PAYLAŞ

HDP Grup Toplantısı’nda konuşan Eşbaşkan Selahattin Demirtaş, ‘Herkesin karşı hamlesi olması lazım. Açık söylüyorum devirmemiz lazım. Karşımıza ilk sandık çıktığında devirmeliyiz’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, bugün partisinin grup toplantısında konuştu. Demirtaş, Meclis’te çalışan tek mekanizma olarak grup toplantılarının kaldığını belirterek, “Komisyonlar çalışmıyor, Genel Kurul durmuş durumda. Bu nedenle grup toplantılarını çok önemli görüyoruz” dedi. Grup toplantısına katılanlara teşekkür eden Demirtaş, “Belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey hak, hukuk, adalet çünkü ülkede en az bulunan değerler bunlar. Adaletin olmadığı, hukukun işlemediği bir ülkede yaşamak kolay değil” dedi. Demirtaş, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın siyasete girdiği günden bu yana Amed’i almanın hayalini kurduğunu, ancak Amed’in ona kabusu yaşattığını belirterek, Erdoğan’ın “15 Temmuz akşamı ‘bu Allah’ın bir lütfudur’ demesi şimdi daha iyi anlaşılıyor” ifadelerini kullandı. Demirtaş, “Bugün Türkiye’de AKP iktidarının ve Saray’ın zulmünün ulaşmadığı neredeyse hiçbir ev kalmadı. Saray’ın etrafındaki leş kargalarını bir yana bırakırsanız herkes baskı altında. Ya işten atılmış, ya soruşturma altındadır. Ya başına bir şey gelmiş ya da bir şey geleceğinden korkuyor. Böyle bir ortamda herkesin birleşebileceği temel ilkeler adalet ilkeleridir, hukukun ilkeleridir. Toplumun tamamının bu amaçla direniş ortaya koyması gereken günlerdeyiz” şeklinde konuştu.

‘Arkadaşlarımız rehin’

Demirtaş, Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak ve Fırat Anlı ile Kongreya Jinên Azad (KJA) Dönem Sözcüsü Ayla Akat Ata’nın Kandıra F Tipi Kapalı Cezaevi’nde olduğunu hatırlatarak “Şu anda arkadaşlarımız kaçırılmış ve Kandıra Cezaevi’nde rehin tutuluyor. Ortada bir hükümet yok, çete var” dedi. Demirtaş, “Toplumu korkutmasının sebebi kendi yaşadığı korkudur. Bin odalı sarayınının birinde huzur yoktur. Etrafında kimseye güvenmiyor. Bu korkuyu yansıtarak, toplum üzerindeki baskıyla aşmaya çalışıyor. Bu patolojik bir durumdur” diye konuştu.

‘Boyun eğmeyeceğiz’

Basına yönelik sansüre de değinen Demirtaş, “Muhalefetin sesi hiçbir yere ulaşmasın diye basına yönelik darbe süreci devam ediyor. Dün Cumhuriyet’in başına gelenleri biliyorsunuz. Neredeyse bütün köşe yazarlarının yaşına bakmaksızın, ki bazıları ağır hasta. Gözaltına alıp hücrelere doluşturdular. ‘Şimdi Cumhuriyet’e nasıl kayyum atayabiliriz’ diye hesap yapıyorlar. ‘Şimdi Cumhuriyet’i nasıl ele geçireceğiz’ diye düşünüyorlar. Türkiye’nin tek Kürtçe gazetesini (Azadiya Welat) kapattılar, dünyanın tek kadın haber ajansı JİNHA’yı kapattılar. ‘Bütün baskılara rağmen biz varız’ diyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz” dedi. Dayanışma çağrısında bulunan Demirtaş, “Bu gibi durumlarda dayanışma çok önemlidir ama hep savunma halinde olmamız da doğru değildir. Bizim bunları alt etmemiz tepe taklak etmemiz lazım. Toplumdaki herkesin karşı hamlesi olması lazım. Açık söylüyorum devirmemiz lazım. Karşımıza ilk sandık çıktığında devirmeliyiz” ifadelerini kullandı. Demirtaş, “Öğretmen maaşıyla alınan eve el koyuyorlar. İnsanların rızkına el uzatıyorlar. Bunları normal karşılayabilir miyiz? Bu kadar hukuksuzluk yaşanırken, darbeciler darbe yaptı diye AKP’ye biat etmeyenlere zulüm yapılmasına sessiz kalabilir miyiz?” dedi.

‘Adına niye başkanlık diyorsun?’

Demirtaş sözlerine şöyle devam etti: “CHP’nin sayın Genel Başkanı’na soruyorum, sen Yenikapı’da konuştuğun zaman o alanda partinden kaç kişi vardı. Saray’dan artık size bir şey çıkmaz anlamıyor musunuz? Yoktu. Seni tabanın başka bir ruhun peşinde. Meclis dışındaki demokrasiden, özgürlükten yana diğer partiler için de söylüyorum, artık farklılıklarımızı bırakmak lazım. Faşizme, zulme karşı bu dayatmacı anlayışa karşı rengarenk çiçek bahçesi gibi bir arada duran HDP’nin yanında durmayacaksınız da kimi yanında duracaksınız? Hükümet bypass durumda. Adına fiili başkanlık diyorlar da, başkanlık sistemini bilmesek yutturacaklar. Adına niye başkanlık diyorsun? Biraz mert ol, diktatör olmak istiyorum. Başkanlık tartışması yapılıyormuş gibi toplumu kandırmaya çalışmalarına izin vermeyelim. Bir başkanlık tartışması olsa, özgürce tartışabilsek. Ama toplumun yarısından fazlası başkanlık dediklerinin diktatörlük olduğunu biliyor ve bundan korkuyor. Sen bu durumda kendi başına ilan etsen halkın başkanı olmazsın. Cop cumhuriyetinin başkanı olursun.

‘İşkence yapılmayan cezaevi tok’

İşkence yapılmayan cezaevi yok. Gardiyanlar müdürlere, müdürler Adalet Bakanı’na yaranmak için. Adalet Bakanı Bekir Bey, sana çağrı yapıyorum, beraber gidelim cezaevine. Bak daha dün Trabzon’a sevki yapılan tutuklulara yolda ağır işkence yapılmış. Silivri’de yüksek yargı üyesi bir kadın, işkence nedeniyle intihar noktasına geldi mi diyor. Bunlar da ‘işkence yok’ diye diye işkencecileri cesaretlendiriyor. Başbakan da ‘biz OHAL’i devlete karşı ilan ettik, millete karşı değil’ diyor. Çevik kuvvet polisleri gözaltına alınmış işkence yapılmış. İnsanlık onuru işkenceyi yenecek diye slogan attığımızda sizi döven polislere işkence yapılıyor. İşkence yaptığınız çevik polisin yanındayız. İşkence yaptığınız yargı hakiminin yanındayız. Avukatlık mesleği fiilen kaldırılmış durumda. Avukat sayısı sınırlandırılmış. Neden? Kirli işlerinin üstü örtülsün diye. Avukat sanıkla konuşacak, kayda alacaklar. Belki özel bir şey görüşecekler, sav, Sana ne?” Savcı istediği gibi adliyeyi kullanacak, avukat adliyeye giremeyecek. Bunun adına da yargılama diyecekler. Buna yargı süreci derseniz yanılırsınız. Rehin almadır. Siyasi operasyondur. Yargılama altında yapılan şey siyasi linçtir.

‘Cenazede kaç Evren kaç Kenan vardı?’

Bütün zorlu dönemlerden nasıl çıktığımızı bizi yakından tanıyanlar bilir. Kenan Evren darbesinden sonra o yıllarda doğan çocukların adlarını Kenan ve Evren adını koymuş. Korku nedeniyle. Adları Kenan ve Evren olanlar kurusa bakmasın. Peki ama bu Kenan Evren öldüğünde cenazesinde kaç Evren, kaç Kenan vardı? Ölmezsek seninkini de göreceğiz.”

Yorumunuzu yazınız