PAYLAŞ

ERK ACARER

25 Ekim tarihli Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu toplantısının tutanaklara yansıyan detayları birkaç şeyi birden ortaya koyuyor. HDP’li belediyeler sadece ‘terör’ değil FETÖ ile de ilişkilendirilmek isteniyor. Toplantıda Gültan Kışanak’a ‘davet edilen’ bir yerel yönetici gibi değil de soruşturulacak biri gibi davranılması gözaltı sinyalinin verilmesi gibi okunuyor. Öte yandan yine tutanaklara yansıyanlar, AKP iktidarı ve Saray’ın savaşı sürdürüp yükseltmekte karar olduğunu anlatıyor. Çünkü demokrasi ve barış önerisinin karşısında 2009 yılında Sri Lanka’da 40 bin sivilin öldürülüp yüz binlerce kişinin yerinden edilmesine yol açan modele atıf yapılıyor: “Bu yöntemle çözeriz!”

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı gözaltında üçüncü günü geride bıraktı. Anlı evinden gözaltına alındı. Kışanak ise aynı gün katıldığı, ‘darbeyi araştırma komisyonu toplantısı’ sonrası emniyete götürüldü.

Meclis’in 25 Ekim tarihinde düzenlenen ‘Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ/PDY) 15 Temmuz 2016 Tarihli Darbe Girişimi ile Bu Terör Örgütünün Faaliyetleri hakkında bilgi alınması’ toplantısından yansıyan tutanaklar ilginç detayları da ortaya çıkarıyor.

Bir soruşturmaya dönüştü

Tutanaklar, toplantısının esas amacından sapıp bilgi almak yerine Kışanak üzerinde bir soruşturmaya ‘dönüştürüldüğünü’ gösteriyor. Komisyonda yaşananlar, belediye başkanlarının ‘gözaltına alınma sinyali de verilmiş’ dedirtiyor. Eşbaşkan Kışanak’ın gözaltındayken, havuz ve yandaş medyadan ‘gazetecilerin’ ısrarla Kışanak’tan ‘tutuklu bulunan eşbaşkan’ diye söz etmeleri ise niyeti anlatıyor.

‘Terör’ sihirli değnek

Gözaltı süreci devam ederken, HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu’yla konuşuyoruz. HDP vekili Diyarbakır Belediyesi eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın gözaltına alınmalarının arka planlarını değerlendiriyor. Darbenin ve ‘terör’ kavramının ‘sihirli bir değnek gibi’ kullanıldığına dikkat çeken Kerestecioğlu, amacın saptığından söz ediyor. Komisyonda söylenen ve önerilenler ise Türkiye’de hiçbir şeyden ders alınmadığını, 40 yılda bir arpa boyu ilerlenmediğini özetlemeye yetiyor. Barış ve demokrasi vurgusunun karşısına ‘Sri Lanka Modeli’ konuyor.

Darbe ve terörle ilişkilendirme isteği

Komisyonda bilgi alma merciine değil soruşturulacak kişiye dönüşen Kışanak ve Diyarbakır Beyediyesi’nin hem FETÖ hem de PKK ile ilişkilendirilmeye çalıştığı görülüyor. Kışanak’a “Neden Zaman Gazetesi yöneticilerini kabul ettiniz, Ekrem Dumanlı’yla niye görüştünüz, ekibi neden gizlice içeriye aldınız?” şeklinde sorular soruluyor. Ayrıca “PKK’yi benimsiyor musunuz?” gibi komisyonun amacı dışında kalan şeyler ve “Darbe günü belediye olarak kışlaya set çektiniz mi?” gibi tuhaf sorular da yöneltiliyor.

40 yıldır aynı sorular

Kışanak, sorulara sabırla mantıklı cevaplar veriyor. Zaman gazetesi temsilcilerinin ısrarlarıyla bir görüşme gerçekleştiğini, basına yansıyan görüşmenin gizli olamayacağını belirtiyor. Bunun bir algı operasyonu olduğunu ifade ediyor. Darbe günü Diyarbakır’da bir hareketlenme olmadığını ifade eden Kışanak, Türkiye’nin yıllardır ‘benzer yaklaşımlarla’ yıllarını heba ettiğini şöyle anlatıyor: “Senelerce PKK’yi kınayacak mısın, kınamayacak mısın, PKK’li misin, terörist misin sorularıyla karşılaştık. Böyle, bununla uğraşa uğraşa kırk yılımızı geçirdik. 1991 yılında Parlamentoya gelenleri 1994’te cezaevine tıktık. Demokratik siyaseti böylece akamete uğrattık ve hâlâ kan akmaya devam ediyor. Bu yolla, bu yöntemle, bu akılla bu sorunu dünyada, yeryüzünde çözmüş hiç kimse yok. Ama diyalogla, çözümle…”

Diyalogla değil kanla!

Ne var ki tutanaklardan Kışanak’ın sözlerini tamamlayamadığı anlaşılıyor. Komisyondaki AKP üyelerinden iktidar ve Saray’ın başka bir yol haritası olduğu, bu konuda da ısrar edileceği ortaya çıkıyor. Komisyon üyesi, AKP Genel Başkan yardımcısı Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, halen gözaltında bulunan eşbaşkanının sözlerini keserek şunları söylüyor: “Var, Sri Lanka çözdü bunu, Peru da çözdü, Tamil gerillalarında da çözüldü, Aydınlık Yol hareketine karşı da çözüldü…”

*****

Sri Lanka modeli nedir?

baris-sri-lanka-modeliyle-gelecekmis-202490-1.Sri Lanka’da ordu, 30 yılı aşkın süre bağımsızlık mücadelesi veren ayrılıkçı Tamil Kaplanları’nı yok etmek için 2008-2009 yıllarında büyük bir operasyon gerçekleştirmişti. Birleşmiş Milletler’in (BM) 2011 yılında yayımladığı bir raporda, operasyonda taraflar arasında kalan yaklaşık 40 bin sivilin ölmüş olabileceği belirtildi. Devlet hedefleri ayırt etmeksizin vurdu, bombaladı. Tamil Kaplanları ve kampları yerle bir edildi. Operasyonlar yine sivilleri de yerlerinden yurtlarından etti.

*****

“AKP, bizden habersiz PKK ile görüşüyordu”

Gözaltına alınacağının sinyalleri komisyonda verilmiş olan Gülten Kışanak’ın tutanaklara yansıyan sözleri gerçekleri yansıtıyor. Kışanak, “Neden barış yoluyla çözemedik, neden bugün çocuklarımız ölüyor? Bunu hak etmiyor bu ülke, hiçbirimiz hak etmiyoruz, herkes çocuğunu el bebek, gül bebek büyütüyor“ diyor.

Kışanak, ‘sulandırılan’ darbe araştırmasının aksine gerçeklere de kronolojik bir vurgu yaparak özetle şunları dile getiriyor: “Barış süreci üç kez sekteye uğradı. Biri, KCK operasyonlarıydı. baris-sri-lanka-modeliyle-gelecekmis-202491-1.İkincisi, Habur’dan gelen barış gruplarının boşa çıkartılmasıydı. İki saat içerisinde onlar sınırdan alınıp getirilebilecekken orada bir ifade krizi çıkarıldı ve 24 saat tutulup halkın sokağa dökülmesinin zemini oluşturuldu. Üçüncüsü de ‘Tam yeniden başlayalım’ derken Paris’te bir cinayet işlendi.”

‘Sonradan öğrendik’

Hükümetin, bu olayların perde arkasını aydınlatamadığını dile getiren Kışanak’ın konuşmalarından tutanaklara daha ilginç detaylar da yansıyor:

“2007’de seçilip geldik. O dönemin iktidarı kendileri de böyle bir yolun doğru olacağını düşünmüş olacaklar ki PKK’yla görüşmelere başlamışlar. Biz bunu sonraki yıllarda öğrendik ama 2008 yılının sonlarında Oslo’da görüşmelerin başladığı kamuoyuna yansıyan bilgilerdi.”

birgün

Yorumunuzu yazınız