PAYLAŞ

ERDAL YILDIRIM

Siz Aleviler, Kızılbaşlar, Bektaşiler,
Siz, hani Kurtuluş Savaşı öncesi “Size laiklik getireceğiz, Hilafeti Kaldıracağız, ibadetlerinizi özgürce yerine getireceksiniz” denilip kandırılan, Hace Bektaş Veli dergahından yüzlerce altını kadife keselerde sunulan ve Cumhuriyetin ilanından sonra da “Tekke ve Zaviyeler Kanunu” ile tüm Dergahları, Hace Bektaş Veli Serçeşmesi de dahil olmak üzere kapatılan, Alevi kadın ve erkek tüm Pirleri “muskacı, üfürükçü, falcı, cinci” olarak kabul edilip zindanlara atılan, cemi, ibadeti yasaklanan, buna karşın Sünnilere hizmet için kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı Kurumunca baskı, aşağılanma ve asimilasyona tabi tutulanlar !

Siz, hangi bayramdan bahsediyorsunuz?

Siz Koçgirilililer,
Siz, hani Kurtuluş Savaşı öncesi Paris Sevr Anlaşması ile “Kürtler isterse bir yıllık bir geçiş döneminden sonra Özerklik – Bağımsızlık ilan edebilir” hakkı imza altına alınan; ancak bizzat Mustafa Kemal tarafından “siz Kürtler ve biz Türkler, emperyalizme karşı birlikte mücadele edelim. Bağımsızlığımızı kazanalım, daha sonra Türkler ve Kürtler birlikte Konfederasyon kurarız” denilip kandırılan, hani Kurtuluş Savaşında Kars’da, Antep, Adana’da, Ege’de, Trakya’da, Sakarya ve Çanakkale’de binlercesi ölen, binlercesi yaralanıp sakat kalan, gazi madalyaları da komprador kapitalistlere verilen ve savaş sonrasında yine Anadolu’nun ücra, kıraç köşelerine dönen, dağ başlarında verimsiz topraklarda fakirlikle boğuşan, yaşama tutunmaya çalışan; Koçgiri’de bizzat merkez ordusu komutanı Sakallı Nurettin Paşa ve Laz Alayları adlı çetenin katil şefi Giresunlu Topal Osman tarafından kadın-erkek, çocuk, genç, yaşlı denmeden öldürülen, kadınlarına, kızlarına annelerinin, babalarının, kocalarının, oğullarının gözleri önünde tecavüz edilen, malları, tüm varlıkları, hayvanları da dahil olmak üzere yağmalanan, talan edilen, el konulan ve o katliamdan sonra tüm genç kızların ve kadınların matem içinde bugün dahi karalara büründüğü Koçgirililer!

Siz hangi bayramdan bahsediyorsunuz?

Siz Ağrılı, Zilanlı Kürtler
Siz, hani özerklik, eşitlik talepleri Ankara hükümetince bölücülük kabul edilen ve 1930 yılının Temmuz ayında Ferik Salih Omurtak komutasındaki 9. Kolordu tarafından Zilan Deresinde, Ağrı’da binlercesi katledilen Kürtler…

Siz hangi bayramdan bahsediyorsunuz?

Siz Dersimliler,
Siz, hani yüzlerce yıldan beri Selçuklulara, Osmanlılara boyun eğmeyen, Kızılbaş Aleviliğin, Rea Haq inancının merkezi, her ağacı, deresi, tepesi, suyu, kurdu, kuşu kutsal olan ve herkesçe Jar-u Diyar bilinen, cumhuriyet döneminde de “kesilip atılması gereken bir çıban” gibi “eşkiya, vahşi, medeniyet götürülmesi” gereken yabaniler gibi görülen, yok etmek, imha etmek üzere onlarca defa seferler düzenlenen, 1937-38 de savaş uçaklarınca bombalanan, derelerde, mağaralarda, koyaklarda ve dağ başlarında kimyasal silahlar, ağır makineli tüfeklerle binlercesi katledilen, binlercesi sürgün edilen, yüzlerce kız çocuğu evlatlık ve hizmetçi olarak verilen, yetmedi sularla, barajlarla boğulmak ve insansızlaştırılmak istenen, asimilasyonu, saldırının her gün katmerlice devam ettiği Dersimliler!

Siz, hangi bayramdan bahsediyorsunuz?

Siz Maraşlılar, Çorumlular, Sivaslılar, Madımakta, Gazi’de, Gezi’de, Suruç’ta, Amed’de, Ankara’da, Mardin’de, Şırnak’ta, Cizre’de, Sur’da ve ülkenin dört bir yanında katliama uğrayanlar… Siz Kürtler, Türkler, Aleviler, Ermeniler, Rumlar, Çerkezler, Süryaniler, siz bizzat bu bayramları şatafatlı trompetler, sokakları kaplayan bayraklar, özel geçiş törenleri düzenleyenlerce veya bunların desteklediği, büyütüp palazlandırdıkları piyonlarca katledilenler.. Siz fabrikalarda, sanayilerde, atölyelerde, maden ocaklarında, inşaatlarda “basit bir iş kazası” denilerek iş cinayetlerine kurban edilenler! Siz, kocaları, sevgilileri, kardeşleri, babaları tarafından öldürülen kadınlar, genç kızlar…

Siz, hangi bayramdan bahsediyorsunuz?

Bizim bayramlarımız, demokrasinin işler olduğu, gerçek laikliğin hüküm sürdüğü, hiç kimsenin, dil, din, ırk, yani etnik yapısı ve inancının sorgulanmadığı, her türlü tercih ve farklılığının insan hakkı ve kabul edilir görüldüğü, bireylerin özgürce yaşadığı bir zamanda ve bir dünyada olacaktır.

Böyle bir dünyanın özlemi ile yanan ve bu uğurda mücadele edenlere bin selam olsun!
29 Ekim 2016

 

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız