PAYLAŞ

FİKRET GÜNEŞ

İnsanlık tarihi hep zalimlere karşı mücadele ede ede gelişmiştir. Bu mücadeleye önderlik edenler her çeşit baskıya hazır olup, başına gelecekleri bilerek yola çıkmışlardır. Bu mücadelenin sonunda faşizm tarihin karanlık çöplüğüne yollanmıştır. Bu mücadelede yer alanlar bedenleriyle bedel ödeyerek; katledilmiş, zindana atılmış ya da darağacına yollanmışlardır.

Faşizme karşı mücadelede yola çıkanlar, bu yolun gül ve gülistanlık olmadığını çok iyi biliyorlardı. Kişisel menfaatlerini ve ekolarını hiç bir zaman ön plana çıkartmadılar. Ondandır ki tarihte halk önderleri olarak hakkettikleri yeri aldılar ve tarihe mal oldular.

12 Kasım Köln Mitingi

Bir ülke düşününki;

Baskıcı tek adam rejimi hüküm sürmektedir. Her gün insanlar coplanmakta, gazlanmakta ve katledilmektedir.

Bu modern cağda diktatörlüğün hüküm sürdüğü ender ülkelerden birisidir.

Binlerce gencin katledildiği, yüzlerce yerleşim yerinin yerle bir edildiği, binlerce seçilmiş parti, dernek, sendika, belediye ve meclis üyelerinin zindana atıldığı bir ülkedir.

İşçi sınıfının emeğinin karşılığı verilmediği, binlerce kişinin işten atıldığı, grevlerin ve kitle gösterilerinin yasaklandığı bir ülkedir.

Çeşitli inanç gruplarının yok sayıldığı, başta Kürt ulusu olmak üzere çeşitli ulusların ulusal haklarının reddedildiği bir ülkedir.

Devletin denetimindeki çocuk ve öğrenci yurtlarında insanların tecavüze uğradığı, her gün sokaklarında yüzlerce kadının dövüldüğü veya öldürüldüğü bir ülkedir.

Akan derelerin özgürce akışının engellendiği, ormanların ve madenlerin taraftar sermayeye peşkeş çekildiği bir ülkedir

Bu ülkenin aydınları akademisyenleri, yazar ve gazetecileri bu haksızlığa karşı sesini yükselttiklerinde zindana atılmaktadır.

Avrupa Aleviler Birliği (AABF) farklı dönemlerde bu konularda birçok bildiri, basın açıklaması yaptı. Bu haksızlıklara karşı çeşitli toplantılar, konferanslar yaptı.

AABF sorumluluğunu yerine getirerek bu anti demokratik, baskıcı rejime karşı Demokratik Güç Birliğini oluşturdu. Şimdiye kadar Demokratik Güç Birliği ile zaman zaman ortak eylemler de yaptı.

AABF önderliğinde 12 Kasım günü Almanya’nın Köln şehrinde gerçekleştirilen miting diktatörlüğe karşı güçlü bir sesti. Her inançtan, her ulustan, her politik düşünceden binlerce insan sabahın erken saatlerinde Ren Nehri’nin kenarında yerini aldı. Avrupa‘da yükselen bu ses Türkiye haklarına bir umut oldu. Avrupa kamuoyu da bu mitingi yakından takip etti.

Bu organizasyonda yer alan, emek veren herkese şükran borçluyuz. Bu tip birlikteliklere her zaman ihtiyacımız vardır.

Başta Almanya’da olmak üzere bütün demokratik ve ilerici basında bu miting olumlu olarak yer aldı.

Türkiye‘de ise taraftar basın beklemeye çekilip pusuya yattı. Organizeden kaynaklı bazı olumsuzlukları sürmanşetten vererek vaziyetten pay çıkartmaya çalıştı.

Kurt dumanlı havayı sever misali, miting alanındaki bazı olumsuzlukları fırsat bilerek kaleyi içten fethetme, kaleyi parçalama yoluna gitti.

İş yapanlar, hata da yaparlar. İş yapmayan, oturan hiç hata yapmaz. Bu mitingi düzenleyenlerin mutlaka bir tertip komitesi vardı. Bu komitenin bir yol haritası, bir görev dağılımı vardı; kim nerde ne söyleyecek, nerde başlayacak, nerde bitecek V.s. V.s.

Bu mitingi düzenleyenler, miting sonrasında bir araya gelir durum değerlendirmesi yaparlar. Eleştiri, özeleştiri mekanizmasını işletirler. Hatalardan dersler çıkartarak, halkımızın menfaati için birlikteliklerini daha da sağlamlaştırırlar ve yoluna devam ederler.

“Biz Faşizme karşı mücadelede sizinle beraber yürüyemeyiz” deme hakkı hiç kimsede yoktur. Çünkü düşman acımasızca Aleviyi, Kürdü, sosyalisti, demokratı yok etmek için her yolu deniyor.

Birinin diğerine “ben senin rengini, bayrağını, düşünceni, sloganını beğenmedim, kabul etmiyorum” deme zamanı değil. Kim böyle bir tavır içine girerse tarihe karşı sorumlu olur. Kendilerini baş aktör kabul edenler, ayrılıkları kabul etmeyenler yarın yalnız kalırlar; o zaman artık iş işten geçmiş olacak.

Bu mücadelede samimi olanlar birbirlerinin eksikliklerini görmezler, aksine eksiklikleri tamamlarlar. Ayrılıkları öne çıkartmazlar, özveride bulunurlar, en geniş cephe kurmak için çaba sarf ederler, seferber olurlar.

Mücadelenin zaferi için, yürünen yolda ortaya çıkan aksilikler ki bunlar birer yol kazalarıdır, aşılır. Bu kazalara takılıp kalanlar, bu kazayı bahane ederek yürümekten vaz geçenler birlikte mücadelenin zayıflamasına hizmet ederler.

Faşizme karşı mücadelenin başarısı birlikte geçer.

Alevi inancındaki “72 milleti bir tutma” felsefesi; devrimci ve demokratların “herkesin fikir özgürlüğü” ilkesi bize yol gösteriyor.

Yeter ki mücadelede samimi ve kararlı olalım.

PAYLAŞ

1 YORUM

  1. Sayın dostum Fikret Güneş yazdiklariyla çok değerli ve doğru bir hedef gösteriyor.
    Faşizme karşı mücadele 72 milletin birlikte mücadelesidir, birlik olmadan başarı mümkün değildir.
    Basit nedenlerle ne birliktelik oluşturulur, ne de bozulması kolay olmalıdır. Bileşenler arasında hatalar olabilir ve adım adım alınan yolda, daha doğrusu ve daha güzeli, güçlüsü uygulanmaya devam edilir.
    Türkiye de bir faşişt diktatörlük vardır ve gittikçe adım adım yerini sağlamlaştırmaya çalışıyor. Buna karşı bir anti faşişt cepheye acil bir ihtiyaçtır. Alevi Federasyonu sorumluluğu geregi de bunu yapmış ve binlerce kişiyi bu doğrultuda bir araya getirmiştir. Ezilenler için bir çığır ve bir umut oluşturulmuştur. Bu değerli çalışma halkların ve inanışların çıkarı için devam ettirilmeli ve küçük hatalara kurban edilmemelidir.
    Yoksa Faşistler ve bu birliğe karşı olan karşı cephe pusuya yatarak, olumsuzlukları ön plana çıkararak, avuclarini okşuyorlar ve yapılan tanlisliklri ön plana çıkararak düşünce ve entrikalarini gerçekleştirmek istiyorlar.
    Aleviler, demokrat ve devrimciler bu faşişt cephenin entrikalarini boşa çıkarıp, beraber demokrasi cephesi, mücadelesi için dedevam etmek zorunda ve halkın kendilerine yukledikleri görevidir. Küçük uyunlara gelerek burlikten çekilmeleri , mücadeleyi bölmeleri tarihi sorumluluklarını unutmaları demektir.
    Herkesin anti faşişt cephede görev ve sorumluluklarını düşünerek ufak örgüt ve kurum çıkarlarını arka plana iterek, flama, solagan savsatalarini bir kenara iterek gerçek anlamda birliğin ve mücadelenin menfaatlerini düşünerek, bir arada faşizme karşı mücadele sorumluluğu ve yükümlülüğü vardır dostlar . Bu aşamada tek görev budur, başka altarnatifi yoktur .Ya hep bir arada kurulacağız veya yok olup gideceğiz. ..

Yorumunuzu yazınız