PAYLAŞ

FATİH POLAT

Nail Güreli, gençliğe yeni adım attığım yıllarda ve henüz gazeteciliğe meyletmemişken, Milliyet’teki yazılarını kaçırmamaya çalıştığım bir isimdi.

Emile Zola’nın Germinal’ini, Jack London’ın Martin Eden’ini, Yaşar Kemal’in İnce Memed’ini, Nazım Hikmet’i, Sait Faik’i, Aziz Nesin’i, Rıfat Ilgaz’ı okuduğum zamanlardı. Marksizme vakıf olacak bir birikime sahip değildim ama duygu olarak da kendimi sosyalizme yakın hissetmeye başlamıştım.

Nail Güreli’nin yazıları bende sosyal demokrasinin ötesinde duran, kendisini doğrudan sosyalizmin kavramları ile ifade etmese de, öyle bir felsefenin içinden konuşan bir yazar hissi uyandırırdı.

Üniversite yıllarımdan itibaren kendimi artık bir sosyalist olarak daha net ifade ettiğim dönemlerde de Nail Güreli’nin yazılarıyla sıcak temasım hiç bitmedi.

Metin Göktepe davasının önemli ismi

O güne kadar gazete sayfalarından tanıdığım Nail Güreli ile karşı karşıya gelme sürecim ise, benim açımdan çok trajik bir olaydan sonra gerçekleşti. Çalışma arkadaşım Metin Göktepe’yi yitirdikten sonra.

Metin Göktepe’nin katledildiği dönemde Nail Güreli, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) başkanıydı. Eğer Metin Göktepe davasında, devlet yetkililerinin ‘duvardan düştü’ açıklamasından ‘gözaltında dövülerek öldürüldü’ noktasına gelindi ise, bunda Metin Göktepe davasının başından itibaren TGC Başkanı olarak Nail Ağabey’in gösterdiği dik duruşun ve tutarlı tavrın rolü büyüktür.

İlden ile sürülen Metin Göktepe davası, bu ülkede devletin güvenlik görevlilerinin işledikleri bir gazeteci cinayeti nedeniyle ceza alıp hapis yattığı ilk olaydı. Devlet, Metin Göktepe davasını ilden ile sürerek kamuoyu desteğinden uzaklaştırmayı hesap ettiyse de, Metin Göktepe davasının takipçilerinin yılmaz tavrı nedeniyle bu çaba boşa çıkarıldı.

Metin Göktepe davası boyunca katedilen yol, dünyanın etrafından 1,5 tur atmış olmak anlamına geliyordu. Bu yolculuklarda Nail Ağabey bizim yanımızdaydı, önümüzdeydi.

Bu tavrı nedeniyle de Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri’nin ilki, Metin Göktepe davasını takip eden gazeteciler adına ona verildi.

Fadime Ana’nın Metin’e dair yaptığı konuşmalarda Nail Ağabey’in adını dilinden düşürmemesi de bu nedenledir.

Nail Ağabey ile daha sonra aynı gazete sayfalarını paylaşmaya başladık. Milliyet’ten ayrıldıktan sonra kendisine götürdüğümüz Evrensel’de yazma teklifini, geçmişten gelen bir ortak mücadele deneyimi sürecinin doğal bir sonucu gibi kabul etti.

Evrensel Gazetesi, Metin Göktepe’nin gazetesiydi ve doğal olarak aynı zamanda onun gazetesiydi.

Bir ara sağlık sorunları nedeniyle Evrensel’deki yazılarına kısa bir ara verdikten sonra yeniden başladı ve “Yeniden yeni bir merhaba” başlıklı yazısının girişinde şöyle dedi: “Evrensel’in bendeki yeri konusunu anlatmaya çalışırken Metin Göktepe’den söz etmiştim. Evrensel her şeyden önce Muhabir Metin Göktepe’nin gazetesiydi benim için. Sonra, ‘Hepiniz birer Metin’siniz’ diyen Fadime Ana’yı genç kuşağın gazetecileriyle birlikte, yeni kuşakları birbirine perçinleyen çelik bir köprü olarak gördük.” (2 Haziran 2015)

Mesleğin duayenleriyle ilk tanışıklık zamanları, genç bir gazeteci için sözcükleri seçerek konuşmayı gerektirir. Bu saygı ilk zamanlar o ilişkinin doğal akışının önüne de bir ‘ölçülülük bariyeri’ koyar ister istemez. Benim için de Nail Ağabey ile ilk tanışıklık zamanları öyle olmuştu. Ama onun mütevazılığı, beyefendiliği çok geçmeden bunu aşmamı sağladı.

Belediye otobüsündeki başkan

Nail Güreli’yi mevki, makam açısından onun konumundaki pek çok kişiden ayıran mütevazılığına bir örnek istiyorsanız, onu kaybettiğimizin haberini aldıktan sonra Gazeteci Nazım Alpman’ın twitter hesabından yaptığı paylaşıma bakmanız yeter. Alpman, Nail Ağabeyin belediye otobüsünde yolculuk ederken çekilmiş bir fotoğrafını paylaşarak şunları yazdı: “Nail Güreli TGC Başkanlığı sırasında Milliyet’e gelirken belediye otobüsünü kullanırdı. Sadece görev anında TGC adına makam aracına bindi.”

Nazım Alpman gibi Nail Ağabey’i yakından tanıyan isimlerden biri olan Gazeteci Celal Başlangıç da O’nun için şunları yazdı: “Kalemini asla yere düşürmedi. Gazeteci katillerinin peşine düşenlere rehber oldu. Yakamozlar ışığın, yıldızlar yoldaşın olsun Nail Abi!”

Nail Ağabey hastalık sürecinin düzenli köşe yazmasını engellediği bir dönemle birlikte artık köşe yazmamaya başladı.

Ama bazı gazeteci ağabeylerimizin hayatımızdaki yerleri, köşeleri hep bakidir. Onu yıllarca okuduktan sonra tanımak, onunla Metin Göktepe davalarında, gazeteci eylemlerinde, 1 Mayıslarda aynı pankartın arkasında yürümek, aynı gazetenin köşelerini paylaşmak büyük bir onur ve keyifti.

Nail Ağabey’e ‘Nasılsın?’ diye sorduğunuzda, “İyi olmak zorundayız, mecburen” derdi.

Onun mesleğimize ve hayata dair bu mücadeleci, iyimser duruşu rehberimiz olacak. Kalbimizdeki yeri de hep sımsıcak kalacak. (FP/HK)

Fatih PolatGazeteci. Evrensel Gazetesi Yayın Yönetmeni.

Yorumunuzu yazınız