PAYLAŞ

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Brüksel’i, ‘müzakere sürecini durdurmayı’ referanduma götürmekle tehdit ederken, Almanya’nın Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturması beklenen Dışişleri Bakanı Walter Steinmeier, bu restlere “Karar sizin” diyerek yanıt verdi: “Bu Türkiye’nin vermesi gereken bir karar. Avrupa’ya yakınlaşmanın kriterleri yeni yazılmadı. Bunlar yazılı şekilde tespit edildi ve bu kriterler sadece Türkiye’ye özgü de değil. Türkiye’nin AB yönünde mi gelişeceği veya uzaklaşıp uzaklaşmayacağı Avrupa’nın herhangi bir başkentinde verilmesi gereken bir karar değil. Türkiye’de verilmesi gereken bir karar” dedi. Darbe girişiminden 4 ay sonra ve Berlin’den Türkiye’deki hukuk ihlallerine yönelik sert eleştirelerin ardından Ankara’ya gelen Steinmeier, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Yıldırım’ın yanı sıra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve bazı sivil toplum örgütü ile de görüştü. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, konuğu olan ve Türkiye’ye “2. sınıf muamele” yapmakla suçladığı Steinmeier ile temaslarında gülümsemekten kaçınırken, Steinmeier kapalı kapılar ardında başta HDP’li siyasilerin tutuklanması olmak üzere toplu tutuklamaları eleştirdi. Görüşme sonrasında Steinmeier’ın verdiği mesajlar ana başlıklarıyla şöyle:

Açık ve dürüst olalım: Geçen aylarda kameralar ve mikrofonlar aracılığıyla birbirimiz hakkında çok konuştuk. Fakat anlatılan olaylara baktığımızda birbirimize karşı açık ve dürüst olmamız gerektiğini düşünüyorum.

Tutuklamalar kabul edilemez: Açık ve dürüst diyalog çok önemli. Ciddi endişelerimiz var. Darbe girişiminden sonra özellikle geniş ölçekli tutuklamalar ve ifade/basın özgürlüğü konusundaki endişelerimizi ifade ettim. Bunun tepeden bakarak, ders verme gibi algılanmamasını, egemenliğinize saygısızlık olarak algılanmamasını rica ediyoruz

4000 iade dosyası yok: Siyasi bir sürece yeniden başlanması gerektiğini ifade ediyoruz ve bunun için PKK’nin silahlı mücadeleden vazgeçip silahlarını teslim etmesi gerekir. 4 binden fazla Türkiye’den dosya geldiği konusunu teyit edemeyeceğim.

Önerilerimi tekrarladım: Almanya’da geçen hafta söylediklerimi tekrarlamak istiyorum. 15 Temmuz girşimini şiddetle kınıyoruz. Sivil toplumu demokratik kurumları savunanların yanındayız.

Tek taraflı değil: Bu tek taraflı bir ilişki değil, birbirimize ihtiyacımız olduğunu düşünürsek, sorunları çözebiliriz. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ise şu görüşleri dile getirdi:

AB’ye ihtiyacımız var: Biz hiçbir zaman AB’ye ihtiyaç duymadığımızı söylemedik. Türkiye’nin AB’ye ihtiyacı var, AB’nin de Türkiye’ye ihtiyacı var ama AB’nin sık sık Türkiye’ye olan ihtiyacını unuttuğunu ve inkâr ettiğini görüyoruz. Türk halkının bizden isteği, ‘Onlar bu adımları atacağına siz bu müzakereleri durdurun’ diye sürekli baskı yapıyorlar.

İdamda halkı anlayın: Tepkimiz, halkın (idam konusundaki) duygusunu anlamak yerine, Avrupa’dan gelen üst perdeden ve tehditkâr açıklamalara yönelik. Biz bu kararı halkımıza sorarız. Türkiye’yi aşağılayıcı tavırlardan bıktık.

İkinci sınıf değiliz: Eğer bizimle ilişkilerinizi her alanda iyiye götürmek istiyorsanız Türkiye’yi ikinci sınıf bir ülke gibi değil eşit bir ortak olarak görmek durumundasınız.

Can Dündar sitemi: Bir gazeteci kimliği var diye eğer bu kişi casusluk yaptıysa, yargılandıysa ve ceza aldıysa bunu bir kahraman gibi, bunu bir sadece gazeteci ve ifade özgürlüğü engellenmiş bir kişi gibi Almanya en üst düzeyde kabul ederse elbette o zaman Cumhurbaşkanımız da biz de tepki gösteririz.

Hasta adam: PKK teröristlerinin Almanya’da faaliyette bulunmasını arzu etmeyiz; 4 bin 500 PKK’liye yönelik davalar var. Darbe girişiminden sonra da FETÖ bağlantılı kişilerin Almanya’da olduğunu biliyoruz. Tutuklananlarda hata varsa düzeltilir ama Pensilvanya’daki bir hasta adamın talimatı ile hareket ediyorlarsa ifade özgürlüğünden söz edilebilir mi.

Ticarette 1 numarasınız: Almanya’nın Türkiye’nin birinci ticaret ortağı olması ekonomik ilişkilere verdiğimiz önemin de göstergesi.

Yorumunuzu yazınız