PAYLAŞ

Kadına yönelik şiddet haberlerinde medyanın rolüne dikkat çeken cinsomedya.org editörü Kılınç, ‘3. sayfa haberi diye küçümsediğimiz haberlerin doğrudan muhatabıyız. Biz kadınlar için onlar inanılmaz gerçek. Bu haberler katillere bahane hazırlıyor ve bu dil ile suç ortaklığı yapılıyor’ dedi

Günde en az 5 kadının katledildiği, onlarca kadın ve çocuğun cinsel saldırıya uğradığı Türkiye’de medya, kadına yönelik şiddeti “üçüncü sayfa” haberlerinden ibaret görmeye devam ediyor. Kadına yönelik her şiddet haberinde katliamları her detayına kadar yazan, adeta yöntem gösteren erk medya, haber başlığı ve cümlelerle şiddet ve cinsel saldırı suçları tüm ayrıntılarıyla sunulurken, fail erkek ise, aklanmaya çalışılıyor. ‘AK’layan yargıdan güç alan erkeklerin medya eliyle meşrulaştırıldığı Türkiye’de, medyanın dil ve cinsiyetçiliğini teşhir etmek isteyen Cinsiyetçi Medya Takip sitesi CinsoMedya ise, bu anlayışa bir karşı çıkış olarak yayın hayatını sürdürüyor. Medyanın kullandığı dil ve yaptığı kadına yönelik şiddetteki rolünü anlatan cinsomedya.org editörü Aspurçe Gizem Kılınç, “Bir kere medyayı yapanlar ‘erkek’ yani ataerkiden uzaklaşmış bireyler değil. ,

Haberci olmak isteyen kadınların önü çok net kapatılıyor. Veya haberi kadın bakışıyla vermenin makyaj, kıyafet, magazin yazmak olduğunu düşünen patronlarla mücadele ediyorlar. Spor yazarı kadınlara bile hala sanki olmaması gereken bir şey yapıyorlarmış gibi davranılıyor. Yani medyanın mensupları erkek, cinsiyetçi bireyler. Bunda kadın medya emekçilerinin kadın kardeşleriyle dayanışarak haber yazmalarına izin vermeyen patronlar, editörlerin ve yazarların belki psikolojik olarak hiçbir zaman mağdurlarla empati yapmayı tercih etmemesinin de payı var” dedi. “Genel olarak erkek yazarlar haberi kurdukları için istemeden sanırım şiddeti uygulayan güçlü pozisyondaki bireyle empati kuruyorlar” diyen Kılınç, “Bu dil, işte bize şiddet uygulamaktan çekinmeyen bir toplum bırakıyor. Çünkü kadın bireyler bile öldürülen ya da şiddete uğrayan kadın için ‘zavallı, şiddetten bile kaçamayan, aman o da polise gitseymiş, bilmiyor muymuş adamın böyle olduğunu, benim başıma gelmez çünkü ben o kadar aptal değilim vs…’ gibi düşüncelere medya sayesinde kapılıyor. Medya bir kadına değil, binlerce kadına aynı mesajı veriyor: Başına ne geliyorsa bu senin suçun” ifadelerini kullandı.

Masum, suçsuz, genç…

Medyanın yaygın olarak kullandığı cinsiyetçi haber kalıplarına da değinen Kılınç, “Özgecan Aslan cinayeti. ‘Bakire, bekar, genç, okuldan eve giderken, Türk, ortalamanın üzerinde güzel, masum, suçsuz, vahşice, yakıldı…’ Çok büyük kitlelerce çok büyük tepkiler verildi. Biz de verdik. Elbette vereceğiz. Fakat kendim de dahil herkesin iki yüzlü olmasının sebebi. Bu tarz habercilik “Evli, güzel olmayan etnik kökeni Türk olmayan, Sünni olmayan, okula giderken değil de bara giderken öldürülen, gece yarısı öldürülen, sabah tayt giyip koşuya çıktığında öldürülen, eşiyle kavga ederken eşi tarafından öldürülen, sevgilisi olan, sevgilisi tarafından öldürülen, çirkin, seks işçiliği yaparken öldürülen, sadece 1 bıçak darbesiyle ölen, ya da balkondan atılan…’ kadınlarla dayanışmamızın önüne geçiyor” dedi.

Pişkinlik!

“O günden beri yüzlerce kadın, yüzlerce vahşetle öldürüldü. Sanki öldürmenin vahşi olmayan bir tarzı varmış gibi yazılıyor” diyen Kılınç, “Nasıl hissetmeliyiz? Yakılarak öldürülünce kocasının boğarak öldürdüğü kadından daha mı yazık oluyor. Ha bir de anneliği var kadının, ‘3 çocuk annesi kadın öyle bir şey yaptı ki kocası öldürdü.’ Bakın öldürme eylemi kadının yaptığının ne kadar arkasında. Çünkü bir kere 3 çocuğu var bu kadının, hareketlerine dikkat etmeli. Bu yazım dilini korkunç ayrımcı ve teşvik edici buluyorum. Suçlu insanlar sırf kendilerini galip gibi gösteren şu yazılar için bile tekrar tekrar cinayet işleyebilir. Adam karısını öldürmüş çıkmış ikinci karısını öldürmüş, üçüncüyü TV programında arıyor. Pişkinliğe bakın. Neden? Çünkü medya onu övüyor” diye konuştu.

Şiddet medya eliyle azalır

“Medya çok çok büyük kitleleri yönlendirebilen bir araç. Toplumun en genç bireylerinden en yaşlı bireylerine, herkese aynı anda ulaşabilen bir aygıt. Şiddet azalır” diyen Kılınç, “Her gün milyonlarca tiraj yapan gazeteler kadın yanlısı pozitif haberler yaparsa katilleri, şiddet uygulayıcılarını yerin dibine sokarsa, bu sefer ters bir empati yapma durumu gelişir bireylerde. Onay mekanizmasındaki çatlaklar, bir de adalet sistemiyle desteklenirse, elbette şiddetin azalmasında etkili olacaktır” diye belirtti.

Kadın haberi nasıl hazırlanır?

Kadın cinayetleri ve cinsel istismar haberlerinin mağduru temsilen kadın fotoğrafı kullanılmadan, magazinleştirmeden ve en önemlisi mağdur ya da mağdur yerine kendini koyabilecek bireylere kendini suçlu hissettirecek ifadeler içermeden hazırlanması gerektiğini söyleyen Kılınç, “ Mesela ‘yasak aşka cinayet şoku’ gibi başlıklar otomatikman katili yüceltip maktulü suçlar. Oysa hikayenin ne olduğundan bağımsız bir şiddet suçuymuş gibi haber yapılmalı. Medya böyle haberler yapmaya devam ettikçe şiddet, “zaten hak eden kadınların başına gelen münferit bir olay” olmaya devam edecek. Haber ile kendimizi öldürülen kadının yerine değil, öldüren ama neden öldürdüğü çok ayrıntılı bir şekilde verilen katilin yerine koymamız öngörülüyor. Ve detaylandırdıkça insanlar magazin haberiymiş gibi okuyor ve geçiyor. Bu haberler, katillere bahane hazırlıyor ve bu dil ile suç ortaklığı yapılıyor” dedi.

Zuhal Atlan/ Amed / dihaber

Yorumunuzu yazınız