PAYLAŞ

İRFAN DAYIOĞLU / NURAY BAYINDIR

TC Hükümeti Kürt Halkının Seçilmişlerine Saldırıyor… Kürdistan’ın kalbi Amed (Diyarbekir)’e saldırıyor. Kürdistan’ın başkenti kabul edilen şehrin eş başkanlarını gözaltına alıyor. Kürt halkını büyük bir provakasyonun içine çekmeye çalışıyorlar.  Bugün Gülten Kışanak ve Fırat Anlı’yı gözaltına alanlar, devamında DBP ve HDP yöneticilerine ve hatta eş başkanlarına yöneleceklerdir. Bugün bizim sabrımızı sınıyorlar, bizim direnip direnmeyeceğimizi sınıyorlar. Eğer bugün ayağa kalkıp sokakları onlara dar etmezsek, yarın çok geç olacaktır.

Bu yapılanlar bir darbe uygulamasıdır ve görüyoruz ki darbe devam ediyor. Bu şekilde darbe girişimiyle mücadele ettiğini iddia edenler de halkla dalga geçiyorlar herhalde. Gülten Kışanak gündüz Meclis Darbe Komisyonuna ifade veriyor. FETÖ’cülerin yaptıkları ile ilgili önemli bilgiler açıklıyor. Ankara dönüşü Diyarbakır Hava alanında gözaltına alınıyor.  Bu darbenin devam ettiricilerinin AKP iktidarı olduğunu gösteriyor.

Her darbeden sonra Siyaset devre dışı bırakılır. Bugün Milliyetçi Cephe kuran AKP hükümeti de aynı şeyi yapıyor. Her darbeden sonra baskı şiddet, işkence artar. AKP ve Diktatör Erdoğan aynı şeyi yapıyor. Şimdi söyleyin, Türkiye’de yapılan tüm darbelerle bugünkü AKP Hükümeti uygulamaları arasında fark var mı?  Elbette yok.  Hepsinde aynı anlayış, aynı hedefler, aynı yöntemler. Baskı sindirme, zulüm ve işkence. Yapılan uygulamalara baktığımızda biz darbeye karşı mücadele ediyoruz söylemi arkasına saklanan Erdoğan darbeye karşı değil, darbeyi daha da derinleştirmek için uğraşıyor.

Erdoğan diktatörü eliyle Türkiye, hem içerde hem dışarda büyük bir bataklığa doğru sürükleniyor. Erdoğan diktatörü artık akıl sağlığını kaybetmiş narsist hezeyanlarla hareket ediyor. İçerde FETÖ ile, dışarda DAİŞ ile “mücadele” adı altında öncelikle Kürt halkına, ardından da tüm demokratik güçlere karşı kanlı bir savaş yürütüyor.  Bütün bunlar kendi sonunu biraz daha geciktirmenin çırpınışlarıdır aslında.  Ortadoğu’da süren savaşta bugüne kadar hep kaybedenlere yatırım yapan Erdoğan, 15 Temmuz sonrası bir şans yakaladığına inanarak şimdi yeniden oyuna dahil olarak işlediği suçların üstüne örtecek bir zafer kazanmanın peşinde. Ama çabaları nafiledir. O kazansa kazansa bir Pirus zaferi kazanabilir ancak.

O ne DAİŞ’e karşıdır ne de FETÖ’ye karşı. Tam tersine bu güçlerle derin ilişkiler içinde olmuştur ve olmaya devam etmektedir. Kendi söylemi ile “terör ile mücadelede yeni bir konsept” uyguluyor. Sözüm ona “sorunların kendilerini gelip bulmasını beklemeden, kendisi yerinde müdahale ile” çözeceğini söylüyor. Artık Erdoğan’ın tek stratejisi imha et, yok et sorun çözülür stratejisi oluyor.

Tüm muhalif medya’yı susturmasının altında da bu niyet yatıyor. O imha ederken yalaka medya’da onu pohpolamaya devam edecek.

Ama sanırım Saddam’ın sonunu unutmuşa benziyor. Sık sık hatırlatmakta fayda var. Kendisi saklanacak bir delik bile bulamayacaktır.

Kışanak ve Anlı’nın gözaltına alınmasına tepkiler ülkenin ve dünyanın birçok şehrinde gösteriler şeklinde devam etmektedir. Birçok parti ve STK açıklamalarla durumu protesto ediyor, kabullenilmemesini istiyor.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) bileşenlerinden Devrimci Parti, Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi (SYKP), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) ile Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (YSGP), Amed Büyükşehir Belediyesi eş başkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın gözaltına alınmasına ilişkin açıklama yaptı.

“Ülke kanlı ve karanlık bir sürece sürüklenmek istenmektedir” uyarısının yapıldığı açıklamada, Kışanak ve Anlı’nın gözaltına alınması şöyle değerlendirildi:

“Bu gözaltı eylemi toplumsal muhalefet ve demokrasi güçlerine yönelen en ciddi meydan okumalardan birisi, halk iradesinin ayaklar altına alınmasıdır. AKP Meclis’i devre dışı bırakarak ülke yönetimini fiilen Erdoğan’ın ellerine vermiş, şimdi de bu fiili durumu hukuki kılacak değişikliklerin peşine düşmüştür. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eş başkanlarını hedef alan gözaltı saldırısı tüm ülkeye emek ve demokrasi güçlerine yönelik bir saldırıdır. Tüm emek ve demokrasi güçleri bu saldırıların ülkeyi tehlikeli bir gerilimin içerisine soktuğunu, durdurulmadığı takdirde tüm toplumu etkisine alacak karanlık bir tabloyu işaret ettiğini görmelidir.

Bu saldırı dalgasına karşı tüm gücümüzle birlik içerisinde karşı koyacağımızı, boşa çıkaracağımızı halklarımıza açıklarken, herkesi OHAL ve AKP saldırılarına karşı omuz omuza mücadele etmeye çağırıyoruz. Çılgınlık düzeyine varan bu saldırılar boşa düşürülecek halklar kazanacaktır. Diyarbakır Belediyesi eş başkanları derhal serbest bırakılmalı, OHAL uygulamalarına son verilmelidir.”

Kendisini demokrasi cephesinde gören her birey ve örgütsel yapının tutumu da böylesine net olmalı ve tabii ki sözde kalmamalı, eyleme dönüşmelidir.

Bugün Diyarbakır zindan direnişi öncülerinden Gülten Kışanak göz altına alındı. Yarın belki milletvekillerimiz de tutuklanacaktır. Sürdürülen topyekün bir imha savaşıdır.  Bu durum mevcut faşist iktidara karşı Topyekün bir karşı koyuşu ve direnişi zorunlu kılıyor. İnanıyoruz ki bu görkemli direniş mutlaka hayata geçirilecek ve zalimler hak ettikleri tarihin çöplüğüne süpürülecektir.

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız