PAYLAŞ

Almanya Adalet Bakanı Heiko Maas, “Türkiye’deki aktüel gelişmeleri, dün gazetecilerin gözaltına alınması dâhil, büyük bir kaygıyla izliyoruz” dedi.

Yabancı Gazeteciler Cemiyeti (VAP) üyeleriyle Berlin’de bir araya gelen Maas, Cumhuriyet gazetesine yapılan operasyonu ve gazetecilerin gözaltına alınmasını eleştirdi.

Maas, “Son gelişmeler ışığında Türkiye’yi demokratik hukuk devleti olarak tanımlar mısınız?” sorusunu şöyle yanıtladı:

“Basın özgürlüğü demokrasi ve hukuk devletinin temel bileşenidir. AB’ye üye olmak isteyen basın özgürlüğünü de teminat altına almalıdır. Basın özgürlüğü sadece gazetelerin varlığını sürdürmelerini değil aynı zamanda basın çalışanlarının baskı olmaksızın, zapt edilmeksizin ve gayet tabii ki tutuklanmaksızın işlerini yapmalarını kapsamaktadır. İşte bu bizim büyük bir kaygıyla izlediğimiz bir konu.”

Kaygının sadece basın kuruluşları ve gazetecilerle sınırlı olmadığını aktaran Bakan, “Dürüstçe ifade etmek gerekirse darbe girişimi sonrası çok sayıda kamu görevlisi, memur ve eğitimci tutuklandı. Bu süreçte kendimize ‘gerçekten de süreçler hukuk devleti kriterlerine göre mi işliyor?’ sorusunu sorduk” dedi.

Türkiye’de idam cezasının geri getirilmesi tartışmalarını anımsatan Bakan Maas, “Federal Hükümetin bu konudaki pozisyonunu açıkça ifade ettiğini düşünüyorum, hükümet bu noktaya gelinmesi halinde AB müzakere sürecinin derhal durdurulacağını söyledi” şeklinde konuştu.

ZEKERİYA ÖZ VE CELAL KARA KARARI

Deutsche Welle Türkçe’de yer alan habere göre Maas, Türkiye’nin eski savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara hakkında yaptığı iade talebi ve darbe girişimi sonrasında Almanya’da iltica talebinde bulunan kamu görevlileriyle ilgili soruyu da yanıtladı.

Bu dosyaların ayrıntıları hakkında yorum yapmaktan kaçınan Bakan, Türkiye’den gelen iade taleplerinde, siyasi nedenlerle açılmış soruşturmalarda iadeye yeşil ışık yakmayacaklarını duyurdu.

Maas, şunları kaydetti: “Adli yardımlaşma ile ilgili olarak durum şu: Türkiye’den ağır suçlar söz konusu olduğunda, cinayet, kasten adam öldürme gibi konularda adli yardımlaşma talebi olduğunda bu talep tarafımızdan inceleniyor. Ama adli yardımlaşmadaki çekincemiz siyasi bir nedene dayanmaması. Dayandığı takdirde bu talep hakkında işlem yapılmıyor. Şu anda talepleri tek tek inceleyerek söz konusu olan olağan bir suç mu diye bakıyoruz. Yoksa bu iade talebi hâlihazırda orada sürdürülmekte olan ve temizlik operasyonu olarak adlandırılanların bir parçası mı? Eğer öyleyse ilgili taleplerde kesinlikle iade söz konusu olmayacaktır.”

FETHULLAH GÜLEN HAREKETİ İLE İLGİLİ SORUŞTURMA YOK

“Gülen hareketini bir siyasi hareket olarak mı değerlendiriyorsunuz?” sorusuna Maas, “Dürüst olmak gerekirse ben bu konuda bir yargıda bulunamam. Bu konuya mesafeli durmamız gerektiğini düşünüyorum” yanıtını verdi.

Bakan sözlerini şöyle sürdürdü: “İncelemelerimizde önceliğimiz şu: Söz konusu olan klasik bir suç mu yoksa siyasetle ilgili bir bağlantı var mı? Ayrıştırmamız gerekiyor. Siyasi bağlantılı olanlarda iade söz konusu olmayacaktır. Ayrıca Türkiye’de idam cezasının yürürlüğe sokulması bu süreci kolaylaştırmayacak, aksine daha da zorlaştıracaktır”.

Türkiye’nin Gülen hareketinin Almanya’daki yapılanması, mali faaliyetlerinin mercek altına alınması yönündeki talebiyle ilgili olarak da Adalet Bakanı şunları kaydetti:

“Benim bildiğim kadarıyla Gülen hareketi yapılanmasıyla ilgili bir inceleme yapılmamakta ve Almanya’da bir örgüt olarak var oldukları konusunda da yeterli bilgi yok.”

Maas, Gülen hareketinin mali kaynakları konusunda da bir araştırmanın yürütülmediğini sözlerine ekledi.

Yorumunuzu yazınız