PAYLAŞ

ELİF SONZAMANCI

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) çağrısı, Demokratik Güç Birliği’nin desteğiyle 12 Kasım’da Köln’de gerçekleştirilen miting, birçok tartışmayı da beraberinde getirdi. Başta Almanya olmak üzere, Avrupa’nın birçok yerinden farklı inanç ve etnik kimlikten insanın akın ettiği miting maalesef pratik anlamda yapılan yanlışlardan dolayı Aleviler üzerinden olumsuz bir tartışma başlattı.

Diktatörlük rejimini kurumsallaştırmaya çalışan AKP iktidarına karşı coşku ile başlayan mitingde, böylesi bir sonuca vesile olmak, yıllardır iğne ile kuyu kazma misali yürütülen birlik motivasyonunda ağır bir tahribata neden oldu.

Peki ne oldu da o coşku birden buz kesti. Öğleye doğru mitingin başlamasını bekleyen kitle, birden sembol üzerinden yanlış anlaşılma zemini güçlü olan anonslar duydu. Anonslarda, önce AABK bünyesindeki kurumların üyeleri ön tarafa davet edildi, daha sonra diğer flamaların indirilmesi salık verildi, indirilmeden mitinge başlanılmayacağı vurgulandı. Birden alanda sessiz bir bekleyiş başladı. Tartışmalar kızıştı, buna rağmen miting başladı ama motivasyonsuz bir şekilde sonlandı. Tartışmalar AABK’nin Demokratik Güç Birliği ile ilişkilerini askıya aldığını beyan eden açıklaması ile çok farklı bir eksene kaydı. Bu durumu bayrak, flama, gençlerin coşkunluğu gibi nedenlerle açıklamaya çalışmak, elbette ki olayı basite almaktır. Nitekim kurum adına yapılan açıklama başlı başına bir talihsizliktir, samimiyetsizliği ifade eder. Kaldı ki; iktidarın lügatından fırlamış cümlelerle illegal olarak tanımladıkları kitle ve kurumları, tıpkı kendileri gibi devlet aklında ‘öteki’ kabul edilen insanlardır. Dolayısıyla düşmanı birdir.

Egemen dili ile sarf edilen her cümle, her hareket Alevilere kazandırmaz, kaybettirir. Nitekim tarih sayfaları bu gerçeklerle doludur. AKP iktidarının bütün araçları ile muhalifleri ezmeye çalıştığı, tekçi zihniyetin zulmü karşısında birliğe ihtiyacımız olduğu şu günlerde, sarf ettiğimiz her manidar cümle, birlik kelimesini bile literatürden silmeye çalışan zalimlerin işine yarar. Kaldı ki; Alevi felsefesinin insan merkeziyetçi, paylaşımı esas alan, herkese bir nazardan bakan anlayışı; ayrımcı, iktidar aklı ile dayatılan her düşünceyi reddeder, aksi özüne ters düşer. Yıllardır inkar, imha, asimilasyon politikaları karşısında mücadele veren Kürt halkıyla omuz omuza mücadele, Alevilik felsefesinin özüne sadık kalmaktır. Kaldı ki; bizleri inkar da, imha da eden aynı zihniyettir. Bunun aksini iddia edenlerin niyetleri sorgulanmalıdır. Alevilerin bu tartışmalara çekilmesi, Aleviler üzerinden genelleme yapılarak tartışma yürütülmesi, demokrasi arayışında sağlıklı tartışma zeminine de zarar verir.

Yaratılan olumsuz atmosfere rağmen, ilgili kurumların temsilcileri demokrasi mücadelesini büyütmek için cemal cemale gelip, bu olumsuzluktan biran önce çıkmanın yollarını aramalıdır. CHP’nin dokunulmazlıklar meselesinde “HDP’ye destek verme algısını yıkmak’’ adına sergilediği tavır bizlere çok şey kaybettirdi.

Aynı hataya düşmek daha çok kaybettirir. Aleviler muhalif kanadın önemli temsilcileridirler, kimsenin arka bahçede beklettiği oy deposu değillerdir.

Hatırlarsanız 2014’ün Mayıs ayında Köln’de yine benzer temalı büyük bir yürüyüş düzenlenmiş, yürüyüşte bir taraftan Türk bayrakları, diğer taraftan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın posterleri, farklı kurumların yanında, Alevi kurumlarının dövizlerinin bulunduğu kocaman ve renkli bir protesto yürüyüşü yapılmıştı. Fakat arada çıkan tartışma ve münakaşalar yürüyüşe gölge düşürmemişti.

Devlet tarafından ötelenen her kesimin hassasiyetleri mevcut. Yineleyelim; bu hassasiyetlere tek pencereden bakıp, devlet aklına hizmet etmek ancak ve ancak birliği bozar, düşmana hizmet eder. Bu hizmete katkı sunanlar nasıl bir tahribata neden olduklarını, şimdiki tartışmaların vardığı/varacağı noktaları iyi hesap etmek zorundalar.

özgür politika

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız