PAYLAŞ

Dersim’de 1938’den bu yana yaşanan acıları kemanıyla birlikte Kırmanckî yaktığı ağıtlarla dile getiren Dengbêj Silo Qiz, bir asrı devirdiği yaşıyla kemanını hala ilk günkü heyecanla çalıyor

Adı Dersim’le özdeşleşen Dengbêj Silo Qiz, 7 kuşaktır dengbêjliğini sürdürüyor. 1918 doğumlu Süleyman Doğan (Silo Qiz), çocukken babasının düğünlerde, sünnet merasimlerinde çaldığı kemana ilgi duyar. 8 yaşındayken neredeyse kendi boyundaki kemanı omzuna alamadığı için yere indirerek çalmaya başlayan Silo Qiz, kendini kanıtlayınca artık babasıyla beraber sanatçı olarak anılır. İkisinin ismi de Süleyman olduğu için kendisine Kirmanckî’de “küçük” anlamına gelen “Qiz” ismiyle hitap edilen Silo Qiz, Dersim’in en iyi dengbêji olarak bilinir.

Ağıdı oğlu için

Dersim merkeze bağlı Mulo Köyü’nde doğan ve halen oradaki 2 odalı toprak evde yaşayan Silo Qiz’ın 11 çocuğundan sadece 2’si hayatta. 100 yaşına merdiven dayayan ve 400’ün üzerinde bestesi bulunan Silo Qiz, köydeki evinin önünde, dut ağacının dibinde geçmişe dalarak günlerini geçiriyor. Kulakları tam işitmeyen Silo Qiz’a geçmişi ve kendini anlat dediğimizde, “Artık yaşlıyım, hatırlamıyorum” diyor. Kemanı eline aldığında saatlerce usanmadan çalan Silo Qiz’ı anlatan kızı Emoş Doğan, babasının özellikle 38’de katledilenler için bestelediği ağıtlarından çok etkilendiğini söylüyor ve “Babam daha çok, genç ölümler üzerine ağıtlar yakardı. Bundan dolayı babamın ağıtları birbirinden güzeldir, ayırt edemiyoruz” diye ekliyor.

Oğlu Mehmet Doğan ise babasının sanatına dair şunları paylaşıyor: “Erzincan Pülümür, Hozat, Mazgirt köylerine giderek kemanıyla müzik çalıyordu. İnsanlar para olmadığından dolayı çökelek ve yağ verirlerdi. Getirip Elazığ’da satıyordu, bize elbise, ayakkabı ve yiyeceğimizi getiriyordu. Babam biri öldüğünde gelip beste yapmasını isterlerdi. O da nasıl öldüğünü, ismini, nasıl biri olduğunu sorardı. Kemanını çıkarıyordu. Allah vergisi bir yetenek vardı ve söylüyordu üzerine.”

11-silo-qiz1-(2)

150 parçası bulundu

Doğan, babasının sesini dinlemek için gelenlerin kaset getirip söylediği şarkıları kaydettiğini belirtiyor. 10-15 yıl öncesinde Dersim’in ilçeleri ve köylerinde babasının parçalarını toplamaya başladığını belirten Doğan, yeraltındaki kasetleri, köylülerden aldığı kasetleri topladığını, bantlardaki kesik ve eksikleri onarmak için İstanbul’a gönderdiğini ve bu çalışmayla babasının yaklaşık 150 parçasını keman sesiyle beraber toplayabildiğini söylüyor. Kendisi için en önemli parçaların hangisi olduğunu sorduğumuz Doğan, “Benim kardeşimin ağıtı var Saheyder, babam oğlunun üstüne söylemiş. Kardeşim öldüğünde haberimiz yoktu. Komşularımızdan dairelerde çalışanlar kardeşimizin cenazesini getirmeye gittiler. Gece yarısı kardeşimin cenazesi geldiği zaman, o kadar yiğit ve cesurdu ki, babam, kendi oğlu değil sanki kemanı almış eline ağıtı hemen yakmış, söylemiş. O ağıt kasetlerdedir. Ama her gün öyle yiğit insanlar gidiyor ki onlar da benim kardeşim gibidirler. Bizim için değerliler” diyor.

‘İsmi Mamekî’de yaşatılsın’

Silo Qiz gibi Kirmanckî parçalarla hem dili hem yöredeki kahramanlıkları bugüne taşıyan babasının adının Mamekî’de (Dersim merkez) henüz sağken yaşatılmasını isteyen Doğan, “Silo Qiz değerliyse, bu yaptığı sanatından dolayı değerlidir. Rica ediyorum buradan hangi hemşerimiz, Belediye Başkanımız ve duyarlı olanlardan kim varsa Silo Qiz’a müze yapsınlar” diyor.

DERSİM / DİHA

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız