PAYLAŞ

Avrupa Parlamentosu (AP) beklendiği gibi Türkiye ile üyelik müzakerelerinin “dondurulması” kararı aldı. AP’deki siyasi gruplar daha önce aralarında anlaşmış olduğundan karar 37’ye karşı 479 gibi ezici çoğunlukla kabul edildi. Buna karşılık 107 parlamenter çekimser kalmayı tercih etti. Bu parlamenterlerden bazıları “Türkiye ile adaylık sürecinin tamamen askıya alınması istenmediği”, bazıları da “müzakerelerin dondurulması kararının ters etki yapacağı” düşüncesiyle çekimser kaldı.

Karar lehinde oy kullananların da gerekçeleri farklı. Kararı onaylayanların resmi söylemi Türkiye’nin “demokrasi ve hukuk devletine saygı ilkesinden sapmış olması”. AP sosyal demokrat grubunun önde gelen isimleri, Türkiye ile ilişkilerin “son 3 yıldır çürümeye başladığını, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası alınan önlemler nedeniyle zedelendiğini, son 3 haftada Cumhuriyet gazetesine yönelik operasyon ve HDP’li parlamenterlerin tutuklanmasının ise bardağı taşıran damla olduğunu” söylüyorlar. Sosyal demokratlar gibi geçmişte AP içinde Ankara’nın AB üyelik sürecine en fazla destek veren Liberaller ve Yeşiller de aynı görüşteler.

AP Liberal Grup lideri Belçikalı parlamenter Guy Verhofstadt, oylama sonrası yaptığı açıklamada, “Her geçen gün daha da otoriterleşen bir rejimle üyelik müzakereleri illüzyonunu devam ettiren AB saygınlığını yitirmekte, vatandaşlarımızı kandırmakta ve Avrupa’yı gelecekleri gören Türk vatandaşlarına ihanet etmektedir” ifadelerini kullandı. Verhofstadt, salı günü AP genel kurulunda yapılan Türkiye oturumunda da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya lideri Putin’i “AB’yi yıkmaya çalışmakla” suçlamıştı.

AB içi siyasi hesaplar

Madalyonun bir de öbür yüzü var. AB bugüne kadar görülmemiş bir kurumsal krizle karşı karşıya. AB toplumlarında Avrupa projesine olan inanç darbe üstüne darbe yiyor. Aşırı sağcı ve popülist partiler yükselişte, hatta bazı ülkelerde iktidara oynuyor. Bu partilerin ortak paydası AB karşıtı olmaları. Dolayısıyla AB’nin politiklarına karşılar. Bu politikalardan biri de AB genişleme süreci. Genişleme süreci dendiğinde akla gelen ilk ülke ise Tükiye. “Popüler” bir konu olmayan Türkiye’yi Avrupa’da sokağa pazarlamak bir Avrupalı siyasi için günümüz konjonktüründe neredeyse imkansız bir misyon. Aşırı sağcı ve popülistler bu gerçeğin farkında olduklarından AB’yi Türkiye üzerinden yıpratmaya çalışıyorlar.

Önümüzdeki hafta ve aylarda İtalya, Fransa, Hollanda ve Almanya gibi ülkelerde referandum veya seçimler yapılacak. AP üyeleri AP içindeki çalışmalarını ulusal planda da kullanıyorlar. AP tarafından alınan ve daha şimdiden Avrupa yazılı ve görsel medyasında geniş yanklı uyandıran “müzakereleri dondurma” kararı işte buna yarayacak. AB iç siyasetinde aşırı sağcı ve popülistlere karşı seçmene “Türkiye dosyasını rafa kaldırdık” mesajı verilecek.

AP kararı, oylamanın hemen ardından Fransız Le Figaro gazetesi tarafından “AP Türkiye’nin üyeliğine karşı oy kullandı”, İngiliz The Independent gazetesi tarafından ise “AP Türkiye’nin üyeliğini bloke etti” başlıklarıyla verildi. Diğer Avrupa medyaları da benzer başlıklar kullandı.

Karar şimdi ne olacak?

AP tarafından alınan kararın kurum olarak AB açısından ve AB ile müzakereler yürüten Türkiye açısından hukuksal planda bağlayıcılığı yok. Ancak siyasi ağırlığı var. Karar her şeyden önce AB devlet ve hükümet liderleri için bir mesaj. Liderlerin bu mesajı görmezden gelmeleri mümkün değil. AB liderlerinin bir sonraki olağan toplantısı 15-16 Aralık günleri Brüksel’de yapılacak. Liderlerin AP kararı nedeniyle müzakereleri dondurmaları beklenmiyor. Ancak kararı “not ettiklerini” belirtip, bir kenara koymaları ve “gerektiğinde” raftan indirip kullanma opsiyonları var. AP hukuksal olmasa da siyasi bir zemin yaratmış durumda. Psikolojik bir eşik aşıldı ve AB tarihinde ilk defa, aday ülkelerle yürütülen müzakerelerin dondurulması olasılığı bir AP kararına resmen yansımış oldu. Bu durum aday ülkelerle müzakereleri yürüten Avrupa Komisyonu’nun saygınlığına da gölge düşürücü nitelikte.

Interview Piri EU-Türkei (DW)

Kayhan Karaca ve Kati Piri

AP-TBMM ilişkilerinde belirsizlik

Karar AP’nin Türk resmi makamları ve TBMM ile ilişkilerine şüphesiz olumsuz yansıyacak. AP ile TBMM arasındaki ilişkiler bu karar öncesinde donma noktasına gelmişti, bundan sonra Karma Parlamento Komisyonu (KPK) toplantılarının yapılması neredeyse imkansız hale gelecek. AP’nin yıllık olağan Türkiye raporunun hazırlanmama olasılığı da var. Ankara’nın geçtiğimiz günlerde randevu dahi vermediği AP Türkiye raportörü Kati Piri, karara rağmen Türkiye’de sivil toplumla görüşmeye devam edeceğini söylüyor. Fakat resmi makamlarla görüşmeden rapor hazırlamanın neredeyse imkansız olduğunu da herkes biliyor.

AP kararı bütün olarak AB-Türkiye ilişkilerine de olumsuz yansıyacak. Son yıllarda olağanüstü sancılı hale gelen bu ilişkilerde bundan böyle ilerleme sağlanması daha da zorlaşacak. AP’nin AB bütçesi üzerinde mutlak yetkisi var. Dolayısıyla AB bütçesinden Ankara’ya yapılan yardımlar, vize serbestisi, gümrük birliğinin güncellenmesi gibi iki taraf arasındaki önemli konularda AP ile diyalog olmadan ilerleme sağlamak neredeyse imkansız.

AB’nin Fransa ve Almanya gibi önde gelen ülkeleri kritik seçim dönemine giriyor. AB cephesinde Türkiye hakkında olağanüstü vizyon değişikliği, Türkiye’de ise hızlı bir normale dönüş yaşanmaması halinde AP tarafından alınan “müzakereleri dondurma” kararı, hukuksal zemine gerek kalmadan zaten pratikte gerçekleşmiş olacak. Bu durumun rutin hale gelmesiyle de AB-Türkiye ilişkilerinin, üyelik perspektifi yerine yepyeni bir formüle yelken açmaya başlaması kaçınılmaz görünüyor. 

 © Deutsche Welle Türkçe

 Kayhan Karaca / Strasbourg

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız