PAYLAŞ

Straubinger Tagblatt/Landshuter Zeitung’da Türkiye’deki son gelişmeler karşısında Avrupa Birliği’nin izlediği siyasete ilişkin yorumda şu satırlar göze çarpıyor:

“Avrupa’nın karşı koyması gerekiyor. Üyelik müzakerelerinin devam etmesi bir saçmalık olur. Halkın ümitlerini elinden almak istememek şeklindeki argümanlar ise gülünç. Türkler, Batı ile olan yakınlaşmayı kimin bloke ettiğini gayet iyi biliyor. Bu nedenle de Avrupa bayrağının önünde oynanacak bir kukla tiyatrosuna hiç gerek yok.”

Stuttgarter Zeitung‘daki yorumda Demokratların adayı Hillary Clinton ile Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump’ın yarıştığı ABD’deki başkanlık seçimleri ele alınıyor.

“Donald Trump’ın zaferi kıyametin başlangıcı olmasa da ABD ve aralarında Alman hükümetiyle birlikte birçok hükümet için kabus olabilir. Eğer Trump seçimleri kazanırsa, bu durum küresel düzenin mimarisinde sarsıntıya ve liberal etkinin görüldüğü demokrasilerin sürekliliğine ilişkin kuşkulara yol açabilir.”

Halle’de yayımlanan Mitteldeutsche Zeitung’da ise ABD’deki başkanlık seçimleri öncesinde Amerikan toplumundaki kutuplaşmaya dikkat çekiliyor.

“ABD 19’uncu yüzyıldaki iç savaştan bu yana hiç bu kadar kutuplaşma yaşamamıştı. Ülkede toplumsal, siyasi ve medya açısından çok derin bir çatlak bulunuyor. Artık birbiriyle iletişim kuramayan paralel dünyalar gözlemleniyor. Cumhuriyetçiler hiç olmadıkları kadar sağa,  Demokratlar ise hiç olmadıkları kadar sola kaydı. Argüman ve görüşlerin alışverişi yerine sadece iftiralar dile getiriliyor veya yumruklar konuşturuluyor. Sosyal eşitsizlik konusunda Amerikan çatışma kültüründen ve ırkçılıktan, giderek küreselleşen dünyada kendilerini yenik hisseden beyaz erkeklerin kaybetme korkusuna kadar bu çöküşün birçok nedeni olabilir.”

Baden Baden’da yayımlanan Badisches Tagblatt gazetesinde ise ABD seçimleri Avrupa açısından değerlendiriliyor.

“Eğer Avrupalıların söz hakkı olsaydı, ABD’deki başkanlık seçimlerinde Donald Trump’ın neredeyse hiç şansı olmazdı. Trump, birçok kişi için ABD siyasetindeki şeytan. Buna karşılık, Hillary Clinton bir çok Avrupalı tarafından biraz mesafeli bulunsa da siyasi açıdan bir profesyonel olarak görülüyor. Gerçekten de uzmanların çoğu, Clinton’ın güvenilirliğine ve öngörülebilir tutumuna vurgu yapıyor. Ama Hillary Clinton’ın öngörülebilirliği Avrupa açısından toz pembe bulutlara işaret etmiyor. Ukrayna, Suriye, Putin gibi sorunlar göz önünde bulundurulduğunda, ABD’nin ilk kadın başkanının Barack Obama’dan çok daha sert bir çizgi izleyebileceği düşünülebilir. Bu da askerî yöntemlerin ağırlık kazanabileceği anlamına gelebilir. Bu yüzden seçimler sonrasında Avrupalılardan talepler artacak: Eğer Trump kazanırsa, bulundukları geminin yönünün değişmemesi için uğraşmaları; eğer Clinton kazanırsa kendilerine düşen görevi yerine getirmeleri gerekecek.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Jülide Danışman

 

Yorumunuzu yazınız