İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyesi Tuncay Yiğit, İzmir Menemen Cezaevinde 2 eli olmayan, kronik ülser, astım ve koah hastası tutuklu Ergin Aktaş’ın “Bomba yapımını öğreteceği öngörüsüyle yanına kimse vermemektedir. Bir yıldır tek başına” dedi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, Galatasaray Meydanı’nda hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla her hafta düzenlediği “F Oturumu”nun 265’incisini gerçekleştirdi.

Hasta tutukluların fotoğraflarının yer aldığı eylemde, “Tecrit öldürür F Tipi Hapishaneler kapatılsın”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır”, “Ergin Aktaş serbest bırakılsın” ve “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” pankartları açıldı. Eylemde sık sık, “Tedavi haktır engellenemez” ve “Tecrit işkencesine son” sloganları atıldı.

Bu haftaki eylemde iki kolu olmayan hasta tutuklu Ergin Aktaş’un durumuna dikkat çekilen eylemde konuşan komisyon üyelerinden Mine Nazari, açlık grevlerinin son bulması ardından insani koşulların düzeltilmesi yönünde bir girişim olmadığını vurguladı. Nazari, “Özellikle darbe teşebbüsünden sonra toplumsal muhalefete yönelik tutuklamaların olması, kapasitesi yetersiz olan hapishaneleri aşırı dolmuş ve yaşanılmaz bir hal almıştır” diye konuştu.

‘BAĞIMSIZ HEYETLER İLE GÖRÜŞÜLMELİ’

Cezaevi koşullarının düzeltilmesi ve insani koşullarda yaşam olanaklarının sağlanması yönünde girişimlerin gerçekleştirilmesi gerektiği çağrısında bulunan Nazari, “Sağlık sorunlarının kısa sürede tedavi edilmemesi, ağır hasta mahpusların sağlık sorunlarının giderilememesi çok ağır sorunlar yaratmaktadır. Adalet Bakanlığı, Türk Tabipler Birliği ile irtibat kurması ve bağımsız heyetler ile görüşülmesi gerekmektedir” diye konuştu.

‘ADLİ TIP RAPORU’NA RAĞMEN GİRİŞİM YAPILAMAMAKTA’

Nazari’nin ardından hasta tutuklu Ergin Aktaş’ın avukatı Gülizar Tuncer de, Aktaş’ın sürekli sürgün ve işkencelere maruz kaldığına dikkat çekti. Tuncer, “Ergin’in en önemli farkı kollarının olmayışı. Ergin tek başına yaşayamaz, buna rağmen tek kişilik koğuşlarda tutulmakta” dedi. Aktaş’ın 7 metre karelik bir alanda tek başına bırakılarak yaşam mücadelesi verdiğine vurgu yapan Tuncer, “Koah hastası olan Ergin’e Adli Tıp Kurumu 3 kez ‘tek başına yaşayamaz raporu’ vermesine rağmen, yetkililer bu konuda herhangi bir girişimde bulunmamakta” diyerek, kamuoyun da duyarlılık çağrısında bulundu.

Son olarak; İHD İstanbul Şubesi Cezaevi Komisyonu adına Tuncay Yiğit, Aktaş’ın tek başına hücrede tutulmasının insanlık dışı bir uygulama ve işkence olduğunu söyledi.

Yiğit, Aktaş’ın Erzurum, İstanbul, Metris, Ümraniye, Silivri gibi birçok cezaevine sevk edildiğini kaydederek son olarak İzmir Menemen R Tipi Cezaevi’ne gönderildiğini ifade etti. Aktaş’ın 1988 doğumlu sol kolunun tamamen, sağ kolunun bilekten koptuğunu belirten Yiğit, Aktaş’ın kronik ülser, astım ve koah hastası olduğunu belirtti.

‘AKTAŞ’IN YANINA ADLİ TUTUKLU GETİRİLDİ’

Aktaş’ın ağırlaştırılmış müebbet cezası aldığı gerekçe gösterilerek hücrede tutulduğunu hatırlatan Yiğit, “Hücrenin içindeki açık tuvaletten sürekli kanalizasyon kokusu gelmesi ve fiziksel durumundan da kaynaklı yemek yiyememekte, sürekli kilo kaybetmektedir. Yine bulunduğu hücreye sıcak su verilmediği için kışın soğuk su ile öz temizliğini yapmaya, çamaşırlarını yıkamaya çalışmıştır. Hücrede hiçbir hava akımı olmadığı için çamaşırlarını tam kurumadan giymek zorunda kalmakta ve sürekli nemli ortam astım hastalığını tetiklediği için nefes alıp vermekte zorlanmaktadır. Bir süre önce yanındaki hücreye, eski asker ve cinsel saldırı suçundan hükümlü adli bir mahpus getirildi. Sürekli sözlü taciz ve tehditte bulunan bu mahpusun başka bir yere götürülmesi talebinde bulunan Ergin Aktaş’a hem olumsuz yanıt verildi hem de soruşturma açıldı” diye konuştu.

ATK’NIN RAPORUNA RAĞMEN TAHLİYE EDİLMİYOR

Aktaş’a 5 yıl boyunca yanındaki tutukluların baktığını belirten Yiğit, “İzmir/ Menemen Cezaevi İdaresi Aktaş’ın sürekli talebine rağmen, bomba yapımını öğreteceği öngörüsüyle yanına kimseyi vermemektedir. Bir yıldır tek başına ve çok olumsuz koşullarda tutuluyor. Bütün vücudu kabarmış, mantar oluşmuştur” dedi.

2013-14 ve 2016 yıllarında Adli Tıp Kurumu’nun “Yaşamını tek başına idame ettiremez, hapishanede kalamaz” şeklinde verilen raporlara rağmen tahliye edilmediğini dile getiren Yiğit, avukatı Gülizar Tuncer’in, 2014 yılında Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuruda bulunduğunu ancak iki yıl sonra olumsuz yanıt verildiğini ve bu nedenle bir süre önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM)başvuruda bulunduğunu söyledi.

Aktaş ve tüm hasta tutukluların serbest bırakılmasını isteyen Yiğit, devlet ve hükümet yetkililerine, “Uzun zamandır sürdürdüğünüz sorumluluk almama tavrına son verin ve hasta mahpusların serbest bırakılmasını sağlayın” diye seslendi.

Açıklama atılan sloganlar ile son buldu.