4 Mayıs 1937 günü Bakanlar Kurulu kararıyla ilk adımı atılan Dersim tertelesinin bugün 80. yıldönümü. O günden bu yana yetim ve öksüz bırakılan Dersim coğrafyasının yarası hala kanıyor. Dersim Dernekleri Federasyonu öncülüğünde İstanbul’da gerçekleşen eylemde de arşivlerin açılıp Dersim halkından özür dilenmesi istendi. 

İstanbul’da Dersim Dernekleri Federasyonu’nun çağrısıyla biraraya gelen başta Alevi Bektaşi Federasyonu  olmak üzere tüm Alevi kurumları, Alevi sanatçılar ve demokratik kitle örgütleri Dersim Katliamı’nın 80. yıldönümüne ilişkin Galatasaray Lisesi önünde açıklama yaptı. Açıklamada Dersim Katliamı fotoğrafları taşınırken, mumlardan ‘Dersim 37-38’ yazılarak karanfiller bırakıldı. Açıklamanın ardından da katliamda yaşamını yitirenler için lokma dağıtıldı.

Dersim ağıdı ile başlayan açıklama öncesi Dersim Katliamı’nın tanıklarının anıları, anlatımları okundu.

“IRMAK GÜNLERCE KAN AKTI”

Sanatçılar Mehmet Ekici ve Vedat Baran, Demokratik Alevi Dernekleri’nden Hediye Zengin, Nazire Şeker ve Munzur Çevre Dernekleri’nden Celal Durna’ın okuduğu tanıklıklardan birkaçı ise şöyle:

(Asker) “…16 Alay asker geldi Laç Deresi ve çevresine. Adamlar çoluğu çocuğuyla ailesi ile dağlardaydı. Yakalananları bir araya getirdi ve toplu halde vurduk. İnsanları kol kola taktılar 500-600 kişiyi ağır makineli tüfek ile öldürdüler. Harçik ırmağına attılar. Harçik ırmağı günlerce kan aktı…”

(Medina Öztan) “..Aklım olacaklara ermiyordu. Birden ablamın kafası uçtu, birlikte yere yıkıldık. Ablamın ağırlığı üzerime bindi. Ağırlığın altından kurtulmak yerine tırnaklarımla toprağı kazıyor, yerin dibine girmeye çabalıyorum..”

(Hüseyin Dede) “… Bir cesedin altında kaldım ve ölü numarası yaptım. Yaklaşık 10 asker ölenleri kontrole geldi. Süngü batırıyorlardı. Koluma süngü isabet edince ‘ah’ dedim. Canlı olduğumu anlayınca bacağımdan tutup tepeden aşağıya Munzur’a attılar. Bir baktım Munzur kıpkırmızı, kan akıyor…”

“DERSİM İLE YÜZLEŞİLMEDEN BU YARA ONARILMAZ”

Tanıklıkların ardından açıklamayı Dersim Dernekler Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Eğil yaptı. Eğil, “Dersim 37-38 resmi tarihin yazdığı ‘birlik beraberliğimizi nasıl kurduk’ hikayesinin en kanlı sayfasıdır. Gerçek bir ‘birlik ve beraberlik’, Dersim 37-38 acısı ile yüzleşmeden, bu yarayı onarmadan mümkün değildir. Bu nedenle Dersim 37-38 sadece Dersimlilerin değil, Türkiye’de yaşayan herkesin meselesi ve derdidir” dedi. Dersim’de yaşatılan soykırımın bugüne kadar yine yalan ve hileyle örtbas edilmek istendiğini söyleyen Eğil, bu yalan perdesini yırtıp atmanın ancak Türkiye halklarının ortak çabasıyla mümkün olacağını vurguladı.

“DÖNEMİN TÜM YETKİLİLERİ SORUMLUDUR”

“Devlet eliyle işlenen ve bugün belgeleri bir bir ortaya çıkan Dersim 37-38 kırımından, dönemin tüm yetkilileri sorumludur” diyen Eğil, soykırımı uygulayanları ve bu soykırımı ısrarla inkar ederek suç ortaklığı yapanları kınadıklarını söyledi. Eğil, Dersim Katliamı’na ilişkin arşivlerin açılmasını, Dersim isminin iade edilip halkından özür dilenmesini, sürgün ve kayıp çocukların listesinin açıklanmasını, Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanmasını talep etti.

Açıklama yeniden okunan dersim ağıdının ardından Dersim Katliamı’nda yaşamını yitirenler için lokma dağıtılması ile son buldu. 

Pirha

Yorumunuzu yazınız