PAYLAŞ

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin grup toplantısında konuştu. Demirtaş, medyada ağır bir sansürün olduğunu söyleyerek “Muhalefetin sesi hiçbir yere ulaşmasın diye basına yönelik darbe süreci devam ediyor. Dün Cumhuriyet’in başına gelenleri biliyorsunuz. Neredeyse bütün köşe yazarlarını yaşına bakmaksızın, ki bazıları ağır hasta. Gözaltına alıp hücrelere doluşturdular. Şimdi Cumhuriyet’e nasıl kayyım atayabiliriz diye hesap yapıyorlar. Şimdi Cumhuriyet’i nasıl ele geçireceğiz diye düşünüyorlar. Türkiye’nin tek Kürtçe gazetesini kapattılar, dünyanın tek kadın haber ajansı JİNHA’yı kapattılar. Bütün baskılara rağmen biz varız diyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz” dedi.

Demirtaş, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Gültan Kışanar ve Fırat Anlı’nın tutklanmalarına ilişkin “Şuanda arkadaşlarımız kaçırılmış ve Kandıra Cezaevi’nde rehin tutuluyor” ifadelerini kullandı.

CHP’ye çağrı yapan Demirtaş “AKP’ye şans veren, prim veren ana muhalefetin hataları, yanlışları oldu. Bundan ders çıkardılar mı, emare de yok. Ülkenin geleceği bu kadar tehlike altındayken temel ilkeler altında mücadele etmemiz gerekiyor. Yenikapı’da sahneye çıkan anamuhalefetin sayın lideri, partinden tek bir kişi kalabalığın içinde var mıydı? CHP Genel Başkanı oradayken tek bir CHP’li var mıydı? Yoktu. Artık önyargılarınızı bir kenara bırakmanız lazım. 1 Kasım Dünya Kobane günü. IŞİD barbarlarına karşı Türkiye’deki bu dayatmacı, ırkçı anlayışa karşı rengarenk çiçek bahçesi gibi HDP’nin yanında olmayacaksınız da nerede olacaksınız?” diye konuştu.

Demirtaş’ın açıklamalarında öne çıkan satır başları şöyle:

Kendisi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni bırakıp siyasete girdiğinden beri hep diyarbakır’ın hayalini kuruyor. Diyarbakırı, Vanı istiyor. Her seçimde bu yerlerin seçim sonuçlarını özellikle takip ediyor. Her seçim de Tayyip Erdoğan’ın hayalleri yıkılıyor. Onlar seçimlerde bavullarla para dağıttılar, tehdit ettiler, seçim kurullarını satın almaya çalıştılar. Mitinglerimizi, çalışmalarımızı yasakladılar. Kendisi bu hayal kırıklığıyla yaşadı. 15 Temmuz akşamı ‘bu Allah’ın bir lütfudur’ demesi şimdi daha iyi anlaşılıyor.

Bize açıklıkla deyin ki biz seçimle alamadığımız belediyeyi çalarak alacağız. Size kayyumla alacağınız iki belediye örneği vereyim; Kadir Topbaş, Melih Gökçek. Parsel parsel Ankarayı verene kayyum atayın. Kandıra Cezaevi’ne atacağınız Gültan Kışanak değil Kadir Topbaş, Melih Gökçek’tir. Bunların elebaşı saraydakidir. Bulmuş bir sihirli cümle ‘Allah bizi affetsin’ diyor. Allah sizin belanızı versin.

Şuanda arkadaşlarımız kaçırılmış ve Kandıra Cezaevi’nde rehin tutuluyor.

Toplumu korkutmasının sebebi kendi yaşadığı korkudur. Bin odalı sarayınının birinde huzur yoktur. Etrafında kimseye güvenmiyor. Bu korkuyu yansıtarak, toplum üzerindeki baskıyla aşmaya çalışıyor. Bu patolojik bir durumdur.

“CUMHURİYET’İ ELE GEÇİRMEYİ DÜŞÜNÜYORLAR”

Medyada ağır bir sansür. Çünkü korku nasıl bulaşıcıysa, cesaret de bulaşıcı. Bir kişinin cesaretinden toplum da cesaretlenir. Muhalefetin sesi hiçbir yere ulaşmasın diye basına yönelik darbe süreci devam ediyor. Dün Cumhuriyet’in başına gelenleri biliyorsunuz. Neredeyse bütün köşe yazarlarını yaşına bakmaksızın, ki bazıları ağır hasta. Gözaltına alıp hücrelere doluşturdular. Şimdi Cumhuriyet’e nasıl kayyım atayabiliriz diye hesap yapıyorlar. Şimdi Cumhuriyet’i nasıl ele geçireceğiz diye düşünüyorlar. Türkiye’nin tek Kürtçe gazetesini kapattılar, dünyanın tek kadın haber ajansı JİNHA’yı kapattılar. Bütün baskılara rağmen biz varız diyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz.

“HÜKÜMET YOK ÇETE VAR”

Ortada bir çete var. Hükümet yok, çeteye bağlı faaliyetler var. Mafya raconu diye bir şey vardır. Bunlarda o da yok. Onun da alt seviyesindeler. Ülkeyi ele geçiren zat çıkıp “Ne mağduriyeti ya” diyor. Ülkenin yarısı doğrudan mağdur, yarısı bundan dolayı mağdur.

“Kendi yayın anlayışıyla özgürce yayın yapan bütün merkezler kapatılmazsa bundan bile büyük bir korku içine düşüyor. Teslim alınmamış tek bir odak bile onun için tehdittir. Kendisinden beklenen budur. Bunun dışında herhangi bir beklentiniz yok herhalde bu zattan. Bu gibi durumlarda dayanışma tabii ki çok önemli. Teslim olmamak çok önemli ama hep savunmada kalmanın bir anlamı yok. Bizim bunları yenmemiz, alt etmemiz, tepetaklak etmemiz lazım. Türküyle, Kürdüyle, Alevisiyle, Sünnisiyle büyük bir korku yaşayan herkesin karşı hamle yapması gereken bir dönemden geçiyoruz. Devirmemiz lazım. İlk sandık önümüze kurulduğunda güçlü bir muhalefet olarak Türkiye’ye alternatif bir demokratik iktidar seçeneği sunmamız lazım. Biz şu faşist bloğa mecbur muyuz ya? Eşitlikten, kardeşlikten yana olanlar neden yüzde 60 oy alamayacakmışız, neden bir araya gelip demokratik bir  blok oluşturmayacağız?

CHP’YE ÇAĞRI: HDP’NİN YANINDA OLMAYACAKSINIZ DA NEREDE OLACAKSINIR?

AKP’ye şans veren, prim veren ana muhalefetin hataları, yanlışları oldu. Bundan ders çıkardılar mı, emare de yok. Ülkenin geleceği bu kadar tehlike altındayken temel ilkeler altında mücadele etmemiz gerekiyor. Yenikapı’da sahneye çıkan anamuhalefetin sayın lideri, partinden tek bir kişi kalabalığın içinde var mıydı? CHP Genel Başkanı oradayken tek bir CHP’li var mıydı? Yoktu.

Artık önyargılarınızı bir kenara bırakmanız lazım. 1 Kasım Dünya Kobane günü. IŞİD barbarlarına karşı Türkiye’deki bu dayatmacı, ırkçı anlayışa karşı rengarenk çiçek bahçesi gibi HDP’nin yanında olmayacaksınız da nerede olacaksınız? Saray’dan hayır yok. En yakın arkadaşlarını sata sata oraya çıktı, siz kimsiniz ya? Gözünüzün yaşına bakmadan sizi idam sehpasına gönderir.

“HAYALİM BUYDU, DİKTATÖR OLACAĞIM’ DE”

Adına fiili başkanlık diyorlar da başkanlık bilmesek yutturacak. Biraz net ol, ‘Diktatör olmak istiyorum. Hayalim buydu, diktatör  olacağım’ de. Ortada bir başkanlık sistemi tartışması yok. Fiilen ele geçirdiği devletteki diktatör yetkilerini anayasal hale getirmeye çalışıyor.

“Demokrasiye çıkacaksa her model tartışılır ama toplumun yüzde 60’ı başkanlık sisteminin diktatörlük olduğunu biliyor ve korkuyor. Sen buna rağmen kendini başkan ilan edersen halkın başkanı olmazsın. Olsan olsan cop cumhuriyetinin başkanı olursun. Senin için o defter kapandı. Sen artık toplumun tamamının başkanı olamazsın, bitti. Sen Alevi bir anneyi yuhalattığında Alevilerin başkanları olma şansını kaybetti. ‘Kobane düştü düşecek’ derken Kürtlerin başkanı olma şansını kaybettin. Sokakta sadece onurlu bir yaşam için yürüyen emekçiyi gazla, copla ezmeye çalıştığından bu yana emekçinin başkanı olma şansını yitirdin. Kadına hakaret ettin, kadınların başkanı olma şansını kaybettin. Sen ancak çakallar sürüsü gibi toplanmışların başkanı olabilirsin.

“BİZ ‘HAYIR’ DİYECEĞİZ”

“Bu ülkenin bir diktatöre teslim edilmemesi gerek. Biz diktatörlüğe hayır diyeceğiz. Genel Kurul’daki tavrı, milletvekilleri ne diyecek merak ediyoruz. Teklifinize bakalım, neymiş. 14 yıldır hayalini görüyor, bir tasarı hazırlayamadınız mı? Daha elinizde bir tasarı yok mu? Parlamentoda darbeden kaç haberi olan AKP’li var, bilmiyoruz. Belki senin siyasi kurmayların var?  Belki bakan var? Kaç AKP’li yönetici var, haberdar olan. Hiç mi yok? Zavallı erleri linç ettiniz, boğazlarını kestiniz be. Kendi içinizde kaç tane var söylemiyorlar. Ne diyor atanmış başbakan, ‘Biz cemaatçileri temizledik.’ Temizlemiş olsanız 3-5 kişi kalmış olmanız gerekirdi.”

Bu ülkenin genekurmay başkanı darbeden haberi oluyor, sonra rehin alınıyor. Ya onuru olsa rütbelerini söker, ben başaramadım der. Dünya ordularında asker onuru diye bir şey var, ben inanmıyorum da. Sizde bu onur yok mu. Kendi törenlerinize bile üzeriniz aranarak giriyorsunuz.

Yorumunuzu yazınız