PAYLAŞ

ERDAL YILDIRIM

Hazırlanın güneşin doğuşuna. / Fırtınalar kopsa, zindanlar doldurulsa / İşkence tezgahları aralıksız çalışsa / Kor ateşlere atılsa da canlarımız / Kınalı keklik ihanetleri kol gezse ./ Dolansa da akbabalar tepelerde, / Başka yolu yok – her gecenin sabahı var! / Her inişin  çıkışı – her vadinin  zirvesi var. / Yeter ki, sakın unutmayın / Bir olmayı, iri olmayı ve diri olmayı ./ Yakında kızıl güneşler açacak / Ve bu karanlık elbet son bulacak!.

Ülkemiz belki de 90 yıllık cumhuriyet tarihinin en baskıcı, en faşizan, en karanlık sürecini yaşıyor. İktidar kendisi gibi düşünmeyen, kendisine muhalif gördüğü herkesi istisnasız, ekonomik, askeri, polisiye ve toplumsal baskı mekanizmalarını işleterek ve hiçbir yasa, hak, hukuk, adalet gözetmeksizin gözaltına alıp tutukluyor ve zindanlara dolduruyor.

2002 yılından beri memleket insanının üzerine bir karabasan gibi, bir kâbus gibi çöken AKP’nin, bu insanlık dışı, hukuk dışı uygulamaları sadece belli bir kesime de yönelmiş değildir. Bu saldırı ve uygulamalar, iktidarın muhalif olarak gördüğü, milyonların oylarıyla seçilmiş Belediye Başkanları, Belediye Meclis üyeleri, Milletvekilleri, Parti Başkanları, basın yayın kuruluşlarının yöneticileri, temsilcileri, gazeteciler, sendikacılar, aydınlar, akademisyenler, sol, sosyalist devrimci kesimlere karşı azgınca devam ediyor.

Nazi Almanya’sını ve ortaçağ karanlıklarını aratmayan bu baskıcı, gerici yönetime karşı, bugün tüm demokratların, yurtseverlerin, devrimcilerin, sosyalistlerin, emek örgütleri ve kitle örgütlerinin, Alevi örgütlerinin kaçınılmaz tarihi görevleri vardır. Bu kesimler, insan hakkı ihlallerinin ayyuka çıktığı, hukukun ayaklar altına alınıp hiçe sayıldığı, faşizan uygulamaların her gün devam ettiği bu sürecin sona ermesi için, güçlü bir direniş ve güçlü bir cephe oluşturmalıdır. Bu yapılırken de, asgari müşterekleri dikkate alınmalı, iktidarın son süreçte özellikle Kürtlere, demokratlara, aydınlara ve muhaliflere ve hatta halkların temsilcilerine karşı başlattığı saldırılara karşı tüm güçleri ortaklaştırmak, hep birlikte mücadele etmek ve güçlü bir karşı çıkış ortaya koyulmalıdır. Unutulmamalıdır ki, iktidarın baskıyla toplumu sindirme politikalarına karşı direnme hakkı meşru bir haktır ve bu karşı çıkış, bu demokrasi cephesinin tarihi görev ve sorumluluklarının da gereğidir. Bu görev ve sorumluluk zaman yitirmeksizin hızlı bir şekilde hayata geçirilmelidir.

Her birey, her kurum karşı karşıya olduğumuz bu somut durumu, fotoğrafı iyi görmeli, süreci iyi okumalı, gereken dersleri çıkarıp doğru tahlil etmeli ve çözüm için sorumluluk bilinciyle hareket etmek zorundadır. Bu saldırılar bugünlerde sadece Kürt ulusuna, seçilmişlerine ve bazı basın yayın organlarıyla kimi gazetecilere yönelmiş bu saldırlar, önümüzdeki süreçte iktidardan yana olmayan, iktidar gibi düşünmeyen kesimlere, öncelikle Alevilere ve sol sosyalist kesimlere yönelecektir. Alevi örgütlerinin salt derneklerde basın açıklaması yapmak yerine, bizzat bu birlikteliğin örülmesine katkı sunması, demokrasi bloğunda güçlü bir şekilde yer alması kaçınılmazdır, çok da önemlidir.

Bu nedenle bir kez daha tüm ilerici, demokrat, devrimci, sol ve sosyalistlerin biran önce bir direniş ve savunma hattı oluşturması şarttır. Bu karanlığın sona ermesi, çocuklarımızın yarınlarda güneşli güzel günler görebilmesi ancak ortak hareket etmekle mümkün olabilecektir. Biliyoruz ki, tüm baskıcı dikta rejimleri ve diktatörler er ya da geç halkların karşı konulamaz, dayanılmaz büyük gücü karşısında yıkılmaya, tarihin çöplüğünde yok olmaya mahkûmdur.

Baştaki dizelerle bitirelim. Güneşin doğuşuna hazırlanın. Bu Karanlık Elbet Son Bulacak!

7 Kasım 2016

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız