PAYLAŞ

HDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ ve 9 HDP’li milletvekilinin gözaltına alınması 1994’te DEP’li milletvekillerinin gözaltına alınmasını akıllara getirdi.

1991 yılında seçimlere Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) listesinden meclise giren DEP’li Leyla Zana, Hatip Dicle, Sırrı Sakık, Mahmut Alınak ve Selim Sadak SHP milletvekili seçilmişlerdi. Seçilmelerinin hemen ardından Leyla Zana’nın yemin töreninde protestolar arasında Kürtçe yemin etmesi soruşturmaya konu olmuştu.

Zana, Dicle ve Doğan, “milletvekili dokunulmazlığı” nedeniyle haklarında işlem yapılamayacağı gerekçesi ile TBMM’de ayrılmamaya karar verdi. Ancak polis, 4 Mart 1994’da Meclise girip DEP’lileri zor kullanarak gözaltına aldı. Sadak ise, 1 Temmuz 1994’te gözaltına alındı ve 12 Temmuz 1994’te tutuklandı.

“Milletvekili dokunulmazlığı” kaldırılan DEP’liler, bundan 13 gün sonra tutuklanarak Ankara Merkez Kapalı Cezaevi’ne konuldu. Bu sırada Anayasa Mahkemesi de, DEP hakkında kapatma kararı verdi.

8 Aralık 1994 tarihinde Ankara 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), “PKK talimatları doğrultusunda bölücü faaliyet yürüttükleri” iddiasıyla Zana ve diğer DEP’lileri eski Ceza Kanunu’nun (TCK) 125. maddesi uyarınca 15’er yıl ağır hapis cezasına mahkum etti. Kararlar, 26 Ekim 1995’te Yargıtayca onandı.

AİHM yargılamayı adil bulmadı

Dokuz yılı aşkın süre cezaevinde kalan Zana, Dicle, Doğan ve Sadak’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yaptığı başvuruda Türkiye, toplam 140 bin dolar manevi tazminat ödemeye mahkum edildi.

17 Temmuz 2001 tarihli kararında AİHM, DGM’nin tarafsız ve bağımsız olmadığı, karar duruşmasında suçun niteliğinin değiştirilmesine karşın, suçlamanın nitelik ve nedenlerinin sanıklara açık biçimde bildirilmediği ve kendilerine savunma hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylık tanınmadığı, ayrıca ifadeleri karara esas alınan iddia şahitlerini duruşmada sorguya çekme ve dinleme imkanı verilmediğini tespit ederek, “adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine” hükmetti.

Dokuz yıl hapis ve vekil olamama cezası

DEP’lilerin yeniden yargılanma talepleri bir şey değiştirmedi. Aynı mahkeme, 21 Nisan 2004’te ilk kararında direndi. Ancak itiraz üzerine dosyayı görüşen Yargıtay, DEP’liler hakkında yürütülen infazın durdurulmasına ve salıverilmelerine karar verdi. DEP’liler dokuz yılı aşkın bir süre cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilmişlerdi.

Orhan Doğan ve diğer bazı DEP’liler, 22 Temmuz seçimleri için bağımsız milletvekili adayı oldu. Ancak Yüksek Seçim Kurulu, bu mahkumiyetlerinin milletvekili olmaya engel bir durum olarak kabul ederek adaylıklarını reddetti. Doğan, kısa bir süre sonra yaşamını yitirdi.

Bununla sınırlı kalmayan Kürt siyasetine saldırılar, 15 yıl sonra bir kez daha tekrarlandı. Anayasa Mahkemesi, 37 DTP’li Kürt siyasetçi hakkında 5 yıl boyunca siyaset yasağı getirdi. Dönemin DTP Eşbaşkanları Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un da milletvekilliği düşürüldü.

14 Nisan 2009 tarihinde aynı zamanda Kürt siyasetine yönelik siyasi soykırım operasyonlarının starı verildi. 2009-2012 yılları arasında içerisinde milletvekili, belediye başkanı, insan hakları savunucusu, gazeteci, siyasetçi ve avukatın bulunduğu on bini aşkın Kürt siyasetçi gözaltına alınarak tutuklandı.

25 Temmuz 2015 tarihinde AKP’nin bir kez daha savaş politikalarını devreye sokması ile Kürt siyasetçiler hedefe konuldu. “Milli ittifak”ın ortak kararı ile HDP’li milletvekillerinin ilk olarak dokunulmazlıkları kaldırıldı. AKP, CHP ve MHP’nin oyları kaldırılan dokunulmazlıklarla HDP’li milletvekilleri hakkında teker teker soruşturma dosyaları açıldı.

Bir yandan milletvekillerinin hedef alındığı soruşturmalar devam ederken, bir diğer taraftan ise DBP’li belediye başkanları ise hukuksuz gerekçelerle gözaltına alınarak tutuklandı. 4 fiili olmak üzere 33 DBP’li belediyeye AKP hükümeti tarafından kayyum atandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP hükümetinin bizzat talimatları ile hareket eden yargının açtığı soruşturma ve davalarla bugüne gelen süreç, HDP eşbaşkanları ve milletvekillerinin gözaltına alınması ile devam ediyor.

Yorumunuzu yazınız