PAYLAŞ

Cem GURBETOĞLU

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş partisinin hafta sonu gerçekleştirdiği genişletilmiş parti meclisi toplantısının ardından dün bir grup gazetecinin sorularını yanıtladı. HDP’lilere yönelik soruşturmaların ve istenen cezaların tamamının AKP’ye hizmet edecek bir sonuç ortaya çıkarmaya dönük olduğunu vurgulayan Demirtaş, “Bu tür şeyler HDP’yi küçültmez, büyütür. Erdoğan’ın bunu biliyor olması lazımdı. Kendi geçmişini unutarak, yargıyı siyaseti bir dizayn aracı olarak kullanan Tayyip Erdoğan bunun altında kalır. Bu işler savcıların değil, Erdoğan’ın kafasının ardından çıkıyor, biliyorum” diye konuştu. 

‘SEÇMENLER VEKİLLERİNE SAHİP ÇIKACAKTIR’

Hakkında 102 dosya bulunduğunu aktaran Demirtaş, “Benim davalarda ifade vermem için siyaseti fiilen bırakmam lazım. Şehir şehir dolaşıp ifade vermem lazım. Türkiye’nin her yerinde davam var” dedi. Kasım ayı itibariyle HDP’li vekillerin duruşmalarının başlayacağını hatırlatan Demirtaş, bu davalarda vekiller hakkında zorla getirme kararı çıkartılabileceğini söyledi. Zorla getirme kararının uygulanmak istenmesi halinde ne yapacakları sorusuna Demirtaş, “Vekillerimiz tabi ki fiziki olarak direnecek değiller. Ama o vekilleri parlamentoya gönderen seçmen kesinlikle bir direniş ortaya koyacaktır, sahiplenecektir vekillerini” dedi. 
HDP Siirt Milletvekili Kadri Yıldırım’ın ifade vermeye partinin bilgisi dahilinde gittiğini belirten Demirtaş, Dekanlık yaptığı döneme ilişkin haksız bir zimmet suçlaması olduğu için Yıldırım’ın aklanmak için savunma yapmayı talep ettiğini aktardı.

‘MHP-AKP TEK PARTİ GİBİ’

Başkanlık sistemini de içeren Anayasa değişikliği için MHP Genel Başkanı Devlet  Bahçeli’nin çıkışıyla başlayan tartışmaları da değerlendiren Demirtaş, “Ben şunu anlıyorum ki, Bahçeli ve AKP kapalı kapılar ardında görüşüyor ve birlikte gündem hazırlıyorlar. MHP, AKP tam bir tek parti gibi çalışıyorlar” dedi. Bahçeli’nin daha 7 Haziran seçimleri öncesinde AKP’ye tam destek verme kararı verdiğini söyleyen Demirtaş, “Bir parti tümüyle iktidardaki partinin her türlü politikasını destekleme kararı alabilir. Ama muhalefet yapıyormuş gibi davranıp alttan kirli pazarlıklar yapmak kesinlikle etik dışıdır” diye konuştu. 

‘BAŞKANLIK DEYİP DİKTATÖRLÜĞÜ YUTTURMASINLAR’

Başkanlık tartışmalarına ilişkin tutumlarında bir değişiklik olmadığını vurgulayan Demirtaş, “Başkanlık sistemi, yarı başkanlık, önemli olan modelin ismi değil içinde demokrasi olup olmayacağıdır. Bir dikta rejimi, tek adam rejimi uzun süredir inşa edilmek isteniyor. Adına da başkanlık sistemi deniyor. Biz de buna karşı olduğumuzu ilan ettik. Eğer sistemin mevcut yönetim modelinin nasıl demokratikleşeceği tartışılacaksa biz buna açığız. Ama ‘parlamenter sistem işlemiyor’ diye kimse bize diktatörlüğü yutturmaya kalkmasın. Bunun adı buz gibi faşizmin kurumsallaştırılmasıdır” ifadelerini kullandı. 

‘SEÇİM DEĞİL, MÜCADELE GEREKLİ’

Erken seçim tartışmalarına CHP’nin de dahil olmasını eleştiren Demirtaş, şu değerlendirmeleri yaptı: “Türkiye’de şu an yapılacak herhangi bir seçimin adil olma ihtimali var mı? Sıfır. OHAL koşulları, dikta rejimi, tek adam rejimi… Böyle bir dönemde seçimde yapılsa, referandum da yapılsa asla gerçek halk iradesi ortaya çıkmayacak, çıkamayacak. Muhalefetin sesi kısılmış durumda, bütün muhalif radyo televizyon kanalları ya kapatıldı ya susturuldu, geri kalan kanalların tamamı TRT’den daha beter durumda Erdoğan yalakasına dönüştü. Böyle bir seçimin adil olma şansı var mı?” 
Demirtaş, “Toplumun kurtuluşunu yeni bir seçime odaklamak demokrasiden hiçbir şey anlamamaktır. Bu bir mücadele sürecidir. Parlamento içinde ve dışında bir mücadeleyi büyütmek gerekir. Demokrasi işleseydi, evet, seçim bir kurtuluş alternatifi olabilirdi. Ama böyle bir ortamda tümüyle faşizme karşı demokrasi cephesini büyütüp meydanda, sokakta, alanda, parlamentoda mücadeleyi büyütüp birleştirmektir kurtuluş. Çözüm budur. Erdoğan’ın sahte seçim tuzaklarına ana muhalefet partisinin bilerek veya bilmeyerek düşmesi büyük yanılgı olur. Biz seçimden korkmayız ama dikta rejiminin inşa edildiği yerde demokratik eşit seçim oluyormuş görüntüsü altında faşizmin sandıktan meşruiyet elde etmesine kimse çanak tutmamalıdır” dedi. 

‘FAŞİZME KARŞI DEMOKRASİ CEPHESİ’

AKP ve Erdoğan’ın, HDP’nin baraj altında kaldığına ikna olduğu an seçim için düğmeye basabileceğini belirten Demirtaş, bugün erken seçim yapılmıyorsa sebebinin anketlere göre HDP’nin hâlâ barajı aşacak destek gördüğünün (yüzde 11 sınırında) görülmesinde yattığını söyledi. Demirtaş, “Önce koşulları demokratikleştirmek için mücadele edelim. OHAL’in kaldırılması, KHK’lerin kaldırılması gibi şeyler için mücadele edelim ki seçime giderken bari adil bir seçim kararı olsun” diye konuştu. 
Faşizme karşı demokrasi güçlerinin tabandan bir birlik sağlaması gerektiğini ifade eden Demirtaş, sendikalara, sivil topluma siyasi partilere bu noktada büyük görev düştüğünü dile getirdi. Demirtaş, böyle bir cephenin içinde yer almayan herkesin faşizmin ekmeğine yağ sürdüğünün farkında olması gerektiğini vurguladı. Demirtaş, “Bizim öyle B-C planımız yok, A planımız var: Direniş. Onun dışındaki her plan halkı kandırmaktır. B-C-D hangi planı yaparsa yapsınlar karşısında bizim A planımızı bulacaklar. Her yerde faşizme karşı direneceğiz” diye konuştu. 

‘CHP YÖNETİMİ SUÇ İŞLEMİŞTİR’

Demirtaş, CHP’ye de sert eleştirilerde bulundu. Yenikapı-Saray ittifakının CHP’yi boşa düşürme taktiği olduğunu, amacın CHP’nin muhalefet etmesini engellemek, ana muhalefet partisini atıl bırakmak olduğunu söyleyen Demirtaş, “Erdoğan demokrasi ilkelerinde uzlaşmayacağını, HDP’yi çağırmadıklarında görmelerinde gerekirdi” dedi. CHP yönetiminin bu tutumuyla bütün Türkiye muhalefetini atıl durumda bıraktığını savunan Demirtaş, “CHP yönetimi bunun sorumlusudur. Erdoğan’ın değirmenine su taşıyarak, tarihi bir suç işlemiştir. CHP yönetimi özeleştiri borçludur. Erdoğan’ın önünün açılmasına resmen çanak tuttular. Bu ilk defa mı yaşanıyor. Erdoğan’ı Erdoğan yapan Siirt seçimlerinden başlayarak, CHP suç işlemiştir” diye konuştu. 

‘GÜN BUGÜNDÜR’

Demirtaş bu durumun CHP içerisinde de görüldüğünü belirterek, “CHP’nin içerisindeki vicdanlı ne kadar güç varsa bugün sesini çıkarmalıdır. Bugün çıkarmayacaklarsa yarın ortada CHP diye birşey bırakmayabilirler. Gün bugündür, ille parti genel merkezleri bir araya gelip blok cephe ilan etmek zorunda değiller. Taban birbirine yakınlaşmalı, sivil toplum örgütleri, kadın örgütleri, emek örgütleri ortak mücadele alanlarında yan yana durmalılar” dedi. 

TÜRKİYE, MUSUL TRENİNİ KAÇIRDI

Musul operasyonu konusunda da değerlendirme yapan Demirtaş, Türkiye’nin çözüm sürecini bitirerek bölgeye ilişkin politika üretme fırsatını elinden kaçırdığını söyledi. Demirtaş, şunları söyledi: “Türkiye bu treni kaçırdı. Davutoğlu’nun siyasi körlüğü, Erdoğan’ın kendi kişisel ajandasını Türkiye’nin önüne koyması ve çözüm masasını devirmeleri bölgesel açıdan Türk-Kürt ittifağının fırsatını götürdü. Oysa Türkiye’yi bölgede güçlendirecek şey, Türkiye’nin Kürtleri yanına almasıydı. Erdoğan ve Davutoğlu ne yaptı; Kürtleri yanına almaktansa Nusra’yı, ÖSO’yu, IŞİD’i yanına aldı. Hal böyle olunca bütün dünyada terör destekçisi bir Türkiye’ye dönüştü. Kürtlerle kavgalı olarak, Bağdat’la kavgalı olarak bölgede politika üretilemez.  Gürültü koparıldığına bakmayın Musul operasyonunda Türkiye denklem dışıdır. Netleşmiş tek şey var Erdoğan ve Davutoğlu’nun hataları nedeniyle daha Musul operasyonu başlamadan kaybeden ülke belli oldu; Türkiye.”

GEVERİ’YE YANIT: HDP’NİN DEĞİL, KENDİSİNİN DARLIĞI

Demirtaş, soru üzerine HDP Van Milletvekili Adem Geveri’nin basına yansıyan eleştirilerini değerlendirdi. Eleştiri basın yoluyla yapıldığı için kendisinin de basın yoluyla yanıt verdiğini özellikle vurgulayan Demirtaş özetle şunları söyledi: “Milletvekillerimizin parti içerisinde eleştirilerini sunabilecekleri çok sayıda mekanizmaya sahipler. Yapılan hiçbir eleştiri de partimizde olumsuz karşılanmaz, saygıyla karşılanış ve değer verilir. Bunun dışında kendi özel seçmen kitlesini basın üzerinden tatmin etmeye dönük açıklamaları ben parti disiplinine aykırı olarak görüyorum. HDP dünyanın en zor yöneltilebilen partisidir. Bu kadar muazzam iç ve dış dengeyi bir arada tutmak hiç kolay bir iş değildir. Buna rağmen kendi içinden ve dışından karşılaştığı basınca rağmen bölgedeki mezhep, kimlik, inanç tartışma ve gerilimlerini en iyi şekilde çözmeyi başarabilmiş parti biziz. Bunun kıymetini bilmiyorsa bir milletvekilimiz kusura bakmasın bu HDP’nin anlayışından kaynaklanan bir problem değil, kendisinin darlığından kaynaklıdır. İç demokrasi adı altında kimse HDP’yi kurtlar sofrasında çakalların önüne atmaya kalkmasın. ”

Evrensl/ Ankara
 

Yorumunuzu yazınız