PAYLAŞ

HDP Eşbaşkan Selahattin Demirtaş’ın grup toplantısı için 2 hafta önce gönderdiği mektup, günler sonra sansürlü bir şekilde HDP’li yetkililerin eline ulaştı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, Meclis’teki HDP toplantısı salonunda gündeme dair açıklamalar da bulundu. Bilgen, tutuklu HDP Eşbaşkan Selahattin Demirtaş’ın geçtiğimiz hafta gerçekleşen grup toplantısına göndermek istediği ancak keyfi olarak engellenen mesajının sansürlü bir şekilde kendilerine ulaştığını belirtti. 3 sayfadan oluşan sansürlü mektubu gösteren Bilgen, “Şimdi bizim eş genel başkanımızın 2 hafta önce hazırladığı ve grup toplantısında okunması için beklediğimiz metni, nihayet dün kendisine iade edilen metni tekrar aldık. Bu Türkiye için bir ayıptır. Bu boşluklar sansürlenmiş. Bu metni şimdi paylaşmayacağız. Önümüzdeki hafta grup toplantısında paylaşacağız. Burada Türkiye siyasi tarihi, Ortadoğu’daki gelişmelerle ilgili değerlendirmeler var. Ancak bu sayfalarda sadece bir buçuk satır var. İşte bundan korkuyorsunuz. Eşbaşkanımızın yazdığı iki satırın duyulmasından korkuyorsunuz. Nasıl resimlerinden, ‘irademe dokunma’ yazılı posterlerden korkuyorsanız, mektuptan da korkuyorsunuz. Burada ne yazdığını açıklasınlar, bunun neresinde talimat var?” diye sordu.

‘Korku nedeni olduğunu göstermeye yeter’

Bunun Türkiye demokrasi tarihine büyük bir ayıp olarak geçtiğini kaydeden Bilgen, “Bu tablo tıpkı danışmanlar konusu gibi yine Ahmet Türk gibi milletvekillerimizin neden bir korku nedeni olduğunu göstermeye yeter” ifadelerini kullandı. Bilgen, günler sonra savcılığa çıkartılan HDP’li danışmaları da hatırlattı. Savcılığın yoğun işlerinden dolayı danışmanları ifadeye çıkaramayacağını belirttiğini kaydeden Bilgen, “Görevleri sadece uzman personel olan personellerimizi birer siyasi hedef haline getirmenin amacı nedir? Bir yerden bir haber mi bekliyorsunuz? Ortada tek bir delil yok ama tutuklama için bir şeyler mi arıyorsunuz?” şeklinde tepki gösterdi.

‘Uyarıyoruz’

Cezaevlerinde yeni bir 19 Aralık benzeri saldırıların hayata geçirilmek istendiği tartışmalarına değinen Bilgen, “Aralık sadece mahkumlara değil bütün Türkiye’ye neye mal olduğunu hepimiz biliyoruz” dedi. Erdoğan ‘cezaevlerinde yapılanların sadece Suriye’dekileri ilgilendirmeyeceğini’ söylediğini hatırlatan Bilgen, “Kendini sorumlu gören bir duyarlılıkla ortaya koymuştu. Ama yanlış görüntülerle bunu savunmuştu. 19 Aralık benzeri kaos kriz oluşturma girişimleri konusunda hükümeti çok net biçimde uyarıyoruz” dedi.

‘Örtmeye gücünüz yetmez’

Gülen Cemaati’nin çatı davası ile ilgili ciddi somut iddiaların ortaya konulduğunu kaydeden Bilgen, “Bu tip iddiaların kamuoyuna yansımasını engellemek için onları infaza dönük bir arayış için bunlar yapılıyorsa bu saatten sonra hiçbir şeyi örtmeye gücünüz yetmez” dedi. Cezaevlerindeki tecrit uygulamasının haksız tutuklamalar kadar önemli bir husus olduğunun altını çizen Bilgen, “Milletvekillerimizin, eşbaşkanlarımızın, belediye başkanlarımızın tek kişilik odalarda tutulmasının kendisi işkencedir. Türkiye’nin imzaladığı sözleşmelere bakarsanız bunu çok net biçimde görürsünüz. Bunun kendisi bir insan hakkı ihlalidir” değerlendirmesi yaptı.

Yorumunuzu yazınız