PAYLAŞ

Sabancı Üniversitesi, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) ve Frederich Ebert Stiftung’in ortaklaşa organize ettiği “Barış süreçlerini canlandırmak: Kolombiya, Filistin, Endonezya” konulu konferans gerçekleştirildi. Konferansın açılış konuşması Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği Temsilcisi Prof. Dr. Aydın Uğur ve Prof. Dr. Ayşe Betül Çelik tarafından yapıldı. Müzakereleri 3 taraflı ele almak gerektiğini belirten Çelik, barış süreçlerinde en önemli şeyin güven olduğunu dile getirerek, güven sorunun ortadan kaldırılması için üçüncü tarafların olmasının önemli olduğunu anımsattı.

2005’te müzakere başladı

Ardından Endenozya’daki barış sürecini konu alan Doç. Dr. Evren Balta’nın moderatörlüğünü yaptığı panel, AÇE Barış ve Demokrasi Okulu Yönetim Kurulu Başkanı ve Özgür AÇE Hareketi Eski Müzakerecisi Nur Djuli ile Belçika ve AB Açe İzleme Kurulu (AMM) Eski Başkanı Pieter C. Feith konuşması ile devam etti. Endonezya’daki müzakere ve çatışmalı süreci anlatan Balta, 2005’te son derece trajik yaşanan tsunami süreci ile birlikte Endenozya’ya giren uluslararası güçler ile yeni bir müzakere süreci başladığını ifade etti. Balta, bu süreçten sonra hem silahsızlanma hem de devletin bölgede askeri gücünü azaltmaya başladığını hatırlattı.

Süreç Endonezya ile benzer

Balta’nın ardından söz alan Nur Djuli, Endonazya’nın çözümü ön görecek bir deklarasyonun yayınladığını belirterek, deklarasyonda şiddetin hiçbir şekilde çözüm sağlamayacağı belirtildi. Barışı kurmak için sivil toplum, kadın grupları, akademisyenlerin barışa giden yolu hazırlayabileceğini söyleyen AMM eski Başkanı Pieter C. Feith de, “Endenozya’daki barış sürecinin en ilginç yanı, sizin ülke içinde geçerlidir ki Kürt toplumunun meşru talepleri var. Umarım bunlar kabul görür” dedi.

Sağlıklı lider

Sözlerine “Amaç GAM’ın siyasi bir harekete dönüşmesiydi ve bu oldu” diyerek devam eden Feith, “Silahlı çatışmada olan herkese terörist demek olumlu bir yaklaşım değil Barış sürecinde terörist ifadesini kullanmamak gerekir” dedi. Feith, “Barış süreci başarılı olacaksa ancak temel demokratik haklara saygı olmalı, özgür basın  ve akedemi özgür olmalı. Bilgilendirilmiş sağlıklı liderliğe ihtiyaç var. Sivil toplumun barışın, demokrasiyi her daim hatırlatması gerekiyor. Etnik ve dini azınlıkları da hep akılda tutmak gerekiyor” dedi. Kürt kimliğinin tanınması gerektiğini de öneren Feith, tarafların Onur ve Hukuk kelimelerine saygı göstermesi gerektiğini dile getirdi.

Özerklik talebi dikkate alınmalı

“Hiç bir barış süreci yalıtılmış bir şekilde, dış gelişmelerden bağımsız olamaz” diye devam eden Feith, “Özerklik gibi talepler dikkate alınmalı. Barış süreci evrimleşti ve ayrılıktan özerkliğe dönüştü. Sizin ülkeniz de de bu sürece dönüşebilir” değerlendirmesinde bulundu.

İSTANBUL / DİHA

 

Yorumunuzu yazınız