PAYLAŞ

MERVE İLHAN*

Ekmeğimiz dedik, gülümüz dedik, sesimiz dedik. Ve sesimizi susturmaya çalışanlara karşı Kartal’da Ekmek ve Gül okurları olarak bir araya geldik.
Kapatılan televizyonumuz Hayatın Sesi ve biz kadınların sesi olan Ekmek ve Gül Programımız ile dayanışmak için birlikte çözüm aradık.
Bu buluşma, sesimizi kısmaya çalışanlara karşı daha fazla kadını hayatın sesine katmaya çalışan kadınların buluşması oldu.
Herkesin evinden getirdiği, emek verip pişirdiği yiyeceklerle donatıldı soframız. Bir araya gelmekten mutluyduk. Şarkılar, türküler söyledik. Bir arkadaşımızın keman dinletisiyle içimiz açıldı. “Kalbim çarpıyor. Nasıl çarpmasın ki? Bugün burada çok güzel insanlar var” diye heyecanını dile getiren de vardı, sinirlenip, üzülüp, gözyaşı döken de…

‘KADINLARIN SESSİZ KALMA LÜKSÜ YOK’

Sohbetimize katılan bir arkadaşımız baskıların daha da arttığı bu dönemde kadınların yan yana olmasının dünden daha da önemli olduğuna değindi. “Basın ve ifade özgürlüğümüzün hatta yaşam hakkımızın elimizden alındığı şu süreçte biz Ekmek ve Gül okurları olarak yaşamımızı birlikte bugün burada yeniden örmeliyiz” diyen arkadaşımız, kapatılan Hayatın Sesi televizyonunun kadınların yaşamını değiştirme mücadelesini gösteren, kadınların mücadelesinin deneyimlerini birbirine aktaran bir yönü olduğunu söyledi.
Darbe girişiminin ardından “FETÖ” soruşturmaları adı altında akademisyenlerin, memurların ve öğretmenlerin görevlerinden alınmasına değinen bir arkadaşımız
bilimi, doğayı, insanlığı savunan akademisyenlerin, öğretmenlerin, barışı savunan kamu emekçilerinin “FETÖ” kapsamında görevlerinden alınmasının hiçbir inandırıcılığının olmadığını söyledi. “Tüm bunlar olurken biz kadınların sessiz olma lüksü yok artık. Bizden bekledikleri kadınların cahil kalması, evde oturması. Çünkü onlar çok iyi biliyorlar biz kadınlar bir arada durduğumuzda çok şeyi başarabiliriz, bundan korkuyorlar”

EKMEK VE GÜL YENİ SİTESİYLE DEVAM EDECEK

Okuyucusundan, yazarına, dağıtıcısına kadar kadınların elinde büyüyen dergimizin sesine tercüman olan bir kesitte genç bir kadının şu sözleriydi: “2013 yılında Ekmek ve Gül şenliğine katılmıştım. O zamana kadar Evrensel gazetesini, Ekmek ve Gül dergisini okuyordum. Ama bir haber nasıl yazılır bilmiyordum. Şenlik günü sabah yola çıkıp, akşam eve dönene kadar bütün duygularımı, izlenimlerimi not defterine yazmıştım. Sonra not defterini benden aldılar. Yazdıklarım gazetede yayımlandı. Sonra üniversitemde 25 Kasım yaklaşırken genç kadınlar olarak bir forum gerçekleştirmiştik. Bir yazımın gazetede çıkmasından cesaretle o forumda tartıştıklarımızı da yazdım. Hepimiz benzer biçimde derginin yazarı, programın muhabiri olduk. Şimdi hep beraber nasıl devam edeceğimizi konuşuyoruz. Çünkü biz bu işin parçasıyız.”
Ekmek ve Gül dergisinin ve programının koordinatörleri Sevda Karaca ve Şengül Karadağ da bu buluşmada aramızdaydı. Meselenin kadınlar için sadece haber alma özgürlüğünün kısıtlanmasıyla sınırlı olmadığını, kadınların sesinin kısılmasının artık yaşama ya da yaşamama meselesi olduğuna değinirken sözlerine şöyle devam ettiler: “Hayatın Sesi televizyonunu susturdular. Peki hayatın sesini susturabilirler mi? Biz kadınlar her gün Ekmek ve Gül’de dile getirdiğimiz, çözüm aradığımız dertleri, sorunları hâlâ yaşamıyor muyuz? Yaşıyoruz. Peki kadınlar bir araya gelip bu sorunlarını konuşmuyorlar mı? Konuşuyorlar. Kadınlara dayatılan hayatın, kadınların istemediği bir hayat olduğunu söylemiyorlar mı? Söylüyorlar. Demek ki o mühürler kadınların ağzını kapatmadığı sürece Ekmek ve Gül’ü kapatamayacaklar. Ekmek ve Gül dergisiyle, yeni kurulacak internet sitesiyle, kadınların desteğiyle, yerellerdeki Ekmek ve Gül gruplarıyla yayın hayatına devam edecek.”

DÜNDEN DAHA KARARLI VE CESARETLİYİZ

Bu sözlerin ardından Ekmek ve Gül’ü daha güçlü bir biçimde kadınların kürsüsü olarak devam ettirebilmek için neler yapabileceğimizi tartıştık. Aramızda “Ekmek ve Gül için lazım olur, her yerden canlı yayın yapabilelim, programlar çekebilelim” diye borçla harçla akıllı telefon alan kadınlar ile, “Yakın zamanda bir toplantı daha yapalım, nasıl muhabirlik yapılır birbirimize öğretelim” diyen kadınlar da vardı.  Ve dayanışma kahvaltımızdan bu birlikteliğimizi devam ettirmek üzere çıktık. Dünden daha cesaretli ve daha kararlı. Çünkü biz sesimizi duyurduk. Ve gücümüzü biliyoruz. Sohbet sırasında bir arkadaşımız şöyle demişti: “ Onlar sesimizi kısmak için yukarıdan bastırabilirler. Bastırsınlar. Biz de aşağıdan yayılıyoruz. Onlar cesaretimizi kırmaya çalışıyorlar. Çalışsınlar. Biz daha fazla yayılarak ve daha fazla cesaretlenerek kendimize yeni bir yol açarız.” Kartallı kadınlar kararlı, açılacak yeni yolda hep beraber yürüyecekler.

*Kartal Ekmek ve Gül Grubu

evrensel

Yorumunuzu yazınız