PAYLAŞ

ÖZGÜR MUMCU

Malum, AKP ve MHP başkanlık sistemini getirecek anayasa değişikliği için uzlaşmak üzere. Anlaşılan değişiklik henüz Erdoğan’ın arzuladığı başkanlık değil. Ancak o yönde atılmış çok önemli bir adım. Belli ki en büyük siyasi işlevi zor zamanlarında Erdoğan’a destek vermek olan Bahçeli yine devrede. Ekonomik krizin ortasında koalisyonu dağıtıp seçim çağrısı yaparak AKP’yi iktidara getiren MHP bugün de Erdoğan’ı başkan yapmaya kararlı. Yine belli ki devlet içinde AKP’li olmayan unsurlar bölgenin ve dünyanın sarsıldığı bu döneme güçlü bir liderlikle girmeye karar vermiş. “Devletin bekası” kod adlı bu ittifak, milliyetçi mukaddesatçı büyük bir koalisyonu etrafına toplamayı amaçlıyor. Milliyetçi Cephe’nin 2016 sürümüyle karşı karşıyayız.
Adını koyalım. Bu başkanlık sevdasının hedefi devletin değil bir şahsın bekasıdır. Halka şahsın bekasıyla devletin bekasını birbirinden ayrılmaz bir bütün olarak sunulmaktadır.
Darbecilerle mücadele başlığı altında darbecilerle ya da cemaatle yakından uzaktan ilgisi bulunmayan muhaliflerin hapse atılması ve sindirilmesi ise bir alan temizliği. Neredeyse tamamen iktidarın sesi haline gelmiş medyanın propagandası ise hem bu temizliğe hem de başkanlık yolu için tek ses tek nefes. Bu devasa propagandaya karşı durulmasını engellemek amacıyla muhalefetin göğsüne çökülmekte. Milletvekillerinin tutuklanmasına karşı bildiri yayımlayan CHP’ye bu denli yüklenilmesi de bu sebeple.
Fethullahçıların ve iktidarın ortak noktalarından biri Necip Fazıl Kısakürek aşkları. Necip Fazıl’ın siyasi projesi Başyücelik. Teokratik faşist bir distopya. İktidar medyası Gülen’in nihai hedefinin başında kendisinin olduğu bir Başyücelik sistemi kurmak olduğunu dillendirmişti.
Tayyip Erdoğan, şairin jübile töreninde şiir okumasıyla bilinir. Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın Birlik Vakfı ise Kahraman’ı anlattığı yazısında ilham kaynaklarından biri olarak Necip Fazıl’ın İdeolocya Örgüsü kitabını anmakta. Başyücelik ise o kitapta yer alıyor.
Necip Fazıl kurmak istediği düzenin düşmanlarını şöyle tanımlamış: “İslama iman dairesinin dışından musallat, tam 100 senelik, Allah’sızlar, köksüzler, şahsiyetsizler, mukallitler nesli ve bütün yardımcılar… (Bunların faal yardımcıları, manevi sömürge ustası Garplılar, Yahudiler, Masonlar, dönmeler, melezler ve kozmopolitlerdir)”
Muhalifler bu sebeple düşman ceza hukukuna göre cezalandırılıyor zira iktidarın gözünde hakları olan bireyler değil Allah’sız, köksüz, şahsiyetsiz, mukallitler nesli söz konusu.
Bugün “devletin bekası” zokasıyla rejim değişikliğine destek verenler, şayet bu değişiklik gerçekleşirse nasıl büyük bir hızla tasfiye edileceklerine de şahit olacaklar.
Devletin bekasının yolu rejim değişikliğinden geçmez. Yol, cemaat-AKP koalisyonu elinde kurumları bitirilmiş, işlemez hale getirilmiş memleketi toparlamaktır. Bunun da yöntemi hukuk devletini ve çoğulcu parlamenter rejimi kurmak. Yoksa koca ülkeyi anahtar teslim kendini hâlâ Necip Fazıl’ın jübile töreninde zannedenlere bırakmak değil.

cumhuriyet

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız