PAYLAŞ

Kürt yazar Mehmed Uzun, yaşamını yitirişinin 9’uncu yıl dönümünde mezarı başında anıldı. Uzun’un mezarı başında konuşan Kürt Yazarlar Derneği Başkanı Özçelik, ‘Uzun’un kalemini devralan yüzlerce Kürt yazar kalemleri ile bu karanlığı dağıtacaklar’ dedi

Kürt edebiyatının önemli isimleri arasında bulunan Mehmed Uzun, yaşamını yitirişinin 9’ncu yıl dönümünde Diyarbakır Mardinkapı Mezarlığı’ndaki kabri başında anıldı. Anmaya, Uzun’un ailesi ve yakın dostları ile Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Fırat Anlı, Kürt Yazarlar Derneği Başkanı Osman Özçelik, Uluslararası PEN Yazarlar Örgütü Diyarbakır Temsilciliği yöneticileri de katıldı. Anmada ilk olarak konuşan Fırat Anlı, Mehmed Uzun’un boşluğunu halen hissettiklerini belirterek, Uzun’un şahsında Kürt tarihini andıklarını belirtti.

Kürt Yazarlar Derneği Başkanı Özçelik de, Kürtlerin düşmanlarının Kürt tarihini yok ettiğini, Mehmed Uzun’un ise romanları ile bunun aksini ispatladığını söyledi.

“Ben yasaklı bir dilin yazarıyım” diyerek sürgün hayatında birçok Kürtçe esere imza atan Yazar Mehmed Uzun’u anlatan kardeşi Mahmut Uzun, tüm yaşamını Kürt halkı ve diline adadığını söyledi.

Yazdığı Kürtçe kitaplar onlarca dile çevrilirken, o Kürt gençlerinin Kürt edebiyatıyla tanışmasına ve birçok kişinin Kürtçe okuyup yazmasına da vesile oldu. Dönem itibariyle yazılı tarihi olmayan bir halkın sesi olan Uzun, 1981’de siyasi nedenlerden dolayı sürgüne gidip, yıllarını ülkesinden uzakta geçirdi. İsveç’in Largen kentinde bir göl kenarında ormanın içinde olan evine kapanırken, “Kahramanlarımla orada yalnız kalıyorum” diyerek burada birçok esere imza attı. Sürgün hayatından sonra yakalandığı mide kanseri nedeniyle 2007 yılında Diyarbakır’da yaşamını yitiren Uzun’un kardeşi Mahmut Uzun ağabeyini anlattı.

‘KÜRTÇEYİ APÊ MUSA’DAN ÖĞRENDİ’

Ağabeyinin çocukluğundan itibaren Kürt diline büyük ilgi duyduğunu ifade eden Uzun, Siverek’te lise okuduğu yıllarda ilk olarak birkaç arkadaşı ile Kürt dili üzerine çalışmalar yürüttüğünü söyledi. O dönem çalışmaları nedeniyle ağabeyinin arkadaşları ile birlikte tutuklandığını kaydeden Uzun, bir süre Diyarbakır Cezaevinde, Musa Anter, Ferit Uzun ve Şerafettin Elçi ile birlikte kaldığını söyledi. Uzun, “Zindanda tanıştılar ve Kürtçeyi de Apê Musa’dan öğrendi. Daha sonra siyaset ile ilgilenmeye başladı. Zindandan sonra Ankara’da okulunu sürdürdü. Mehmed için Kürt dili çok büyük önem arz ediyordu. ’74’te siyasi çalışmalarından dolayı tutuklandı. Cezaevinde Kürtçe yazılar kaleme almaya başladı. Bu kez 77 yılında yazdıklarından dolayı tutuklandı. Bırakıldıktan sonra sürgün hayatı başladı ve Suriye’ye geçti. Kürt edebiyatının önemli isimlerinden Osman Sebrî, Cegerxwîn ve Bedirxanî ailesi ile birlikte çalışmalar yürütmeye başladı. Mehmed, Osman Sebrî’den çok etkilendi. Yaşamını Kürt dili ve edebiyatı üzerine sürdüreceğini söyledi” diyerek, onun Kürt edebiyatı ile buluşmasını anlattı.

“Zorluklarla bir ömür geçirdi. Çünkü o dönem Kürt dili ve edebiyatı üzerine çalışma yürüten çok az isim vardı. Mehmed çok iyi bir edebiyatçı olmakla birlikte çok iyi bir okuyucuydu. Tek hedefi güçlü bir Kürt dili ve edebiyatı yaratmaktı. Kimi çalışmalarını aylar boyunca sürdürüyordu. Ancak Mehmed’in en büyük zorluğu sürgün edilmesi ve topraklarını terk etmek zorunda kalmasıydı.”
“Mehmed’i en çok acıtan kendi topraklarından ve dilinden uzak şartlarda Kürt dili ve edebiyatı üzerinde çalışmalar yürütmesiydi” diyen Uzun, “Yılda bir kere bile ülkesine gelemiyordu. Bir kitabında Suriye’ye ilk gittiği günlere dikkat çekiyor ve kendisinin artık bir gurbetçi olduğunu ve bunun kendisi için çok ağır olduğunu söylüyor” diye anlattı.

‘HASTANENİN ÖNÜNDE KÜRTÇE TÜRKÜLER SÖYLÜYORDU’

Hastalandığı ilk zamanlarda İsveç’te olduğunu ve Amed’e giderek tedavi olmak istediğini ifade eden Uzun, Amed’e geldikten sonra da durumunun oldukça kötüye gittiğini anlattı. Uzun, “Birkaç gün sonra kaldığı hastanenin önünde halk toplanmış ve Kürtçe türküler seslendiriyordu. Mehmed o zaman bana ‘Toprağıma neden döndüğümü anladın mı?’ diye sordu. O zaman Mehmed’i çok iyi anladım. O günler halkına kavuştuğu için çok mutluydu” diye konuştu.

O zamanlar Kürt edebiyatının yazılı olarak çok güçlü olmadığına işaret eden Uzun, “Kürt halkının tarihi daha çok dengbêjler ile yani sözlü olarak nesillere aktarıldı. Yazılı bir edebiyat yoktu. Mehmed bunu başardı. Kürt halkı için çok önemli bir çalışmaydı. Mehmed bu boşluğu gördü ve elinden geldiği kadar doldurmaya başladı. Kürt halkının dünyaya hitap etmesi için güçlü bir yazılı edebiyata ihtiyacı olduğunu vurguluyordu. Ne kadar başarılı olduğunu halk söyleyebilir. Mehmed bütün yaşamını Kürt halkına ve diline adamıştı. 40 milyon insanın kendi dilinde yaşamıyor olmasını kabul edemiyordu. Kürt halkının kendi dilinde yaşaması için mücadele etti” dedi.
Mehmed Uzun’un Avrupa’da da çok okunan bir isim olduğuna değinen Uzun, şunları aktardı: “Çok iyi tanınan bir isim oldu. PEN üyesiydi. Dünyaca edebiyatın önemli isimleri ile dostlukları vardı. İsveç’te de çalışmaları oldu. Birçok dilde kitapları basıldı ve bu nedenle çok okunuyor. Mehmed Uzun denilince büyük bir özlem doğuyor.”

HER ŞEYİN KÜRTÇE OLACAĞI BİR MÜZE HAZIRLANACAK

Uzun’un başarılara imza attığını da belirten Uzun, birçok projesinin olduğunu ancak buna ömrünün yetmediğini söyledi. Onun adına bir müze projesini hayata geçirmek için çalıştıklarını ifade eden Uzun, “Kitaplarının ve arşivinin yer alacağı ve her şeyin sadece Kürtçe olacağı bir müze yapmak istiyoruz. Bunun için çalışmalar var. Ailesi ve Kürt edebiyatına kendini adayanlar bu projeyi hayata geçirecektir” diye belirtti. (DİHA)

Yorumunuzu yazınız