PAYLAŞ

Türkiye’nin ‘Fırat Kalkanı’na destek için Halep’teki grupları sattığını söyleyen MSD Eşbaşkanı Îlham Ehmed, Rusya’nın ‘Fırat Kalkanı’na desteğinin ise ‘altındaki dalı kesmek’ sözleriyle nitelendirdi ve ‘Rusya’nın böyle büyük bir hata yapmayacağını umut ediyoruz’ dedi

Demokratik Suriye Meclisi (MSD) Eşbaşkanı Îlham Ehmed, Halep operasyonu ve pazarlıkları, silahlı gruplar ile Rusya arasında yapılan görüşmeleri, Türkiye’nin “Fırat Kalkanı”na destek arayışları ve Rakka operasyonuna ilişkin gazetemiz Özgürlükçü Demokrasi’nin sorularını yanıtladı.

* Halep’teki durum nedir şu anda?

Halep’te Suriye muhalefeti son günlerde çok büyük bir darbe aldı. Büyük bir kırılma yaşandı. Bunun nedeni de Türkiye’nin onları satmasıdır. Türkiye, Rusya ile anlaştıktan sonra Halep’teki muhalefet satıldı. Bu kırılma sadece Halep’te yaşanmadı, Suriye’nin diğer yerlerinde de yaşandı. Çünkü Halep merkezi bir konumda ve merkezi rol oynayan önemli bir kent. Halep’te olacak ya da olması muhtemel her değişimde Halep’in etkisi çok büyük olur. Halep büyük olduğu için de Halep üzerinde yapılan pazarlıklar da çok büyük oldu. Bu büyük kırılmaya neden olan pazarlıkların devamı da gelecektir. (…)

Doğrusunu söylemek gerekirse Birleşmiş Milletler (BM) Halep’te rollünü yerine getirmedi. Binlerce insan Halep’te can verse kimsenin umrunda olmayacak. Başta uluslararası güçler olmak üzere BM, uluslararası insani yardım kuruluşları, aylardır Halep’e insani yardım ulaştırılmasını kendi iç çatışmalarının malzemesi yaptılar.

* Halep’e başlatılan operasyondan taraflar (Rejim, İran, Rusya ve muhalefet) ne bekliyor?

4ilhamHalep’te operasyon yürüten rejim, İran ve Rusya, bir an evvel kenti Türkiye’nin desteklediği gruplardan temizlemeyi amaçlıyor. Anlaşılıyor ki ABD’nin yeni yönetimi iş başı yapmadan Rusya Halep’te sonuca varmak istiyor. Bunun için de Halep’te geniş çaplı bir operasyon başlatıldı. Bu operasyon daha bitmiş değil ama 2 hafta içerisinde nihai sonuca varmak istiyorlar. Kendine muhalefet adını verenler ve o iddia ile hereket ettiğini zannedenler müzakereler başlayınca elleri güçlü bir şekilde masaya oturmak istiyor. Bunun karşısında rejim de Halep’i ele geçirdikten sonra müzakere masasında ‘karşımda muhalefet yok’ diyebilmek istiyor.

Ama bu hamlede en önemli olan şey aylardır her türlü yaşamsal hakkı elinde alınan ve bombalar altında yaşayan onbinlerce sivilin kurtarılması oldu. Bu operasyonda rejim güçleri, silahlı grupların elindeki bölgelerin kurtarılması peşine düşerken YPG/YPJ güçleri ise sivillerin kurtarılması için insani koridorlar açtı.

* Halep’in Şêx Meqsûd Mahallesi’ndeki YPG/YPJ savaşçılarının harekete geçmesini nasıl değerlendiriyorsunuz, amaç neydi?

Halep’teki sivil halkın çok büyük bir bölümünü kurtaran da YPG/YPJ güçleriydi. Doğu Halep’te abluka altında olan halkımız uzunca bir süredir Demokratik Suriye Güçleri ile YPG/YPJ savaşçılarına kendilerini kurtarmaları için çağrıda bulunuyordu. Yani YPG/YPJ savaşçılarının rejimin yanında yer aldığı yönündeki iddiaların aslı ise sivillerin kurtarılması, onlara koridor açılması ve güvenli alanlara nakledilmeleri ve mahallelerin güvenliği sağlandıktan sonra da evlerine dönmelerini sağlamasıdır. Yapılan insani bir faaliyetten başka bir şey değildi.

Yıllardır abluka altında olan ve her türlü imkansızlığı yaşayan Şêx Meqsûd Mahallesi sakinleri, göç eden halka kapılarını açtı ve onlara sahip çıktı. Bu başlı başına takdir edilecek bir şeydir. Aynı şekilde abluka altındaki halkın yönünü Şêx Meqsûd’a çevirmesi de onların kendilerini orada güvende hissedebileceğini düşünmeleri ve YPG/YPJ güçlerine olan güvenlerinden kaynaklanmaktadır. YPG/YPJ güçlerinin bu hamlesini en onurlu ve değerli hamlelerden biri olarak adlandırabiliriz. Bu da Kürtlerin barışsever ve çözümden yana olduklarını bir kez daha tüm dünyaya göstermiştir. Kürtler her zaman çözümü isteyen taraf olmuştur.

* Rusya’nın Türkiye üzerinden muhalefetle görüşmeler yaptığı belirtiliyor. Görüşmelerden ne bekleniyor?

Görüşmelerin temelinde Halep’in tahliyesi var. Uzunca bir zamandır Türkiye ile Rusya arasında görüşmeler var ve sıklaşan bir görüşme trafiği var. Ankara’da yapılan görüşmeler yani silahlı grupların Türkiye gözetiminde Rusya ile masaya oturmaları itibariyle bir ilktir. Bu şekliyle Türkiye tamamen taraf oluyor. Bu grupların kendisine bağlı olduğunu resmen kabul etmiş oluyor. O zaman yapılan müzakereler de Türkiye ile yapılmış oluyor. Ankara’daki görüşmeler başarılı olamayacak. Çünkü çıkarlar çatışacak. Bu grupları destekleyen sadece Türkiye değil. Mesela Katar, ABD’nin bu gruplara desteğini kesmesi durumunda da bu gruplara destek vermeye devam edeceğini açıkladı.

Suudilerin de bu kanaatte olduğunu düşünüyorum. Türkiye ile Suudi Arabistan ve Katar’ın çıkarları da çatışabilir.

* Bu görüşmeler sonucu Halep’teki grupların anlaşma ile kentten çıkarılacağı ve bunun karşılığında ise Rusya’nın Bab’ta hava sahasını Türkiye’ye açacağı belirtiliyor. Böyle bir durum Suriye’deki denklemi nasıl değiştirir?

Bir süre öncesine kadar Halep’in Türkiye eliyle boşaltılması karşılığında Bab’ın Türkiye’ye verilmesi gibi bir plan vardı. Böyle bir proje üzerinde çalışılıyordu.

* Acaba bu durum Türkiye ile rejim arasında ‘Al Halep’i ver Bab’ı’ şeklinde bir pazarlık mı?

Türkiye kendisine bağlı gruplar ile Halep’in doğusu ile kırsalı, yani kuzey kırsalını diğer gruplarla birlikte kontrol ederek bir tampon bölge kurmak istiyor. Ama doğrusu Türkiye, böyle bir şeyi muhalefet için istemiyor. Burada kendisine bağlı bir tampon kurmak istiyor. Böylece hem Kuzey Suriye’yi tehdit edebilecek hem de Halep için her daim bir tehdit olabilecek.

* Türkiye Fırat Kalkanı operasyonu ile Bab’ı almak için yoğun bir diplomasi yütürüyor. Rusya’ya verilen tavizler var. Bu konuyu sizler nasıl görüyorsunuz?

Rusya’nın “Fırat Kalkanı”na destek vermesi demek altındaki dalı kesmesi demektir. Bu Rusya’nın bindiği dalı baltalamasıdır. Fırat Kalkanı’nın büyümesi demek Suriye’nin istikrarsızlaşması, savaşın derinleşmesi ve DAİŞ, El Nusra ve Ehrar El Şam gibi çetelerden temizlenen yerlerin de yine bu ve benzeri gruplarla yeniden dolması demektir. Koalisyon güçleri, bunu farkettiklerinde Fırat Kalkanı’ndan desteklerini çektiler. Verdikleri desteğin büyük bir yanlışa götürdüğünü ve DAİŞ’ten kurtarılan bölgeleri de tehlikeye düşürdüğünü gördüklerinde desteği çektiler. Türkiye, şimdiye kadar ancak Rusya’nın desteği ile Fırat Kalkanı operasyonunu hayata geçirebildi. Biz Rusya’nın böyle büyük bir hata yapmayacağını umut ediyoruz.

‘İşgal planlarına karşı çıkarız’

* Peki ya Türkiye’nin Bab’a girmesi ihtimali…

Türkiye’nin Bab’a girmesi durumunda tavrımızın ne olacağı sıklıkla sorulan bir soru. Ancak bunu sadece Bab ile sınırlandırmak doğru değil. Türkiye bu politikasıyla Suriye’de istikrarsızlık yaratıyor ve sorun çıkaran güç durumunda. Suriye’nin neresinde olursa olsun çeteci grupların ömrünü uzatan her projeye karşı çıkarız. Türkiye de girdiği yerlerde DAİŞ’in, El Nusra’nın ömrünü uzatır ve bizim terörle mücadelemize zarar verir. Bizler bunu kabul etmeyiz ve buna karşı mücadele ederiz. Gücümüz yettiğince işgal planları ve DAİŞ’e destekleme projelerine karşı çıkacağız.

‘DAİŞ’e karşı hamleler sürecek’

* ABD’de yapılan seçimden sonra ‘Fırat’ın Gazabı’ operasyonu durma noktasına geldi. Yeni ABD yönetiminin Suriye ve Rojava politikasına ilişkin bir öngörünüz var mı?

ABD’nin stratejisinde çok büyük değişimlerin olacağı görünmüyor. Yöntem noktasında bazı değişimler olabilir. Önceki yönetimi, diyalogu daha fazla öne çıkarmaya çalışıyordu. Ancak yeni yönetimin terörist gruplara karşı daha sert bir politikaya yöneleceği görülüyor.

Suriye’de DAİŞ’e karşı hamleler devam edecektir. Büyüyerek devam edecektir. Bunlara destek de olacaktır. Bizler de bugüne kadar olduğu gibi bunlarda yer alamayı sürdüreceğiz.

Enes Yıldız / Halep

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız