PAYLAŞ

YBŞ Genel Komutanı Mazlum Şengali, Musul operasyonuna yasalar çerçevesinde YBŞ’nin de katılacağını söyledi. Türkiye’yi “operasyonu sekteye uğratma çabası içinde olmakla” suçlayan Şengali, “Eğer biz Şengal’de olmasaydık, Türk askeri oraya da yerleşecekti” dedi.

Musul’un DAİŞ işgalinden kurtarılması için yapılacak operasyona ilişkin hazırlıklar devam ederken, operasyonun bir kaç gün içerisinde başlayacağı yönündeki kimi bilgiler bizzat sahadaki güçler tarafından dillendirilmeye başlandı. Bununla birlikte operasyonda hangi güçlerin yer alacağına dönük tartışmalar da sürüyor. Ancak asıl tartışma ise, DAİŞ’in kentten çıkarılmasının ardından bölgedeki güçlerin varlığı ve statüsünün ne olacağı ekseninde yürütülüyor.

Kamuoyunun yakından takip ettiği Musul operasyonun taraflarından biri de Yekîniyên Berxwerdana Şengal (YBŞ-Şengal Direniş Birlikleri).

YBŞ Genel Komutanı Mazlum Şengali, sahadaki son hazırlıklar ve Musul operasyonuna dair yürütülen tartışmalara ilişkin DİHA’nın sorularını yanıtladı.

‘YBŞ’nin de dahil olduğu operasyon kısa sürede başlayacak’

* Musul’a dönük bir operasyon hazırlığı tartışmaları var. Daha önce de kimi hazırlıklar oldu, ancak ertelendi. Musul operasyonuna dönük belirtildiği gibi bir hazırlık var mı?

Evet, Musul operasyonunun hazırlıkları var. İlkbahar da dahi vardı. Hatta o günlerde biz de kimi operasyonlar geliştirerek, kimi bölgeleri özgürleştirdik. Büyük bir alanı özgürleştirdik. Bu Musul operasyonu kapsamında gerçekleşmişti. Merkezi hükümetin çıkardığı planlar çerçevesinde o operasyonlara başladık. Ancak operasyon sonrasında ertelenmek zorunda kalmıştı. Şimdi hazırlıklarımız da var. Ciddi hazırlıklar yapılıyor. Ama Türkiye bunu boşa çıkarmak istiyor.

* Ne zaman başlayacağı kesin mi?

Aslında Musul operasyonun günler içerisinde başlayacağını belirtmek mümkün. Çok kısa bir zamanda başlayacaktır.

* Tartışılan en önemli başlıklardan biri de YBŞ güçlerinin katılıp katılmayacağı yönünde, YBŞ operasyonda yer alacak mı?

Güçlerimiz yasalar çerçevede hazırlıklarını sürdürüyor. Merkezi hükümetin isteği doğrultusunda biz de hareket edeceğiz. Onlar isterlerse biz operasyonda yer almaya hazırız. Ancak, bizim de belirlediğimiz bölgeler var, oraları özgürleştireceğiz. Bu esas üzerinden hazırlığımızı yaparak operasyonda yer alacağız.

* Operasyonda başka hangi güçler yer alacak?

Musul operasyonu askeri hazırlıklardan çok siyasi çıkarların üzerinden yürütülüyor. Tabi bu çıkarlardan bölge halkı etkileniyor. Zarar gören bölge halkı oluyor. Bu bölgenin asıl sahipleri bölge halklarıdır, dolayısıyla bölgenin geleceğinde karar sahibi de bölge halkıdır. Başarıya ulaşacak bir Musul operasyonunu bölgedeki halk yürütecektir. Bu da hem Musul’un geleceği hem de Irak’ın geleceğini demokratik ulus çerçevesinde olmasını sağlayacaktır. Bölgede varlığını sürdüren her inancın, her kimliğin ve her halkın bir arada özgürce yaşamasını sağlayacak olan da budur.

* YBŞ’nin olası Musul operasyonunda yer alması dengeleri nasıl değiştirecek? Türkiye ve KDP’nin bu gerçekleşmesini istememesinin nedeni nedir?

Musul operasyonuna bölge halkının birlikte dahil olması ve Musul’u DAİŞ işgalinden kurtarması, buradan yaşayan halkların birlikte yaşamının da önünü açacaktır. Tüm halklar ortak bir gelecek, demokratik bir ulus inşa edecektir. Güçlerimizin de bu operasyona dahil olmasının istenmemesinin nedeni, halklar arasındaki düşmanlığı derinleştirmektir. Böylesi bir durum, bölgedeki sorunları daha da derinleştirecektir. Tek devlet, tek millet zihniyeti üzerinden operasyona dahil olmak isteyen Türkiye’nin amacı, diğer halkları haksız bırakmaktır. Bizim dahil olmamamız üzerinden de, perde arkasından bunun zemini hazırlanıyor.

‘Operasyondan bahsedenlerin halklar için bir projesi yok’

Musul operasyonundan bahsedenler bölge halkı için en ufak bir projeden bahsetmiyorlar. Hangi halk ne haklara sahip olacak, bu halkların statüleri ne olacak? Buna dair tek bir açıklama yapmıyorlar ama Musul operasyonu konuşulurken bu halkların geleceğinin de belirlenmesi gerekir. Nasıl bir sistem yürütülecek, farklı inançlar, kültürler ve halklar gelecekte nasıl yaşayacak. Bunların açıklanması gerekirdi ama öyle bir şey yok.

* Türkiye’nin birlikte hareket ettiği gruplar kimler?

Türkiye gelmiş Başika’ya yerleşip kimi grupları etrafında toplamış. Bu çeteler bir dönem DAİŞ’in de içerisindeydi. DAİŞ ile birlikte de hareket ettiler. Bunları bir araya getirip ordu haline getirmişler. Cerablus’ta olanla burada olan da aynıdır. Oradaki zihniyette çete zihniyetiydi, buradaki zihniyette budur. Musul’da da bunu yapmak istiyorlar. Bu yüzden diğer güçlerin dahil olması istenmiyor.

* Musul operasyonuna Türkiye’nin ısrarla katılmasının nedeni nedir?

Türkiye’nin Musul operasyonuna dahil olmadaki ısrarı bölgeyi kuşatma, işgal etme arzusundan ileri gelmektedir. Türkiye bunda ısrar ediyor. Yine Türkiye, Misak-i Milli sınırlarında ısrar ederek, bu sınırı bir kez daha güncelleyerek devreye koymak ve kontrol altına almak istiyor. Ama bu da işgaldir. Irak’ın bir yasası var. Bunu çiğnemek işgalciliktir.

‘Türkiye’nin Musul’a girişi DAİŞ’in ömrünü uzatır’

Türkiye’nin Musul’a girmesi aynı zamanda DAİŞ’in ömrünü uzatmaktır. Bu yüzden Musul operasyonuna girmek için bu kadar ısrar ediyor. Bir diğer neden de Musul operasyonu ile Kürt güçleri arasında bir kardeş savaşını başlatmaktır. Türkiye’nin ısrarı biraz da budur. Yine DAİŞ’e karşı kurulan, bölgede de bir meşruluğu ve otoriteri olan DAİŞ’e karşı koalisyonun bu otoritesini kırarak, böylelikle kendi planlarını burada hayata geçirmek istiyor.

‘AKP, ordunun düştüğü durumu Musul ile düzeltmek istiyor’

Tabi 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Türk askerinin içerisine düştüğü durumun da bunda etkisi var. Darbe girişimi sonrası Türk ordusu imajı bozuldu, prestiji düştü. Dünya genelinde de böyle bir anlayış hakim oldu. Kendi askerinin başının kesilmesi, köprüden atılması bunların önünü açtı. DAİŞvari bir yaklaşım askerlere karşı yapıldı. İşte kendini toparlamak ordunun imajını tazelemek amacıyla da bu ısrarı güdüyorlar. Bir başka nedende bölge halklarını halk olmaktan kaynaklı haklarından yoksun bırakmaktır. Esas olarak da bu nedenle bunu istiyor. Burada yaşayan halkların ve inançların yok etmesini istiyoruz. Mezhep savaşını daha da derinleştirmek istiyor. AKP radikal Sünnicilik üzerinden bir politika izleyerek, aslında DAİŞ’in bir kopyası konumunda. DAİŞ, AKP’nin bir kopyası olarak ortaya çıkmıştır, zihniyet tarz bakımında da aynıdır.
Bu yüzden de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı çıkıp ‘Musul bölgesi Sunni’dir, Sunni kalacaktır.’ diyor. Bu ne anlama geliyor; yaşayan inançların inkarıdır. Bunların soykırımdan geçirilmesidir. Israrcılıkla da bu soykırımın zeminini hazırlıyor.

‘Türkiye Musul işgal edildiği sırada neredeydi?’

* Bu noktadan hareketle Irak hükümeti ve Türkiye arasında Başika kampı üzerinden yükselen bir gerilim var. Bunu nasıl okuyorsunuz?

Irak’ın bu açıklamaları, haklılık açıklamalarıdır. Türkiye başka bir ülkenin askerinin Türkiye’de olmasını istiyor mu? Hatırlayacaksınız Rusya uçağını düşürmeyi dahi kendilerince hak gördüler. Ama gelip Irak toprağına girebiliyorlar. Dolayısıyla Irak’ın da buna itiraz etme hakkı elbette var? Hatta isterse Türk askerlerini zor kullanarak buradan çıkarabilir. Sadr Hareketi’nin bir açıklaması oldu. Buraya niçin geliyorlar? Musul işgal edildiği zaman neden gelmediler, o zaman ‘yardım etmeye geliyorum’ deyip gelselerdi. Irak kendini toparlayınca, DAİŞ darbe yemeye başlayınca, güçsüz kalınca Türkiye buraya geldi. DAİŞ’in düşeceğini de gördü ve gelip ‘ben de bundan pay istiyorum’ diyor. Bu kadar dürüsttüler madem ilk gün gelseydiler. Burada Türkmen, Êzidî halkı katledildiği zaman, Musul halkı katledildiği zaman neden gelmediler. O dönem ‘yardım için geldim’ deseydiler anlaşılırdı. Koalisyon güçleri arasında da yer almadı. DAİŞ karşısında savaşmadı. Neden savaşmadı. Çünkü DAİŞ’i kendileri kurup örgütledikleri için. Irak ve Suriye savaşında milyonlarca insanın ölmesine, katledilmesinin bir nedeni de AKP’nin kendisidir. Bu kadar kan dökülmesinin sebebi onların zihniyetini sonucudur.

*KDP’nin Türkiye ile Musul konusunda geliştirdiği işbirliğinin altında neler yatıyor?

İttifaklarının temeli Musul’un kuşatılması üzerinedir. İttifakları mezhep savaşını derinleştirerek, bölge halkını ezme üzerinedir. Misak-i Milli sınırı dediğimiz de budur. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Sunni tartışması üzerinden bunu yapıyor. Ama burada merkezi bir hükümet var onunla birlikte bölge halkları var. Güney Kürdistan’ın büyük bir bölümü de buna karşı. Sadece küçük bir kesim Türkiye’nin bu politikalarına destek veriyor. KDP, Türkiye’nin yanında yer alıyor ki KDP’nin de bir kesimi bunu kabul ediyor tamamı buna destek vermiyor. Neden, bunun olması bölge halkları arasında derin bir savaşın hatta Kürt arasında da bir savaşın başlaması olacaktır.

‘Türkiye, tehlikeli ve olumsuz bir rol oynuyor’

‘Türkiye intikam almak üzerinden operasyonu tartıştırıyor’

Dört parçaya bölünen Kürdistan toprakları dört devlet arasında paylaşılmış durumda. Ancak Kürt halkının hak sahibi olduğu yer sadece Irak’tır. Türkiye bunun da intikamını almak istiyor. Kazanılan bu halkları yok etmektir. Tarihe bakalım Kürt ve Arap halkı arasında ciddi bir savaş olmamıştır. Sadece Baas rejimi döneminde yaşanan bir savaş var. Öncesinde Osmanlı ile savaş var. Türkiye bunun intikamını bu Irak’tan almak istiyor. KDP’de bu oyunun bir parçası konumundadır. Bu oyun tehlikeli bir oyundur. Halkımız başta da Güney halkımız bunun farkında olmalı ve bu kazanımlarına sahip çıkmalıdır.

‘Türkiye operasyonun önünü almak istiyor’

*Türkiye’nin Başika’yı Musul operasyonunun başlangıcında yeniden tartışmaya açmasının nedeni nedir?

Birinci neden, aslında Musul operasyonunun önünü almak ve Musul operasyonunun başlamaması için bu tartışma bilinçli olarak ortaya konuldu. Bilindiği gibi ilkbaharda, Nisan ayında Musul operasyonu başlayacaktı. Ancak bu nedenlerden dolayı ertelendi ve bugüne kadar da bu nedenler operasyon başlayamadı. O dönem Sadr Hareketi de Musul operasyonu üzerinde etki bıraktı. Yine Türk askerlerinin gelip Başika’ya yerleşmesi ve halen bu durumun halen devam etmesiyle de Musul operasyonun başlayamadı. Aslında operasyonun önüne engel de koydu. Tabi bölgesel güçlerin çıkarları doğrultusunda kimi hesapları vardı. Musul operasyonunun bahar aylarında başlaması İran’ın çıkarlarına da ters düşüyordu. Musul operasyonunun sonu gelecek ve savaş İran’a kayacaktı. Bu yüzden de operasyonu o dönem engellediler.

* Başika’dan söz açılmışken, söz konusu bölge kadim Êzidî halkının ana toprakları olarak biliniyor. Bu anlamda Türk askerlerinin oradaki varlığına ilişkin sizin tavrınız nedir?

O bölge Êzidî halkının toprağıdır. İlk günden itibaren Türkiye’nin oradaki varlığını kabul etmedik, etmeyeceğiz de. O günlerde ciddi tepkiler de vardı, zaten Irak yasaları da bunu mümkün kılmıyordu ama KDP’nin desteğiyle Türkiye oraya yerleşti. Türkiye’yi oraya yerleştiren KDP’dir. Başika’da sadece KDP vardı, Türk askerlerini oraya getirdi. Eğer bizim güçlerimiz Şengal’de olmasaydı buraya dahi getirmiş olabilirlerdi. Türkiye’yi buraya getirmesi büyük bir savaşı başlatacağından ve o gücü de savaşa sokacağından bunu yapamadı.

‘Katliamların sorumlusu Türkiye’yi bölge halkı orada görmek istemez’

Başika aynı zamanda bir Êzidî bölgesidir. Êzidî halkının uğradığı fermanların tümünün arkasında Türkiye’nin parmağı var. Böylesi bir düşmanı bu topraklara getirmeyi bu halkta kabul etmez. Halk günü gelecek bunun hesabını soracaktır. Türk askerlerinin oradaki varlığını kabul etmiyoruz. Mevcut yasalara da aykırıdır, yasalar neyi gerektiriyorsa bu konuda da öyle hareket edeceğiz.

‘Türkiye mezhep savaşı üzerinden kendini yaşatmak istiyor’

* Bölgede Sunni-Şii dengesi nasıl? Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerinin bu konudaki tutumları nedir?

Sunni-Şii ilişkiler derin bir düşmanlık üzerinden gelişmiş bir ilişki değil. Ama bu düşmanlığı derinleştiren kimi güçler var. Türkiye bu güçlerden birisi. Türkiye, bu mezhep savaşı üzerinden kendi varlığını sürdürmek istiyor. Aslında bölge halkları açısından birlikte yaşamın derin izleri var. DAİŞ’e karşı savaşta Şii ve Sunniler de birlikte yer alabiliyor. Êzidi, Kakai, Süryani, Türkmen halklar olsun hepsi birlikte DAİŞ’e karşı mücadele ediyor. DAİŞ ile birlikte bu mezhep savaşını derinleştirmek istediler ama bunu başaramadılar. Şimdi DAİŞ’in yapmak isteyip de yapamadığın Türkiye yapmak istiyor. Mezhep savaşını derinleştirmek istiyor. Her açıklamasını Sunnicilik üzerinden yapıyor. Sanki Sunniciliğin savunucusuymuş bir misyon yükleniyor. Bu aslında DAİŞ’in savunmasıdır.

Bugüne kadar yürüttükleri politika derin bir mezhep savaşını getirmedi ama bundan sonra bunu derinleştirmek istiyorlar. Biraz KDP güçlerini Sunni olarak yanında tutuyor. Yine Türkmenler gibi Sunni bir kesim daha var bunları Haşdi Vatani adıyla örgütleyerek, yanında tutuyor. Buradan hareketle de demeçler verip sanki Musul operasyonu sanki Musul’un içerisinde başlayacak gibi. Ama Musul’da kim var DAİŞ var. Bu isim altında da Musul’u aldık, artık kimse Musul’a giremez demek istiyorlar.

(hd/kk/öç)

DİHA

Yorumunuzu yazınız