PAYLAŞ

Yeşil Yol Projesi’ne yönelik direnişin anlatıldığı ‘Gözyaşı Yolu’ isimli belgesel, festivallerde 12 ödüle layık görüldü. Belgeselde, ‘Havva Ana’ diye bilinen Rabia Özcan’ın, ‘Ben varsam devlet vardır. Ben yoksam devlet neye yarar’ sözleri dikkat çekiyor

Karadeniz’in yaylalarını birbirine bağlayarak doğallığını bozacak olan Yeşil Yol Projesi’ne karşı yükselen ses, “Gözyaşı Yolu” isimli belgeselde anlatılıyor.

Şimdiye kadar 12 ödüle layık görülen belgesel, izleyiciye Karadeniz’in doğasına tanık olma imkanı verirken, kültürel yapıya da adeta bir etnik müzik şöleni ile selam veriyor. Müzisyen Ayşenur Kolivar’ın söylediği şarkı ile başlayan belgesel, yaylacılığın yöre insanı üzerindeki etkisinin anlatıldığı görüntüler ile devam ediyor. Trabzonlu Yazar Sunay Akın ve Yeşil Yol Projesi’nde yaşam savunucularının avukatlığını yapan Yakup Okumuşoğlu’nun görüşlerine de yer verilen belgesel, 30 dakika sürüyor. Belgeselde, direnişin geniş kesimlere duyulmasında etkisi tartışılmaz olan, “Havva Ana” olarak bilinen Rabia Özcan da, kendi sözü ile mesajını veriyor: “Ben varsam devlet vardır. Ben yoksam devlet neye yarar?”

‘Kızılderililerden örnek aldık’

Belgesel, adını Amerika’da 1830’larda maden şirketine karşı mücadele eden Kızılderili kabilelerinin başına gelen hikayeden alıyor. Bölgelerine maden aranmasına izin vermeyen Kızılderililer, ne kadar inat etse de ABD’li yetkilerinin referandum önerisini kabul etmişlerdi. Bir oy ile referandumu kaybedince Kızılderililer o bölgeden göç etmişlerdi. Göç sırasında o kadar çok kişi yaşamını kaybetmiş ki ilerledikleri yolun adı ‘Gözyaşı Yolu’ olmuştu. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde okuyan, belgeselin Yönetmeni Engin Türkyılmaz da, filmin adının Kızılderililerin mücadelesinden alındığını ifade ederek, “Karadenizliler’in başına da benzer bir durum gelmez umarız” vurgusu yapıyor.

Kadınlar direnişin öncüsü

Trabzon’a 1900’lü yılların sonunda Yunanistan’a olan mübadeleyi çekmek için gidince, aynı zamanda aktivisti olduğu Karadeniz İsyandadır Platformu’nun (KİP) Yeşil Yol Direnişi’ni duyan ve bu belgeseli çekmeye karar veren Türkyılmaz, önce tek başına yola çıksa da belgeseli, 4 kişilik bir ekip tamamlıyor. Türkyılmaz, Karadenizli kadınların direnişin öncüsü olduğunu söylüyor.

‘Başkalarını rahatsız edeceğiz’

“Başkalarını rahatsız eden filmler yapmak istiyoruz” diyen Türkyılmaz, “Bunu illa onlar rahatsız olsun diye değil, biz rahatsız oluyoruz ki rahatsız ediyoruz. Bu nedenle yapıyoruz” diyor. Toplumu dönüştürme gücünün sanattan geçtiğini söyleyen Engin Türkyılmaz, son olarak şunları söylüyor: “İnsanları en çok etkileyen şeylerin acılar olduğunu düşünüyorum, birleştiren de acılardır. Karadeniz’de de böyle acılar vardır. Mübadele acısı mesela. Kürt illerinde de acılar var. Onlar da acıyı farklı dilde yaşıyor. Eğer o acıyı karşındaki kişinin kalbinde yakalarsa, o empatiyi kurdurabilirsek evet, biz yapmışızdır. Bu nedenle de hep dişe dokunan filmler yapmak istiyoruz.” RİZE/ANF

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız