PAYLAŞ

Türkiye Barolar Birliği Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Üyeleri, 5 Haziran 2005’te Bergama Ovacık Altın Madeninde, maden çalışanları tarafından yaşam savunucularına karşı taşlı ve yumurtalı saldırı davasının duruşması öncesi basın açıklaması düzenledi.  

TBB Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu üyelerinin yanı sıra Ege Çevre Platformu, Foça Çevre Platformu, Dikili Çevre Gönüllüleri ve Bergama Çevre Platformu üyelerinin de destek verdiği açıklamaya Bergama Belediye Başkan Yardımcısı Ali Kahyaoğlu ve Dikili eski Belediye Başkanı Osman Özgüven de katıldı.

Avukat Arif Ali Cangı; “Bergama hareketinin ekoloji hareketine ve çevre hukukuna kattığı katkıları yaşatmak, büyütmek ve geliştirmek, yaşamı savunmak için hep beraber mücadele etmeye devam edeceğiz” diye konuştu

TBB Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Avukat Ali Arabacı da komisyon adına yaptığı açıklamada Türkiye’nin ilk altın madeni olan Ovacık Siyanürlü Altın Madeninin yıllardır Bergama ve çevresine vermiş olduğu ekolojik zararların yanı sıra yörede madencilerin yürüttükleri hukuk dışı uygulamalara değindi. Arabacı, “İnsanımızın sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını savunan çevre hareketlerine karşı, hukuk devleti ve adil yargılanma ilkelerine aykırı, hukuk dışı uygulamaları ve gerçeğe aykırı algı operasyonlarını kınıyoruz” diye konuştu.

BERGAMA KÖYLÜSÜ, EKOLOJİ HAREKETİNE ÖRNEK OLDU

Arabacı “Türkiye’nin ilk altın madeni burada, Ovacık Köyü’nde işletilmeye başlandı. Bilim insanlarının siyanür liçi yöntemiyle yapılacak madenciliğin bölgenin yeraltı ve yerüstü sularını, toprağını, havasını kirleteceği, Bakırçay Ovası ve Bergama’nın yaşamına büyük tehdit oluşturacağı tespit ve uyarıları yıllarca sürecek çevre hareketini de başlattı. Bergama köylüsünün 90’lı yıllardaki bu mücadelesi, Türkiye ekoloji hareketine ilham kaynağı oldu, çevre hukukuna çok şey kattı. İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu olaya özgü, çevre mücadelesini teşvik eden, insan hakları bağlamında önemini ortaya koyan, çevre hareketini güçlendiren örnek kararlar verdi. Bergamalıların toplumsal ve hukuksal hayatımıza kattığı bu önemli kazanımlar, çevre hakkını ve  hukuk devleti ilkesini yok sayan hükümetler ve yöneticiler tarafından yok sayılarak yargı kararları uygulanmadı” dedi.

OHAL, ÇEVRE HAKKI İHLALLERİNE YOL AÇIYOR

“Gerek 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişimi, gerekse sonrası uygulamaya konulan OHAL uygulamaları, çevre hakkına ilişkin de katlanılamaz ihlallere yol açmaktadır” diyen Arabacı, hukuka ve çevre hakkına uygun kararlar veren hakimlerin bir kısmının “FETÖ/PDY” soruşturması kapsamında görevden alındığını hatırlattı. Arabacı, “Bugün, onların yerine ‘hükümetin hoşuna gitmeyecek’ karar verdiğinde görevden azil ya da başka yere atanma korkusu yaşayan hâkimlerle, mahkemelerden, hukuka uygun kararlar alınması neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Rize İdare Mahkemesi’nde görülen Cerattepe davası buna örnek gösterilebilir. Bu olağanüstü uygulamaların yanı sıra OHAL’i aşan KHK’ler, siyasal iktidarın sayısal çoğunluğu ile çıkartılan yasalarla pek çok temel insan hakkı ihlal edildiği gibi sağlıklı çevrede yaşama hakkına ilişkin güvenceler de ortadan kaldırılmaktadır” dedi.
“Ülkenin hukukçularına bugün düşen ödev, evrensel anlamda adalet ve hakkaniyet kurallarının tesisi için hakların bir bütün olduğunu ısrarla savunmaktır” diyen Arabacı, “Biz, adalete erişim yollarını açık tutmak, devleti anayasal anlamda çevreyi koruyan, demokratik sosyal, laik, insan haklarına ve hukuka dayalı bir devlet haline getirmekte kararlıyız. Buradan hükümete ve idareye sosyal hukuk devleti ilkesine, sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkı ile çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önleme ödevine uygun işlem yapma çağrısında bulunuyoruz” dedi. (İzmir/EVRENSEL)

Yorumunuzu yazınız