya çalışıyorlar” diyerek hükümetin politikalarına tepki gösteren Uca, şunları aktardı: “Bugün Sur’ da yaşananlar AKP’nin hesap sorma politikalarıdır. Sur’ un bu direnişi üzerine bu tarihi yok etmek istiyorlar. Rantı ve TOKİ’yi oraya sokmak istiyorlar. Devlet Sur’u işgal etmiştir. Bugün Sur, Türk devletinin işgal merkezi haline geldi. Sur Belediyesi’ne kayyum atandı. Sur’da dört mahallede yasaklar devam ediyor. Yasak ile binlerce insan göç ettirilmek istendi. Bugün yine Lalebey ve Alipaşa mahallelerinden insanlar hala sürgün edilmek isteniyor.”

‘RANT İLE YOK ETME SİYASETİ YÜRÜTÜYORLAR’

Hükümete yakın isimlerin Sur’da yıkım üzerinden rant sağladığına işaret eden Uca, “Ailelerin tapuları ellerinde ama devlet Sur’da rantı devreye sokmuş. Bir yok etme siyaseti yürütüyorlar. Asıl konseptleri de bu zaten; Kürdistan’ın demografisini değiştirmek, Kürt nüfusunu burada azaltarak farklı kimlikleri yer sahibi yapmak” diyerek, hükümetin benzer politikaları yasak ve yıkımın yaşandığı bölgenin diğer kentlerinde de yürüttüğünü dile getirdi.

Sur’da gerçekleştirilecek yıkımın ardından karakol ve kalekol inşaatları ile askeri merkez haline getirileceğine vurgu yapan Uca, UNESCO’ya yıkıma karşı harekete geçmesi, Diyarbakır halkına ise Sur halkına sahip çıkma çağrısında bulundu.

Özgür Paksoy – dihaber

Yorumunuzu yazınız