PAYLAŞ

15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından çıkarılan KHK’lerle kamu alanında çok sayıda kişi ihraç edildi. Çıkarılan bu yasa ile uzun yıllar yürüttüğü 37 yıllık öğretmenlik görevinden ihraç edilen eğitim emekçisi Hasan Ali Kılıç yürüttüğü mücadeleyi PİRHA’ya anlattı. Kılıç, Dersimli, Kürt ve Alevi olduğunu belirterek, baskılar karşısında biat etmeyeceklerini, teslim olmayacaklarını kaydetti. 

Sözlerine “Dersimliyim, Kürdüm ve Aleviyim” ile başlıyor Hasan Ali Kılıç. Dersim Derneklerinde de uzun yıllar emek vermiş. 686 sayılı KHK uzun yıllar emek verdiği öğretmenlikten görevinden ihraç edilmiş. İhraç edildiğini ise bir gece yarısı arkadaşlarından öğrenmiş. Okulda benimsendiğini ve ailelerin çocuklarına kendisine vermek istediğini söylüyor. Bu karar onu yıldırmamış ve ihraç edilen diğer öğretmenlerle beraber mücadeleye başlamış. Arkadaşlarının isteği üzerine tekrar Eğitim-Sen 2 No’lu Şube Başkanlığı’nda mücadele etmeye devam ediyor.

BARIŞI VE HALKLARIN KARDEŞLİĞİNİ SAVUNDUM

“Neden ihraç edildiğimi doğrusu sorguladım” diyen Hasan Ali Kılıç, şunları ifade etti:

“Şöyle bir noktaya geldim. Dersimliyim, Kürdüm, Aleviyim ve sorguluyorum. Bilimsel demokratik eğitimden yanayım. Barışı, halkların kardeşliğini ve bir arada yaşamı savunuyorum. Bu ülkede savaşın olmaması ve silahların susmasını istiyorum. Yani demek ki bizi yönetenlere çok aykırı bir düşünce olarak gelmiş ki; beni ihraç ettiler.”         

“ONLARCA EĞİTİMCİ İHRAÇ YOLUNDA”

Sadece kendisinin değil itiraz eden herkesin ihraç edildiğini belirten Kılıç, “Barıs akademisyenleri, ‘Bu suça ortak olmayacağız‘ dedikleri için ihraç edildiler. Bu ülkede 29 Aralık’ta can güvenliği olsun, barış içerisinde yaşam olsun, güvenlikçi bir ortamda eğitim sürsün ve veliler, öğrenciler ile birlikte öğretmenler çatışmanın olmadığı bir ortamda eğitime devam etsinler dedikleri için başlarına bunlar getirildi. On binlerce eğitimci ihraç talebiyle Milli Eğitim Bakanlığı tarafından disiplin kuruluna sevk edilmiş durumda“ diye belirtti.

“FARKLILIKLARIN TAMAMINA SALDIRI VAR”

Ülkede itiraz eden kim varsa iktidarın hedefi haline geldiğini söyleyen Kılıç, “Bugün meclisin üçüncü büyük partisi HDP bir abluka altında. Cumhurbaşkanı adayı olan Selahattin Demirtaş ve Eşbaşkan Figen Yüksekdağ tutuklu. Sadece demokrasiyi, barışı ve bir arada yaşamı savundukları için. Halk tarafından irade olarak seçilmiş onlarca vekilleri ve 80’nin üzerinde belediye başkanını tutuklandılar. Bunların hepsi tek tip düşünceye itaat etmeyen ve AKP’nin politikalarını onaylamayanlara ‘bak bedel ödetiyoruz’ diyen bir noktada saldırıydı. Farklılıkların tamamına saldırıydı. Düşünce olarak, köken olarak farklılıklara saldırıydı” dedi.

EĞİTİM-SEN BARIŞI VE ANADİLDE BİLİMSEL EĞİTİMİ SAVUNDU

Eğitim-Sen’e yönelmelerinin altında aktif olmasının yattığını belirten Kılıç şöyle konuştu:

“Niye Eğitim-Sen’e yöneldiler? Çünkü Eğitim-Sen barış istedi ve barış dediği için yöneldiler. Bilimsel demokratik ve anadilde eğitimde kararlıydılar. Eğitim-Sen şunu biliyor; birarada yaşamak eşit koşullarda kendini ifade etmek ile mümkündür. İnançların, dillerin, kültürlerin ve tarihlerin bir arada kendisini ifade etmesiyle mümkündür. Bunu savunduğu için Eğitim-Sen’e yönlendiler.”

“TV10 ALEVİLERİN SESİYDİ, KAPATTILAR”

TV10’un kapatılmasına da tepki gösteren Kılıç, “Alevi kurumlarına yönlendiler; TV10 bir kesimin önemli televizyonuydu. Alevi gerçekliğini, tarihini, ritüelini ve gerçek kimliğini savunan bir televizyondu. Alevilere daha çok söz hakkı veriyordu. Ondan dolayı bu televizyonu da kapattılar. Gazeteler keza öyle. Sıra Sözcü gazetesini bile geldi. Sözcü tamda bu devletin temel dinamiği olanı savunan bir gazeteydi ve şimdi ona karşı bedel ödettiriliyor.”

“BİAT ETMİYORUZ, TESLİM OLAMAYACAĞIZ”

“Kamu çalışanları içinde en çok bedel ödeyen kent Dersimdir” diyen Kılıç, “Çünkü Dersim nettir. Kürttür ve Alevidir. İkinci sırada Diyarbakır var. Dört bine yakın eğitim emekçisini açığa aldılar. Bir çoğu da ihraç edildi. Dolayısıyla kim AKP iktidarına karşı net bir tutum sergiliyor, söylem geliştiriyorsa ona bedel ödetmeye çalışıyorlar. Evet; biz susmuyoruz, itaat etmiyoruz, diz çökmüyoruz ve teslim olmayacağız. AKP’nin politikalarına boyun eğmeyeceğiz. Saldırıların dozu ne kadar artarsa artsın kendi gerçekliğimiz üzerinde yürümeye devam edeceğiz. Anadilde eğitim, barış, halkların kardeşliği ve güvenceli gelecek dedik demeye de devam edeceğiz. Yani bu ülkede demokrasiyi ve insan haklarını savunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Ersin ÖZGÜL / Pirha

Yorumunuzu yazınız