PAYLAŞ

Papa Françesko ekim ayında Alman Protestan ve Katolik hacılara hitaben konuşmada, “Bizleri birleştiren, ayırandan çok daha güçlüdür” demişti. Alman Katolik ve Protestan Kiliseleri’nin Başpiskoposları iki mezhebin haber ajansları tarafından ortaklaşa düzenlenen açık oturumda, ‘Barışık farklılıktaki birlik’ten söz ettiler. Başpiskoposlar Marx ve Bedford Strohm Hıristiyanlığın mezhepleri arasındaki ayrılığın yakınlaşmaya dönüştürülmesi gerektiğini vurguladılar.

Geçmiş yüzyıllarda böyle bir beraberlik tahayyül bile edilemezdi. Rivayete göre Martin Luther bundan 500 yıl önce 31 Ekim 1517’de başta günah çıkarma ve ölümden sonra cennete gitme belgesi anlamına gelen endüljans satışı olmak üzere Katolik Kilisesi’nin zorlayıcı uygulamalarına karşı hazırladığı 95 maddeden oluşan tezlerini Wittenberg’deki ‘Schlosskirche’nin kapısına çiviledi. Bu tezler Reformasyonun başlamasına ve Kilisenin bölünmesine yol açtı. 100 yıl sonra Avrupa güç ve inanç savaşı olarak tarihe geçen 30 yıl savaşlarına sürüklendi. O tarihten itibaren Hıristiyanlık Katoliklik ve Protestanlık olmak üzere iki mezhebe ayrılmış sayılır.

Deutschland Doppelporträt von Martin Luther und seiner Frau Katarina von Bora Lucas Cranach der Ältere (picture alliance/dpa/D. Karmann)

Ökümeniklik arayışı

Bu durum 20’inci yüzyılın sonlarına kadar devam etti. Reformasyonla başlayan karşılıklı kınamaların çağa uymadığını idrak eden Papalık Konseyi ile Dünya Luteryenler Birliği Hıristiyanlığın birliğini teşvik amacıyla ortak bildiri yayınladılar. Ancak bir yıl geçmeden Vatikan yeniden araya mesafe koydu ve ileriki yıllarda papalık makamına yükselecek olan 16. Benedikt tarafından kaleme alınan ve Papa 2. Johannes Paul’un da onayladığı metinle, ‘Protestanlığın gerçek anlamda mezhep sayılamayacağı’ açıklandı.

Luther’in tezlerinin 500’üncü yıldönümünde mezhepler ayrılığının eski katılığını kaybettiği görülüyor. 2013 yılında Papalık Konseyi tarafından ‘acı dolu anıların esenliğe dönüşmesini’ amaçlayan ‘Anlaşmazlıktan Birliğe Doğru’ başlıklı bir metin yayınlandı. ‘2017 yılında, Kilisenin birliğini koruyamadığımız için İsa karşısında suçlu sayılırız’ cümlesine de bildiride yer verildi. Hıristiyanlık aleminin bölünmüşlüğüne son vermeyi amaçlayan ve ‘imanın temellerini Hz. İsa’da arayan’ ortak kökleri benimseme anlayışı Almanya’da da kabul görüyor. Alman Katolik ve Proteston Kiliselerinin ilk adım olarak yalnızca ‘ortak kudas’ üzerinde anlaşabilmiş olmaları mezhepler ayrılığına son verme uğraşının uzun süreceğini gösteriyor. Anlayış farklarının ortadan kaldırılamamış olmasına rağmen Hıristiyanlık aleminin birliği için sabırla yola devam edilmesi artık mezheplerin ortak görüşü sayılıyor.

© Deutsche Welle Türkçe

DW, epd/AG, BÖ

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız