PAYLAŞ

Kahire Uluslararası Kadın Filmleri Festivali çok sayıda ülkeden kadın sinemacıyı ağırladı. 9 Mart’ta biten festival kapsamında dünyanın her yerinden, Türkiye, Kürdistan’dan ve Arap dünyasından, kadın sinemacıların filmleri gösterildi

Necati Sönmez

Mısır’da bu aralar nadiren iyi şeyler oluyor. Abdel Fattah el-Sisi’nin üç yıllık iktidarının tek somut getirisi, eski yoz rejimin tahakkümünü iyice sağlamlaştırması, muhaliflerini sesinin kısılması ve halkın iyice yoksullaşması oldu. Devasa sorunlar dururken, hükümet şu günlerde anayasayı değiştirip Sisi’nin tekrar seçilmesinin önünü açmakla meşgul. Yolsuzluğun dizboyu olduğu, polis baskısının her geçen gün arttığı, hak arayışlarının hapis cezalarıyla tehdit edildiği ülkede kültür cephesinde yaşananlar da Türkiye’dekini pek aratmıyor: Etkinlikler engelleniyor, sansür ağırlaşıyor, bağımsız etkinlik yapan kurumlar bir bir kapanmaya zorlanıyor. Bu şartlara rağmen ayakta durmayı başaran nadir bağımsız kültürel etkinliklerden biri, Kahire Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 9 Mart Perşembe akşamı sona erdi.

11yarın3Varda’nın filmlerine özel bölüm

Bu sene 10’uncu yılını kutlayan festival, dünyanın her yerinden ve Arap dünyasından kadın sinemacıların filmlerini Mısırlıların ayağına getiriyor ve bir hayli seyirciyi salonlara çekiyor. Festival ayrıca İspanya ve Latin Amerika (Ibero-America) ile Arap sineması arasında bir köprü misyonunu da yerine getiriyor; programdan bir bölüm her sene Latin Amerika’nın belli ülkelerini geziyor. Bu seneki 10. yıl programında usta yönetmen Agnes Varda’nın filmlerine özel bir bölüm ayrıldı. Programda ayrıca 10 Yılın En İyi 10 Filmi, Uluslararası Panorama, İsviçre Mercek Altında, FAMU Öğrenci Filmleri ve Danish Documentary (Danimarka’da bir grup kadının kurduğu önemli bir belgesel yapım şirket) gibi bölümler yer aldı.

Kadın sorunları masaya yatırıldı

Arjantin, Şili, Hollanda, Çek Cumhuriyeti, İsviçre, Lübnan, Ürdün, Finlandiya, İspanya, Danimarka, İtalya gibi ülkelerden kadın sinemacıların ağırlandığı, kırmızı halısı ve yarışma bölümü bulunmayan, sadece bir Seyirci Ödülü’nün verildiği (bu sene ödül “Aya Sahile Gidiyor/Aya Goes to the Beach”adlı bir Fas kısa filmine gitti) ve sinemanın, hikayelerin konuşulduğu, kadınların ortak sorunlarının masaya yatırıldığı bir festival yaşandı bu sene de.

‘Gülistan, Güllerin Ülkesi’ de gösterildi

Geçen yıl Emine Emel Balcı’nın “Nefesim Kesilene Kadar”ı ile Özlem Güler’in “Gökyüzünde” adlı kısa filmini gösteren Kahire Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, bu sene de Türkiye’den ikisi diaspora ürünü iki filmi programına aldı: Esen Işık’ın İsviçre yapımı olarak gerçekleştirdiği ilk uzun metrajlı filmi “Köpek” ile Zayne Akyol’un yönettiği Kanada-Almanya ortak yapımı “Gülistan, Güllerin Ülkesi” adlı belgesel. Belli noktalarda kesişen üç İstanbul hikâyesinin anlatıldığı “Köpek” Türkiye’de iki festival gösterimi dışında nedense vizyon yüzü göremedi. Daha önce HotDocs ve Visions du Réel başta olmak üzere bir çok önemli festivalde gösterilmiş ve olumlu eleştiriler almış olan, DAEŞ’e karşı savaşan Kürt kadın gerillalarını konu alan “Gülistan”ın ise Türkiye festivallerinde gösterim şansının düşük olduğunu tahmin etmek zor değil.

Devletten boşa çıkarma çabaları

Kahire Kadın Filmleri Festivali, Mısır’ın mevcut siyasi ikliminde daha ne kadar ayakta kalabilir, ne yazık ki meçhul. Nitekim, belli ki bu göz dolduran festivali sabote etmeye dönük bir hamle olarak, bu sene turistik Aswan kentinde devlet tarafından resmi bir ‘kadın filmleri festivali’ düzenlendi. Kahire’dekinin tam iki hafta öncesinde büyük bir bütçeyle ve şaşaalı galalarla gerçekleşen festivalin enteresan bir tarafı vardı: Festival yöneticileri erkek, gösterilen filmlerin çoğu da erkek yönetmenlere ait! Basın tarafından israf ve kötü organizasyon gerekçesiyle çokça eleştirilen bu manasız ‘devlet festivali’nin tutunması zor gibi, ama ne de olsa taşıma suyuyla peynir gemisi yürütmek totaliter rejimlerin şanında var. Dileyelim tüm hakiki festivaller gibi Kahire Kadın Filmleri Festivali de uzun ömürlü olsun!

 

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız