Ana Sayfa Haberler Sen Bir Cana Hızır Olabilir misin?

Sen Bir Cana Hızır Olabilir misin?

1.230 views

Cemevindeki panel için koşturduğum sırada yaşlı bir kadının kapıya yakın bir sandalyeye yavaşça oturduğunu gördüm. Etrafına çekingen bakışlar atıyordu. Sandalyeden her an kalkıp gitmeye meyyal bir hali vardı. Yanına vardım, “Teyze neden oraya oturdun, geç şöyle koltuğa. Çay getiriyorum sana” dedim. Çay içerek başladık sohbet etmeye; buraya nasıl geldiğini anlattı, yaşıtı olmadığı için geri dönmeyi düşündüğünü söyledi. Onu panele kalmaya ikna ettiğim esnada kapıdan başka bir kadın girdi içeri, çevre ile selamlaşıp yanımıza geldi. İki akranın sohbeti üzerine işlerime geri koyulmak üzere yanlarından ayrıldım. Arkamdan “Eve geri dönecektim, susamıştım. Bu kız beni hem buraya oturttu hem çay getirdi. Hızır’dır.” dediğini duydum.

 

“Her gördüğün Hızır bil ki Ali’ye selman olasın”

Hızır/ Xızır ölümsüz bir yol göstericidir. Yardıma ihtiyacı olanın yardımına koşar, işaret bekleyenin işareti olur. Anadolu’da ona dair pek çok hikâye vardır, dilden dile dolaşır gelir. İnsanlar Hızır/ Xızır ile karşılaşacaklar ihtimali üzerine kendilerinden yardım isteyenleri geri çevirmediklerini anlatırken “Her gördüğünü Hızır/ Xızır bilmeli!” derler.

 

“Senden başka kanadım yok kolum yok/ Emaneti de sana boz atlı Hızır”

Boz bir atı olduğu söylenir Hızır’ın. Hozatlı olduğu da! Genellikle insan olarak tasvir edilir; ama her zaman insan değildir o. Bazı anlatılarda yağmurun yağmasıdır, bazılarında yoluna düşen yapraktır. İnsanı kötülükten döndüren, işaret eden, yardım eden her şey o an onun Hızır’ıdır. Bazen kadındır, bazen de erkektir. Onu bulmak isteyene doğan güneş dahi Hızır’dır bazı sabahlar.

 

De Be Xızıro!

Hızır/ Xızır’ın bir de orucu vardır. Hızır/ Xızır Orucu tutma dönemleri yöreden yöreye farklılık gösterir. Genelde Şubat ayının ilk veya ikinci haftası salı-çarşamba-perşembe günleri, üç gün olarak tutulur ki perşembe günü Hızır/ Xızır Cemi yapılmaktadır.

Hızır/ Xızır ayına girildiğinde genel bir ev temizliği yapılır. Bu ayda özellikle Dersim bölgesinde sabahları evin içerisine su serpilir. Genel adıyla “lokma” dediğimiz yöresel yemekler pişirilir. Hızır/ Xızır’ın çarşamba akşamı iyi insanların evine misafir olacağı düşüncesi yaygındır, perşembe günü ise Hızır/ Xızır Cemi’nde insanların arasında olduğuna inanılır.

 

Hızır/ Xızır Orucu İnanışları

Alevilerin en yaygın oruç inanışı şöyledir; Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin hastalanır. Bunun üzerine Muhammed Peygamber, Fatma Ana’ya üç gün oruç tutmasını söyler. Fatma Ana da Hz. Ali ile beraber üç gün oruç tutar. Oruç açıldığı her akşam yanlarına bir yoksul gelir. Yemeklerini üç gün üç farklı yoksula veren Fatma Ana ile Hz. Ali, sadece hurma yemişlerdir. Durum Muhammed Peygambere ayan olur. Peygamber gidip kızından elinde olmadığını bile bile yemek ister. Fatma Ana, mutfakta hiçbir şey olmadığını bilir; lâkin bir şey demeden mutfağa gider. Mahcup bir şekilde içeri girdiğinde orada hazırlanmış bir sofra görür. Bunun üzerine peygamber “Sizden yemeği isteyen de size bu nimeti sunan da Hızır’dır” der.

Diğer bir inanışa göre ise Hızır/ Xızır ile İlyas bir gün dünyada buluşurlar. Üç gün boyunca ne yemek yerler ne su içerler; sadece muhabbet olurlar. Bu yüzden Aleviler üç günlük oruçlarında su içmezler, sadece karınlarını doyuracak miktarda ve sadelikte beslenirler. Bu anlatıdan yola çıkarak özellikle bekâr kadın ve erkekler üç gün su içmeyerek (ilk iki gün su hariç sıvı tüketirler) perşembe gecesi rüyalarında evlenecekleri kişinin veya onun ailesinden birinin kendilerine su vereceğine inanırlar.

 

Hızır/ Xızır’ın Zâhirî ve Bâtınî Tarafı

Geçtiğimiz gün Ali Dereli Dede ile muhabbetteydik. Kendisi ile Hızır/ Xızır ayına girişimiz üzerine konuşurken, anneannemin “Belki gece Xızır gelir” diye kapıya Qaut (Dersim yöresel yemeği) bırakışı gibi pek çok hatıradan bahsediyordum. “Xızır belirir aniden” dediğim anda Ali Dede, “Bu Xızır’ın bâtınî tarafıdır. Peki biz kaç kişinin Xızır’ı olduk?” diye sordu.

Haklıydı Dede, Alevi inancında Hızır/ Xızır’ın bir bâtınî bir de zâhirî tarafı vardır. Bâtınî tarafı yukarıda bahsettiğimiz dara koşan hâli iken, zâhirî tarafına pek söz gelmez. Biz kaç kişiye Xızır olduk? Ya da olabildik mi? Kaç insana yardım ettik? Bir açın karnını doyurduk mu? Öğrenci okuttuk mu? Xızır’a bir de böyle bakmak gerek.