PAYLAŞ

YÖK, her yıl Türkiye’nin birçok üniversitesinde protesto ediliyor. YÖK ile birlikte üniversitelerde devlet şiddetinin arttığını belirten öğrencilerden Deniz Tuncel, yıllardır mücadele verdiklerini söyleyerek, asla teslim olmayacaklarının altını çizdi

Eylül 1980 Darbesi, yüz binlerce işçi, köylü ve öğrenciye karşı bir saldırının doruk noktasına ulaşması demekti. ‘Refah ve mutluluğu sağlamak’ adı altında binlerce insana sistemli bir şekilde işkence edildi. İktidarlarını sağlamlaştırmada temel öğenin eğitimi ele geçirmek olduğunu bilen darbeciler, bu amaçla 6 Kasım 1981’de 2547 sayılı Yükseköğrenim Kanunu’nu çıkardı. YÖK kuruluşunun 35’inci senesinde İstanbul Üniversitesi Öğrenci İnisiyatifi’nden Deniz Tuncel, “Üniversite bizim yaşam alanımız ve hayatımızın en az 4 yılı üniversitede geçiyor. Bizler bu yıllarımızı akademisyenlerle birlikte paylaşmak istiyoruz, atanmışları istemiyoruz. YÖK ile birlikte üniversitelere özel güvenlik, polis yerleştirildi. Sivil polisler, öğrenci görünümlü faşistler üniversitelerde artıyor. Öğrenciye sosyal bir alan bırakmıyor ve bu yüzden YÖK’ü sadece bir kurum olarak ele alamayız” diye belirtti.

Teslim olmayacağız

Üniversitelerde yapılan tüm eylemlerde devlet şiddetinin yaşandığını ifade eden Tuncel, “YÖK kurulduğundan bu yana bizi özneleştirmemek için çaba sarf ediyorlar biz de bunun karşısında genç öğrenci örgütleri olarak yıllardır mücadele veriyoruz. YÖK’ün kapatılması artık konuşuluyor hükümet tarafından ama başka bir yerden! Anadilde eğitim hakkı başta olmak üzere birçok talebimiz hala konuşulmuyor” ifadelerinde bulundu. Tuncel, YÖK’ü kaldırmalarının tek sebebinin tek kurumda görevleri toplamayı amaçladıklarını, kimseyi muhatap almadan doğrudan atadığı akademisyenler ve aynı fikirde olan eğitimcileri, oraya yerleştirip mekanizmayı ele geçirmek istediklerini ifade etti. Tuncel, “Artık bu faşizan kuruluş parçalanmış olacak ve bizim bir tane değil birden çok düşmanımız olacak. 35 yılın sonunda evrildiği yer bugün görüyoruz ki barış akademisyenleri başta olmak üzere birçok akademisyen işinden ihraç edildi. Bunun ötesinde birçok öğrenci de okuldan uzaklaştırıldı” dedi. İstanbul Üniversitesi’nde KHK’lerle birlikte ihraç edilen akademisyenlerin tekrar döneceğini umut ettiğini söyleyen Tuncel, “Hocalarımızın tekrar geri döneceğini bilerek veda ettik onlara ve onların teslim olmadıklarını biliyoruz. Biz de teslim olmayacağımızın altını sürekli çiziyoruz. Bizler hiçbir zaman biat etmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

‘YÖK akademinin üzerine çöken karanlıktır’

Eğitim Sen Yükseköğretim Bürosu da, YÖK’ün kuruluşunun 35’inci yılı dolayısıyla yazılı açıklama yayınladı. AKP hükümetinin, 15 Temmuz darbe girişimiyle mücadele adı altında ilan ettiği OHAL ile inşa edilen istibdat rejiminde rektörler, ellerinde bulundurdukları aşırı yetkilerin yanı sıra, pek çok fakülteye vekil dekanlık yapmak suretiyle tek adam rejiminin üniversitedeki gölgesi haline geldiğini ifade eden Eğitim-Sen, “Bugün üniversiteler, YÖK’ün bir talimatıyla istifa eden dekanların, valilik ve emniyet birimlerinin talimatlarını emir telakki ederek ihraç listeleri hazırlayan rektörlerin ve muhbirlik yaparak ikbal peşinde koşanların cirit attığı kurumlar haline getirilmiştir. Böylelikle liyakat ve akademik yeterliliğin yerini, yozlaşmış ilişkiler ve itaat kültürünün aldığı, artık adına üniversite denilemeyecek kurumlar inşa edilmeye çalışılmaktadır” diye kaydetti. Eğitim Sen Yükseköğretim Bürosu ve Üniversite Temsilciler Kurulu, ülkeyi ve üniversiteleri, karanlığa ve yıkıma sürükleyen bu faşist politikalara teslim etmeyeceklerini, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da üyeleriyle dayanışma içerisinde olacaklarını ilan etti.

İSTANBUL / ANF

 

 

 

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız