PAYLAŞ

“Mağduriyet Dilinden Failin Adına” konulu panelde konuşan Anadolu Üniversitesi Öğr. Üyesi Aysel Kayaoğlu, erkeklerin güçlerini kaybetmeye başladıkları anda şiddete başvurduklarının altını çizdi.

Akdeniz Belediye Konferans Salonu’nda düzenlenen 5. Eleştirel Psikoloji Sempozyumu, “Mağduriyet Dilinden Failin Adına” konulu erkek şiddetine dair panelle devam etti. Hülya Eyüpoğlu moderatörlüğünde düzenlenen panelin konuşmacıları Anadolu Üniversitesi Öğr. Üyesi Aysel Kayaoğlu, Psikiyatrist Aylin Deniz Ülkümen ve Çelik Özdemir oldu.

‘Erkek şiddeti en güçsüz olduğu zaman uyguluyor’

İlk olarak söz alan Kayaoğlu, kadın mücadelesinin sonucunda kadına yönelik şiddetin kamusal alanda politik olarak görünür kılındığını kaydetti. Kadın mücadelesi sayesinde oluşan bir duyarlılık olduğunu belirten Kayaoğlu, şiddete karşı ikinci feminist dalga ile birlikte kadının mağduriyet dilinden vazgeçmesi ve direniş dilini kullanması gerektiğinin açığa çıktığını söyledi. Şiddete karşı direniş dilinin ortaya çıkmasının ardından ise failin belirlenmesi gerektiğini ifade eden Kayaoğlu, Türkiye’deki sorunun ise kadına yönelik şiddetin teorik anlamda bir gelişme sağlamaması olduğunu aktardı. Şiddet anlayışının uygulanmasının yanında hangi durumda şiddetin uygulanmadığına da bakılması gerektiğini belirten Kayaoğlu, “Araştırmalar bize erkeğin iktidarı ve gücü elinde tuttuğu zaman şiddet uygulamasının yanı sıra erkeğin gücünü kaybetmeye başladığı sırada şiddete yöneldiğini gösteriyor” diye konuştu.

Fail kadın üstünde tam kontrol sağlıyor

Ardından söz alan Psikiyatrist Ülkümen de, yaptıkları çalışmalar sonucunda şiddet gören kadınların kendilerini bağımlı ve aciz gördüğünü tespit ettiklerini söyledi. Bu anlamda failin etkili olduğunu belirten Ülkümen, “Failin uyguladığı iki tür tecrit ortaya çıkıyor. Bunlar fiziksel ve ruhsal tecrit. Fiziksel şiddet kadar ruhsal tecrit de öne çıkarken, fail kadına iyi biri gibi yaklaşır. Ve her şeyi onun için yaptığına inandırıyor. Böylece ruhsal olarak kadını ailesinden ve arkadaş çevresinden uzaklaştırarak, tek kalan failin kendisi oluyor. Böylece psikolojik şiddeti fiziksel şiddeti birlikte artırıyor. Fail kadına hiçbir alan bırakmayarak tecridi genişletirken, aynı zamanda bir bağımlılık yaratıyor. Her şeyi kendisinin belirlediği bir tam kontrol sağlıyor. Böylece şiddeti de meşrulaştırmış oluyor” şeklinde konuştu.

15 Temmuz sonrası saldırılar arttı

Devamında söz alan İstanbul LGBTİ Derneği Yöneticisi Çelik Özdemir ise, LGBTİ bireyler açısından şiddet ve faili anlattı. Özdemir, nefret dilinin yarattığı tahribatı aktarırken, özellikle 15 Temmuz sonrası yaşananlara dikkat çekti. LGBTİ bireylerin 15 Temmuz sonrası LGBTİ bireylerin maruz kaldığı bir saldırı furyasının başladığını ve mahallelinin korunması adı altında ihlallere göz yumulduğunu kaydetti. Özdemir, sürecin devlet tarafından beslenen zorbalığın sonucu olduğunun altını çizdi.

Panel soru cevap bölümünün ardından son buldu.

(akl/st/rp)

Yorumunuzu yazınız