PAYLAŞ

HABER MERKEZİ

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch- HRW) Türkiye’ye ilişkin hazırladığı raporda, Temmuz 2016’da yaşanan başarısız darbe girişiminin ardından çıkarılan kanun hükmündeki kararnamelerden önemli koruma tedbirlerinin çıkarılmasının neticesi olarak polisin, gözaltındaki kişilere işkence veya kötü muamele yaptığını söyledi. Siyasilerin sorumluluğuna ve hatalarına da dikkat çeken rapor, bugün kamuoyuyla paylaşılacak.

40’tan fazla avukatla görüşüldü

İnsan Hakları İzleme Örgütü rapor için yürüttüğü araştırma kapsamında 40’tan fazla avukat, insan hakları savunucusu, sağlık personeli, adli tıp uzmanı ve gözaltına alınıp serbest bırakılmış kişilerle görüşmeler yaptı.

Ordunun bazı unsurlarının hükümete darbe yapmaya kalkıştığı 15-16 Temmuz tarihlerinde polislerin de aralarında olduğu en az 241 sivil hayatını kaybetti ve yaklaşık 2 bin kişi de yaralanmıştı. İnsan Hakları İzleme Örgütü darbe girişimi sırasında yaralanan kişilerle de görüşmeler yaptı.

OHAL bu yetkiyi vermez

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Olağanüstü Hâl’in (OHAL) hükümete hakları askıya alması için açık çek vermediğine dikkat çekti. Uluslararası hukukun işkenceyi mutlak surette yasakladığı ve bu yasağın savaş ya da ulusal acil durum hallerinde bile askıya alınamayacağının belirtildiği bölümde, “Oysa KHK’ler gözaltındakileri işkence ve kötü muameleden koruyan önemli koruma tedbirlerini kaldırıyor” ifadelerine yer verildi.

Rapor, KHK’lerin yargısal denetime tabi olmadan gözaltı süresini dört günden otuz güne çıkardığını, gözaltındakilerin avukatla görüşmesini beş güne kadar kısıtlayabildiğini ve alıkonan kişilerin avukat seçme ve avukatıyla özel görüşme haklarını kısıtladığını da vurguladı.

Sadece darbecilere değil…

Kolluk görevlileri bu tedbirleri yalnızca darbe girişimine karışmakla suçlanan kişilere değil, başka siyasi nedenlerle gözaltına alınan kişilere de uyguluyor ve onları da kötü muamele ve adil olmayan yargılamaya karşı koruyacak tedbirlerden de mahrum bırakıyorlar.

Avukatlar, sağlık personeli, son dönemde gözaltından bırakılmış kişiler ve gözaltında tutulanların aileleri, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne, gözaltında işkence ve kötü muameleyle ilgili, farklı düzeylerde şiddetin uygulandığı 13 vaka anlattılar. Vakalar arasında rahatsız edici pozisyonlarda tutmak ve uykusuz bırakmaktan yoğun dayak, cinsel taciz ve tecavüz tehdidine varan farklı yöntemler yer alıyor. Bir vakada ise gözaltındaki birden çok kişiyle ilgili ihlal iddiaları dile getiriliyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü güvenlik endişesiyle gözaltındaki kişilerin ve avukatların çoğunun isimlerini ve kimliklerini ortaya çıkarabilecek diğer detayları gizli tuttu.

Siyasilerin rolü

Raporda, siyasilerin açıklamalarının işkenceye uygun ortam yarattığının da altı çiziliyor. İlgili bölümde şu ifadelere yer veriliyor: “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dahil olmak üzere Türkiye hükümeti yetkilileri darbe girişiminden sonra işkenceye sıfır tolerans göstereceklerini ilan ettiler. Ne var ki, yetkili makamlar son işkence iddialarına gereğince yanıt vermek yerine bu iddiaları dile getirenleri önyargılı ve ‘darbe yanlısı olmakla’ ve ‘Gülen Hareketi’nin propagandasını yapmakla’ suçladılar. İktidar partisinin üyesi ve Meclis Cezaevi Alt Komisyonu Başkanı Mehmet Metiner kısa süre önce komisyonun hapishanelerdeki Gülen destekçilerine işkence yapıldığı iddialarını incelemeyeceğini söyledi. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci de, 1 Ağustos tarihli bir konuşmasında darbeyi planlayanlarla ilgili olarak şunları söyledi: “Bunları öyle deliklere tıkacağız ki, öyle deliklerde cezasını çekecekler ki, bunlar bir daha o Allah’ın güneşini nefes aldıkça görmeyecekler. Güneş yüzü görmeyecekler. Bir daha insan sesi duymayacaklar. ‘Gebertin bizi’ diye yalvaracaklar.

Yorumunuzu yazınız