HDP Eşbaşkanı Yüksekdağ’ın ardından Milletvekili Aydoğan’ın da vekilliğinin düşürülmesine kadın örgütleri tepki gösterdi: ‘On yılların eşitlik mücadelesi öyle bir çırpıda düşürülemez.’ Yargılanan kadın siyasetçiler ise, her bir savunmasında ‘eril sistemi’ yargıladı

Habibe Eren-Duygu Erol/Ankara-Şûjin

Eşbaşkanlık sistemiyle siyasete kadın rengini, sözünü katan ve mecliste oluşturdukları Kadın Grubu ile ilki gerçekleştiren Halkların Demokratik Partili (HDP) kadın milletvekilleri, tutuklanmalarının ardından vekilliklerinin düşürülmesi ile karşı karşıya. Daha önce Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ın vekilliğini düşüren mahkeme, şimdi de Amed Milletvekili Nursel Aydoğan’ın vekilliğini düşürdü. Kadın siyasetçilerin tutuklanması ve vekilliklerinin düşürülmesine kadın örgütleri tepki gösterdi.

Siyasetten uzaklaştırma çabası

Yurttaş Girişimi’nden Yasemin Bektaş, kadın vekillerin durumunun yanı sıra belediye eşbaşkanlarının da ya görevden alındığını ya da tutuklandığını ve yerine atanan kayyumların kadın kurumlarını kapattığını hatırlatarak; artan kadın cinayetlerinin, tecavüz ve tacizlerin meşrulaştırılmasının, suçluların aklanmasının, mecliste yüzdelik oranları gerileyen kadın koltuklarının nedeninin kadının sosyal ve siyasi alandan uzaklaştırma çabası olduğunu kaydetti. Bektaş, “Fakat mücadele etmekten, inanmaktan, umut etmekten asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Kadınlarla ayrıca uğraşılıyor

Ankara Kadın Platformu’ndan Derman Gülmez de, muhalif olan seslerin susturulduğuna vurgu yaparak, “Özel olarak kadın vekillere saldırılması, kadın hareketine karşı iktidarın da ayrıca çalıştığını gösteriyor” dedi. Gülmez, “Bugün Nuriye Gülmen’in açlığına sesini çıkarmayan, hiçbir tecavüz olayında adaletten bahsetmeyen, Sıla Abalay’ı rahatlıkla öldürebilen iktidar elbette ona karşı çıkan kadınlarla uğraşacaktır” ifadelerini kullandı.

‘Biat etmeyen kadınlar’

Hayır Kadınlar Var oluşumundan Melek Özman da, şöyle konuştu: “Vekillikleri neden düşürülüyor diye sormaya bile hacet yok. Biat etmeden emeği ve mücadelesiyle kendini temsil eden kadınlardan söz ediyoruz. Kotadan, eşbaşkanlıktan, on yılların eşitlik özgürlük mücadelesinden söz ediyoruz. Öyle bir çırpıda düşebilecek, hükümsüz kılınacak bir şeyden söz etmiyoruz. Bize düşen demokratik haklarımızın takipçisi olmak için bu gidişatı kabul etmemek.”

Kararı tanımıyoruz

Tevgera Jinên Azad (TJA) Amed bileşenleri ise, dün HDP İl örgütü binası önünde bir basın açıklaması yaparak Nursel Aydoğan’ın vekilliğinin düşürülmesini kınadı. “Kararı tanımıyoruz” denilen açıklamanın ardından konuşan Amed Milletvekili Feleknas Uca, “Nursel Aydoğan milyonlarca kadının vekilidir” dedi.

Savunmalarında eril sistemi yargıladılar

Kadın siyasetçiler haklarında açılan davalarda 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü, 8 Mart Kadınlar Günü gibi etkinliklerde yaptıkları konuşmalar gerekçe gösterildi. Tutuklu bulunan kadın siyasetçiler, açılan davalara ilişkin her savunmalarında kadın haklarını ve mücadelesini savunmaya devam etti. Kadın mücadelesinin birer parçası olan savunmalardan bazıları ise şöyle:

Figen Yüksekdağ

İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmasında Yüksekdağ’ın savunması şöyle: “Kadınlar sosyal ve siyasal yaşamda yer aldığında, Türkiye ve dünyada çok şey değişecek. Bugün benim nezdimde kadının temsil hakkı yargılanıyor. Bana dönük geliştirilen operasyonların her birisi kadının eşit temsiline yönelik saldırıdır. Bir başka gerçek ise direniştir. HDP nezdinde bu güç yargılanıyor. Şundan emin olsun Türkiye toplumu, bugün Figen Yüksekdağ ve vekil seçilmiş kadın siyasetçiler susmayacak, konuşacak. Ben bir kadın olarak, sosyalist bir kadın olarak, Türkiye demokrasi mücadelesi veren bir kadın olarak, konuşma gücünü ve özgüveni buluyorum kendimde. Ne yargı ne de bu yargınız bunu engelleyebilir. Konuşamayan, konuşturulmayan, sözü, saygınlığı bulunmayan milyonlarca kadının sözü bana emanet.”

Çağlar Demirel

Kocaeli 1 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP Milletvekili Çağlar Demirel’in 25 Kasım konuşması nedeniyle hakkında açılan davanın savunması: “Partimiz kadınların demokratik, eşit ve özgür bir ortamda yaşaması için mücadele yürütür. Kadın milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve tutuklanmaları kadınların siyasi mücadelesine bir darbedir. 25 Kasım’ın içeriğine çok girmek istemiyorum, çok uzun bir konu çünkü. BM tarafından da 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele günü olarak belirlenmiştir. Kadınlar hem erkek şiddetiyle hem de devlet şiddetiyle karşı karşıyadır. Bu kadınların uğradığı şiddet ve katliamları önlememek Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir sorunudur; görevidir.”

Nursel Aydoğan

9 Mayıs’ta milletvekilliği düşürülen HDP Milletvekili Nursel Aydoğan ise, Paris katliamı ile ilgili yaptığı bir konuşma nedeniyle hakkında açılan davada şöyle savunma yaptı: “Hatırladığım kadarıyla yaptığım konuşmada, özellikle Paris’teki kadın ölümlerinin devam eden barış sürecini ortadan kaldırmaya yönelik bir komplo olduğu vurgusuydu. Yine kadın ölümleri nedeniyle kadınlara yönelik bir ders verilmeye çalışıldığı, ancak bunun önüne geçilemeyeceği, sindirilemeyeceği, korkutulamayacağı yönünde beyanlarda bulundum. Bunlar düşünce ve ifade hürriyeti kapsamında yapılan açıklamalardır.”

Besime Konca

Anadili Kürtçe ile savunma veren HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Besime Konca’nın savunması: “Kadın özgürlüğü ve demokrasi için mücadele eden bir siyasetçiyim. Türkiye’nin demokratikleşmesi isteniyorsa, kadın özgürlüğü ve kadınların siyasete katılımı için özgür bir şekilde siyaset yürütülmesi gerekmektedir. Başbakan kadınlara ‘İtaat et, rahat et’ şeklinde bir yaklaşım sergilemektedir. Biz kadın özgürlüğü ve demokrasi için mücadele yolundayız. Emeğimizi faşizme bırakıp kaçmayız. Kimse beni vicdanımdan, ahlakımdan ve kadın özgürlük mücadelesine olan sorumluluğumdan dolayı yargılayamaz. Söyleyecek başka bir şey yoktur.”

 

Yorumunuzu yazınız