PAYLAŞ

İzmir’de iki gündür süren CHP’li Belediye Başkanları Zirvesi’nin ardından açıklamalarda bulundu. Programının öğleden sonraki bölümünü iptal edip Ankara’da parti yönetimini toplama kararı alan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, özellikle Cumhuriyet gazetesine yönelik tutuklamalara büyük tepki gösterdi.

“YARGI SİYASİ OTORİTEDEN TALİMAT ALARAK KARAR VERİYOR”

Konuşmasına “9 gazeteci arkadaşın tutuklanması asla kabul edilecek bir eylem değildir” sözleriyle başlayan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Hiç kimse başka bir gerekçe aramasın. ‘Yargı bağımsızlığıymış, yargıya müdahale edemiyoruz’ gibi gerekçelerin arkasına kimsenin sığınmaya hakkı yoktur. Çünkü bilinmektedir ki yargı siyasi otoriteden talimat alarak karar vermektedir. Daha önce incelenmiş, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün görüşü ortaya çıkmış, denetim elemanının görüşü ortaya çıkmışken, olayı yeniden kaşıyarak 9 kişiye önce gözaltı, sonra hapse atmak bizim kabul edeceğimiz uygulama değimdir” dedi.

Türkiye’nin itibarının büyük ölçüde zedelendiğini belirten CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Şu anda dünya ayaktadır ‘Ne oluyor Türkiye’de’ diye soruyorlar. Milletvekilini hapse atarsın, gazeteciyi, öğretmeni, üniversite hocasını hapse atarsın. Ne olacak bu ülkenin hali? Herkesin hapiste olduğu bir Türkiye mi daha saygındır yoksa herkesin özgür olduğu bir Türkiye mi daha saygındır” diye konuştu.

BAŞBAKAN’A SESLENDİ
Başbakan Binali Yıldırım’a de seslenen Kılıçdaroğlu, “Sayın Binali Yıldırım’a çok açık ve net çağrı yapıyorum. Demokrasiye sahip çıkınız, insan hak ve özgürlüklerine sahip çıkınız, medya özgürlüğüne sahip çıkınız! Cumhuriyet gazetesi ne yaptı? Bir yerlere bomba mı yerleştirdi? Yöneticileri FETÖ’yle işbirliği mi yaptılar? Yıllarını bu alanda mücadeleyle geçiren gazetecileri, yazarları hapsi atmak ne zamandan beri yargı bağısızlığının arkasına sığınılarak anlatılmaya çalışılıyor? Yargının ayak bağı olarak telaffuz edildiği yerde yargı bağımsızlığı yoktur. Medyası özgür olmayan toplumun kendisinin özgür olması mümkünü değildir. Son derece rahatsızız. Görüşü ne olursa olsun bütün gazetecilerin özgür olması lazım. Herkes düşüncesini özgürce ortaya koymalıdır. Böyle olmazsa demokrasi olmaz. ‘Benim dediğim gibi yazacaksın, benim dediğim gibi düşüneceksin, benim dediğim gibi konuşacaksın, davranacaksın’ böyle anlayış demokrasilerde yoktur, o diktalarda vardır. O yüzden darbeden sonra dedim ki ‘Ne darbe ne dikta tam demokrasiyi istiyoruz biz.’ Darbeyi de istemiyoruz, diktayı da istemiyoruz. Diktatörü de istemiyoruz. Biz kendi ülkemizde barış içinde kardeşçe bir arada yaşamak istiyoruz. Çekin elinizi vatandaşın, gazetecilerin, öğretmenlerin, sanatçıların yakasından çekin! Bu ülkenin huzura ihtiyacı var arkadaşlar” diye konuştu.

Dokuz gazeteci arkadaşın tutuklanması asla kabul edilebilecek bir eylem değildir. Hiç kimse başka bir gerekçe aramasın. Yargı bağımsızlığıymış, yargıya müdahale edemiyormuşuz gibi gerekçelerin arkasına kimsenin sığınmay ahakkı yokutur. Çünkü bilinmektedir ki yargı siyasi otoriteden talimat alarak karar vermektedir. Daha önce incelenmiş Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün görüşü ortaya çıkmış, denetim elemanının görüşü ortaya çıkmışken olayı yeniden kaşıyarak 9 kişi önce gözaltına almak sonra hapse atmak bizim kabul edebileceğimiz bur uygulama değil. Türkiye’nin itibarı büyük ölçüde zedelenmiştir.

Tarih önünde utanacaksınız

Aydın Engin: Ben bu kadar ahlaksız dosya görmedim

AB, ‘acil kod’a geçti

Türkiye bunu hak etmiyor: Demirtaş ve Yüksekdağ ile 7 vekil tutuklandı

Yazar ve yöneticilerimiz tutuklandı, Kılıçdaroğlu gezisini yarıda kesti

Yazar ve yöneticilerimizin tutuklanmasına tepki yağıyor… ‘Darbe yargısı kararını verdi’

Alman Bild gazetesinden ‘Diktatör Erdoğan’ manşeti

Cumhuriyet’e destek artarak sürüyor: Demokrasi, laiklik ve özgürlüğün kalesi

Aylarca uğraştı yazdı… Şimdi hazırladığı o listede kendi adı da var

Yorumunuzu yazınız