PAYLAŞ

Çoğu Amerikalıya göre Hillary Clinton gerçek yüzünü belli etmeyen ve biraz da riyakâr bir politikacı. Onu yakından tanıyanlar ise Clinton’ın çok çalışkan, azimli, inatçı, partiler üstü, ılımlı, muhafazakâr, metodik çalışan, yerine göre de kendini beğenmiş biri olarak tarif ederler.

Clinton’un biyografisini yazan Karen Blumenthal Clinton’ı ‘hırslı öğrenciye’ benzetiyor ve bu özelliğinin onun hem güçlü kişiliğini, hem de zaaflarını yansıttığını söylüyor.

Blumenthal, “O eşi ya da Obama gibi heyecan verici karizmaya sahip değil. Komşum olsa diyebileceğiniz bir tip. Ama bu özelliği Amerikalılara sıkıcı geliyor”, diyor.

‘The Nation’ adlı sol derginin makale yazarı Richard Kreitner Hillary Clinton’ın 20 kez en beğenilen kadın seçildiğini hatırlatıyor, ancak modern Demokrat başkan adayı olarak kamuoyundan en fazla olumsuz not alan politikacı olduğunu söylüyor.

Kreitner “Amerikalılar çalışkan ve azimli olanları sever. Onu beğenirler ama Başkan olmasını istemezler”, diyor.

Muhalifleri Clinton’ı liberal olduğu gerekçesiyle eleştiriyorlar ama o politikaya Cumhuriyetçilikle başlamıştı. Bu özelliğini kişiliğiyle de yansıtıyor.

Clinton biyografisi yazan Britanyalı James D. Boys’a göre Demokrat aday son derece azimli, metodik çalışan ve hayat tarzında eleştirmenlerinin kavrayamadığı kadar muhafazakâr stili benimseyen bir politikacı.

Bu özellikler farklı bir siyasi çevrede olumlu algılanabilir. Ancak Clinton’ın ılımlı ve uzlaşmacı oluşunun olumlu olduğu kadar olumsuz yanları da var.

İkna gücü ve yerindelik

Clinton’ın biyografisini hazırlayanların üçü de çocukların korunması, kadın hakları, sağlık hizmetleri, sosyal eşitlik ve akılcı, aynı zamanda da biraz şahince dış politika anlayışında samimi olduğunu belirtiyor. Ancak Kreitner eski ‘first lady’, New York Senatörü ve Dışişleri Bakanı’nın kariyeri uğruna her zaman esnekleşebileceğini de sözlerine ekliyor.

Bayan Clinton’ın rüzgâra göre yön belirlediğini söyleyen Kreitner “Siyasi yararı olduğuna kanaat getirirse savaştan yana da çıkar. Güç kimdeyse onu iyi ya da kötü amaçları için kullanabilir”, diyor.

Blumenthal, senatörlük yıllarında Clinton’ın partiler üstü tutumunun Demokratlar kadar Cumhuriyetçiler tarafından da beğenildiğini belirtiyor. Madalyonun öteki yüzü ise Clinton’ın siyasi ajandasının her zaman öngörülebilir olmaması.

Blumenthal, “Niyetini tam olarak kestirmek zordur. Çünkü kamuoyu araştırmalarına ve toplumda öne çıkan görüşlerle ayak uydurur ve yerine göre sağa ya da sola kayabilir”, diyor. Boys da, özel hayatına düşkünlüğüyle pekişen bu değişkenliğinin Hillary Clinton’ın en önemli karakteristik özelliği olduğunu ekliyor.

Özel hayatına düşkünlüğü

default

Eşinden, Obama’dan ve Cumhuriyetçi rakibi Trump’tan farkı, kalabalıkların karşısında kendini rahat hissetmemesi. Aldığı münzevi terbiye doğrultusunda ailesine toz kondurmadığını eşinin 1990’lı yıllarda ortaya çıkan skandalları sırasındaki tutumuyla da göstermişti.

Ancak bu özelliği gizlemek istediği şeylerin olduğunu da gösteriyor. Clintonlar karanlık ticari işlere bulaşmakla suçlanmış ve Hillary Clinton, özel sunucu üzerinden yaptığı e-posta yazışmalarıyla kendini zor durumda bırakmıştı.

Boys, “E-posta skandalı, onun özel saydığı ancak eleştirmenlerinin gizli olması gerektiğini savundukları bir olaydı. Clinton’ın en önemli prensibinin, ‘yakalanmak izin istemekten evladır’ düşüncesi olduğu söylenebilir”, diyor.

Özel hayatını koruma tutkusunun bazen Clinton’ın muhakeme yeteneğini kararttığını belirten Blumenthal, “Son derece zeki ama aptalca davranışları da oluyor. E-posta skandalı bence bu kategoriye konmalı. Bunu yapmakla şeffaflığa tamamen aykırı davranmış oldu. Bence hayatının bir bölümü kamuoyundan gizlemek istiyordu”, diyor.

Kreitner ise, uzun süredir güçlü olmanın verdiği azamet duygusunun da rol oynamış olabileceğine işaret ediyor ve ‘kuralların Clintonlar için geçerli olmadığı’ anlayışının bu hataya yol açtığını belirtiyor.

Kişilik sorunu

Clinton’ın yaptığı hatalar ve yol açtığı skandallar, Demokrat Parti adaylığını kazanmasıyla ve Cumhuriyetçi Parti’nin karşısına Donald Trump’ı çıkarmasıyla, başkanlık yarışı tecrübeli siyasi liderlik arayışına dönüştü. Amerikalı seçmen Clinton’ı pek tanımasa ve ona güvenmese de Beyaz Saray’a döndüğü takdirde nasıl bir Hillary Clinton ile karşılaşacağını biliyor.

Rakibinin hatalarını tam değerlendiremediğini belirten Boys bu durumu, erkek hakimiyetindeki siyaset hayatına kadın bir lider bulmanın zorluğuna bağlıyor.

Sonunda her şeyin kişiliğe gelip dayandığını belirten Boys Obama’nın kendini sevdirme becerisinden yoksun olan Hillary Clinton’a Amerikalıların ısınmasının zor olacağını, çünkü yumuşaklık ve samimiyet göstermeyi zaaf saydığını dile getiriyor.

Saydıkları bütün kusurlarına rağmen üç uzman da Hillary Clinton’ın dünyanın en güçlü siyasi liderliğinin altından kalkabileceğini söylüyor. Blumenthal, “Seçmen şans tanırsa, başkanlık görevini çok iyi yerine getireceğine inanıyorum. İlham verici ve karizmatik yanının zayıf olması onu başarılı bir Başkan yapabilir”, diyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Jefferson Chase

 

Yorumunuzu yazınız