PAYLAŞ

İtalya’nın başkenti Roma’da, yargı mensupları ve gazeteciler, darbe girişimi sonrası Türkiye’deki meslektaşlarının tutuklanmasını ve basına uygulanan sansürü protesto etti. İtalya Yargıtay Başkanı Giovanni Canzio, Türkiye’de tutuklananların korunması için kalıcı gözlemciler atanması çağrısı yaptı.

Yargıtay binası önünde toplanan 100’ün üzerinde üst düzey hakim ve savcı ile avukat ve gazeteci, meslektaşlarının serbest bırakılması için Türkiye hükümetine çağrıda bulundu.

Aynı zamanda İtalyan hükümetini de söz konusu ülkedeki insan hakları ihlallerine karşı sesini yükseltmeye davet eden grup, buna sesiz kalınmasını ise “suç ortaklığı olarak niteledi. 

Protestoya katılanlar, Türkiye’de halihazırda 100 bin civarında siyasi tutuklu bulunduğunu ifade ederken, amaçlarının buna karşı “inanılmaz” diye niteledikleri sessizliği bozmak olduğunu belirttiler.

Roma Savunma Avukatları Birliği Başkanı Avukat Francesco Taglieri, Türkiye’de olanlardan dikkatlerini ayırmamaları gerektiğini, çünkü insan haklarının ayaklar altına alındığını söyledi. Taglieri, 2013 yılında ülkedeki bazı avukatların, sadece mesleklerini icra etmek isterken tutuklandığını hatırlattı. 

Eylemin ardından Yargıtay’ın kütüphanesinde, yine Türkiye’deki söz konusu gelişmelerle ilgili bir konferans düzenlendi. Buradaki konuşmacılar arasında Yargıtay Başkanı Giovanni Canzio, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Giovanni Salvi ve İtalya Ulusal Basın Federasyonu (FNSI) Başkanı Giuseppe Giulietti de yer aldı. 

‘AVRUPA’DAKİ YÜKSEK MAHKEMELER, TÜRKİYE’DEKİ İLİŞKİLERİNİ DONDURDU’

Türkiye’deki insan hakları ihlallerine artık bir son verilmesi gerektiğini söyleyen Giovanni Canzio, “Bu konuda çok fazla ileri gidildi” ifadesini kullandı. 

Türkiye’de 2 bin 700 yargı mensubunun tutuklandığını belirten Yargıtay Başkanı Canzio, “Tüm tutuklananların kim olduğu ve nerede tutulduklarını, hangi delillerle suçlandıklarını ve kimler tarafından yargılanacaklarını öğrenmek, onları korumak için kalıcı gözlemciler atamak gerek. Daha şimdiden, tutuklananlar arasında intihar edenler oldu” diye konuştu.

Kendi kuşağındaki insanların, Yunan Askeri Cuntası’na (1967-1974 yılları arası), Pinochet dönemi Şili’sine ve Arjantin trajedisine (1976-1983 yılları arasındaki dikta döneminde hayatını kaybedenler) şahitlik ettiğini anlatan Giovanni Canzio, Türkiye’deki durumu bu olaylara benzeterek, “Şimdi, darbe girişimi sonrası tasfiyelerin sürdüğü Türkiye’de yaşananlar karşısında tepkisiz kalamayız dedi.

Avrupa’daki yüksek mahkemeler ağının, Türkiye’deki muadili ile olan ilişkilerini dondurduğunu söyleyen Canzio, “Ancak bundan daha fazlasını yapmalıyız ve bu ülkede kalıcı gözlemciler ve İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ihlal edilmesine bir son verilmesi için ısrarcı olmalıyız diye sözlerini sürdürdü.

YARGI MENSUPLARI, GAZETECİLER VE AKADEMİSYENLER ÇOK FAZLA ETKİLENİYOR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Giovanni Salvi ise, Türkiye’de her geçen gün daha fazla ayrımcılık yapıldığı ve bunun yargı mensupları, gazeteciler ve akademisyenleri çok fazla etkilediğini belirterek, “Bu baskıcı müdahale, daha fazla hoş görülemez” dedi. 

Bu protestonun ve konferansın olağanüstü birer girişim olduğunu söyleyen Giuseppe Giulietti ise, “Yargıçları, gazetecileri ve avukatları, sansüre karşı hiç böyle birlik içinde görmemiştim” diye konuştu.

AVRUPA’NIN GÖBEĞİNDE EN BÜYÜK HAPİSHANE

Giulietti, Türkiye’nin, Avrupa’nın göbeğinde en büyük hapishane haline geldiğini de ifade etti. Konferansta ayrıca, 2013 yılında Gezi Direnişi sırasında polis şiddetini protesto etmek isteyen avukatlara Çağlayan Adliyesi’nde polisin müdahalesine ilişkin görüntüler de izlettirildi. (DHA)

Yorumunuzu yazınız