PAYLAŞ

Birkaç düzine kadın bir nim ağacının gölgesinde hasırların üstünde oturuyor. Kınalı elleriyle özenle hazırlanmış desenleri işlerken, kıkırtıları tozlu ve kirli havada yükseliyor.

Kadınların bazıları çarşaf; diğerleri türban ve uzun eteklerle kısa kollu bluz giyiyor. Çocuklarını, saçlarını ve akşam ne yemek pişireceklerini konuşuyorlar. Bir süre sonra, sohbet kocalarına dönüyor.

“Ah, kocacım, onu çok seviyorum” diyor Emire (Emir’in eşi) Aisha. 25 yaşındaki Aisha gülerek gösterişli saçlarını arkaya doğru atıyor. Neredeyse yere kadar sarkan şalında, emire ya da prenses soyluluğu var. “Kocam bana bu yüzüğü verdi,” diyor omuzlarını sallayarak. “Kocam bir Arap. Yakışıklı ve bana daima para verir.” Kadınlar sessiz bir hayranlıkla ona bakıyor.

Sonra Havva konuşuyor. “Beni seviyordu, ben de onu. Birbirimizi sevdik.” 

14 yaşındaki Havva, yüzü kızararak gülümsüyor ve eteğinin kenarını kıvırıyor. Bir buçuk yıldır evli. Havva konuşurken 15 yaşındaki Iyeza-Kawu yere bakıyor. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu logosu dikilmiş lacivert bir türban takıyor. İki yıllık evliliğini “mutlu bir şey” olarak tanımlıyor ve kocasının kendisine 25 bin nairalık (80 dolar) çeyiz parası verdiğini söylüyor.

BOKO HARAM MİLİTANLARININ EŞLERİ

Başka bir Aisha daha var. 27 yaşında bir Kamerunlu. Erkek arkadaşı evli. Ama buna rağmen onunla kaçmak için anlaşmış. Çok seviyormuş. Kız ve erkek kardeşleri kabul etmemiş. Aisha, Nijerya sınırını geçerek onunla gizlice evlenmiş. Baskılı bluzu gebe karnını sarıyor. 

Uzun ve kesin hatlara sahip bir yüzü olan Zainab, kocasını yakışıklı, sessiz ve orta boyda birisi olarak tanımlıyor. “Bana çok iyi davranıyor ve beni seviyor” diyor. Zainab’ın 11 yaşında kızı Umi sözünü kesiyor: “Babam naziktir. O, aileme daima para verir.” 

Umi’nin yanakları karanlık mor bir eşarpla çevrelenmiş. Siyah göz boyası bulaşmış. Yukarı baktığında, güneş baş döndürücü kahve rengi tonlarda parlıyor. O, kocasının üçüncü eşi. Esther, 19 yaşında. Evlenmeden önce kocasını iyi tanıyordu. Kocası mahallede Kur’an’dan ezbere ayetler okuyarak yürürdü.

Ancak bu tipik manzaranın dışında bir hüzün ve belirsizlik var. Bu kadınlar haftalardır kocalarını görmüyor.

Emire Aisha, Havva, Iyeza-Kawu, Aisha, Zainab, Umi, Esther ve burada toplanan diğer kadınların hepsi Boko Haram üyeleri ile evli. Boko Haram, Nijerya hükümetiyle 7 yıldır süren bir savaş içerisinde.

KOCALARI KAÇTI, KADINLAR REHABİLİTE MERKEZİNE GETİRİLDİ

Kadınlar, kocaları ile Walasa’da yaşıyordu. Walasa, Nijerya-Kamerun sınırına yakın bir kasaba. Ancak mayıs ayında, Nijerya askerleri alanı temizledi. Boko Haram militanları, çocuklarını ve eşlerini bırakarak kaçtı. Iyeza-Kawu’nun eşi çarpışmada öldü. “Benim kocam bir terörist değildi” diyor, “Askerler onu öldürdü.” 

O ve diğer 33 kadın çocukları ile topluma yeniden kazandırılmak üzere rehabilite edildikleri ve psikolojik tedavi gördükleri Maiduguri’deki güvenli bir eve götürüldü. 

Vali Kashim Shettima “Kadınları zamanla aileleri ve akrabaları ile yeniden bir araya getireceğiz” dedi. Ama hamile olan bir kadın, çocuklarının babalarını göremeyeceklerinden endişe ettiğini ifade etti. Ve bazıları, çocukların babalarına ilişkin güzel anıları olduğunu söyledi. 

BOKO HARAM’A KATILINCA DEĞİŞTİ

23 yaşındaki diğer Aisha’nın ise aşık olup gizli bir şekilde evlendiği adamla ilgili mutlu hatıraları yok. Boko Haram’a katılmadan önce, onu koruyor ve çalışmasına izin veriyordu. Ancak daha sonra çalışmasını yasakladı ve duygusal olarak ondan uzaklaştı. Aisha, kocasının giderek gizemli hale geldiğini, bulunduğu yeri söylemeksizin günlerce ortadan kaybolduğunu söylüyor: “Onun Boko Haram üyesi olduğunu biliyorum.” 

Kocası, onu ailesiyle ilişkisini kesmeye zorladı. Evlilikten sonra Kamerun’daki ailesinden ayrıldı, Nijerya’nın kuzey doğusunda Boko Haram’ın yönetimini ele geçirdiği bölgeye taşındı.

Kocası Boko Haram’a katıldıktan sonra daha zengin olmasına rağmen yüksek rütbeli bir üye olmadığını söyledi. Bu nedenle, hayatı emirelerinkine benzemiyor. Öbür kadınlardan daha fazla konfora sahip olmasına rağmen kendisini bir tutsak gibi hissettiğini söylüyor. 

ÇOCUĞUMA BABASININ BİR TERÖRİST OLDUĞUNU ANLATACAĞIM

11’indeki Umi grubun en genci. Annesi Zainab’la birlikte güvenli bir evde. Başlangıçta, annesi, onun evlilik için çok küçük olduğunu düşünmüş. Ancak babası onu zorla iki eşi ile yaşayan bir Boko Haram üyesine vermiş. Walasa’da evlenmiş, ancak sonraki gün askerler gelmiş ve onu götürmüş. Kocasıyla yalnızca bir gün birlikte olmuş, buna rağmen hâlâ kocasına aşık olduğunu söylüyor.

Genelde kocalarını seviyorlar. Birkaç kadın ise kocalarına uzun zamandır aşık olmadıklarını anlatıyor. Aisha, ilk kez sevdiği erkeği unutmak istediğini söylüyor. Ancak, henüz doğmamış çocuğuna onu anlatacak: “Çocuğuma babasının bir terörist olduğunu anlatacağım. İyi bir adam değildi”. 

Şimdi tüm istediği, Kamerun’daki ailesine geri dönmek ve bebeğini doğurmak.

Havva, hayatından keyif aldığını söylüyor. O “nazik” ve “kibar” kocasını geride bıraktı. Şimdi, Boko Haram’a karşı savaşan erkeklerden birisiyle evlenmek istiyor.

SEVDİKLERİ ERKEKLERİN HATIRALARI

Emire Aisha zeki ve cesur olduğu için emirin dikkatini çektiğini söylüyor: “Çünkü eğitimli bir kızım. Diğer kızlar okula gitmez, bu nedenle onlar utangaç.” 

Boko Haram Batı tipi eğitime karşı olmasına rağmen, Batı okullarında eğitim aldığı için kocasının kendisini arzuladığını söylüyor. O, grup içinde biraz İngilizce konuşabilen tek kişi.

Kocası evlenmek istediğinde bir ay kadar düşünmüş. Onun varlıklı olduğuna inandığı için kabul etmiş. Çeyiz olarak kendisine para vermiş. “Benim kocam bir Boko Haram komutanı. O bir Eemir, bu benim bir emire olmamın nedeni” diyor: “Üç karısı vardı. Benimle evlendiğinde diğerlerinden boşandı, çünkü beni çok sevdi. Onun bebeği gibiydim.” (Aisha) bir emire olarak ayrıcalıklı bir hayat yaşamış.

Kocasına Sambisa ormanında katılmış. İddiaya göre burası Boko Haram’ın idare ettiği en büyük kamp. Emire orada yaklaşık üç yıl kalmış. Borno’nun kuzeydoğu yakasının güney bölümünde yaklaşık 40 bin mil karelik bir alana uzanan orman, Boko Haram isyanın en önemli alanı. Bir zamanlar filler ve leoparlar Sambisa’da gezerdi. Şimdi, Boko Haram üyeleri ve onların aileleri…

KAÇIRILAN KIZLARLA KARŞILAŞTI

Sambisa’da, kaçırılmış Chibok kızları ile karşılaştığını söylüyor. Kızlar, kuzeydoğu Nijerya’nın Chibok şehrindeki ortaokuldan iki yıl önce kaçırıldı. Boko Haram kaçırdığı yaklaşık 50 kız hakkında bir video yayımlamıştı. Boko Haram Lideri Abubakar Shekau ile de görüştüğünü söylüyor.

Kocasını hatırlarmış gibi dudaklarını büzüyor. Her hafta kendisine para verdiğini, onu takı, makyaj ve yeni elbise yağmuruna tuttuğunu aktarıyor. Sambisa’da hayat kendisi için ayrıcalıklıydı. Doktorları vardı. Pirinç, patates, Hindistan cevizi, fasulye, meyve suyu ve meyve stokları ile iyi beslendi. Bir emire olarak, diğer kadınlarla ilgilenmekle sorumluydu. Onlara yiyecek dağıttığını, arkadaş olduğunu, nasıl iyi bir Müslüman eş olacaklarını öğrettiğini söylüyor. Kadınların hepsi Kur’an dersi almış.

Kocası operasyona gittiğinde telefonla zaman geçiriyordu. Boka Haram üyelerinin eşlerinin çoğunun telefon kullanma izni yoktur, ancak emire, Sambisa’da yaşarken bir telefona sahipti ve internet kullanma hakkı vardı: “Facebook kullanıyordum. Ve hâlâ kullanıyorum. Facebook’tan benim ismime baktığında, orada beni en üste göreceksin. Orada en baştayım” 

GÖREVLİLER KADINLARDAN KORKUYOR

Devlet Acil Durum Yönetim Ajansından Sosyal Hizmet Görevlisi, NEEM Foundation isimli bir yerel sivil toplum örgütü ve Kadın İşleri Bakanlığı hafta boyunca sıra ile kadınlarla ilgilendi. Ana görevleri kadınları konuşturmak. Ancak bu kolay bir şey değil. Kadınlar uyanık, hikayelerini değiştiriyorlar. 

Bazen kocalarının Boko Haram üyesi olduğunu bilmediklerini söylüyorlar, başka zaman da bildiklerini kabul ediyorlar. Sosyal hizmet uzmanları da kadınlardan biraz korkuyor.

Boko Haram’ın hedefi olmaktan çekindiği için ismini vermek istemeyen bir sosyal hizmet görevlisi, “Bu kadınlar geldiğinde, Boko Haram üyelerinin bomba taşımak için kullanılan eşleri oldukları için onlardan korkuyorduk. İntihar saldırısı yapmak için bomba giyerler” diyor: “Biz de Boko Haram’ın Maiduguri’ye saldıracağını ve eşlerini güvenli evlerden almak için buraya geleceğini düşündük.”

“Kadınların çoğu cihadı destekliyor. Tanrının onlara cihat yapmak için yardım edeceğini söylüyorlar.” diyen Reuben Ibeshuwa oradaki tek klinik psikoloğu: “Kadınların bazıları katılaşmış. Kimse onları Boko Haram’a katılmak için baskı altına almadı. Onların ideolojilerine inandıkları için katıldılar. Eğer olanak sağlanırsa bazıları geri döner” diyor.

Hâlâ ölmüş kocasının yasını tutan Iyeza-Kawu ve Zainab, Boko Haram’ın sadece yanlış anlaşıldığı konusunda ısrarcı. “Boko Haram’ın bize anlattığı her şey doğru. Söylediklerinde hiçbir yanlış yok” diyor Zainab. Neden insanları öldürdükleri sorulduğunda ise homurdanıyor ya da başlarını çeviriyorlar.

İNTİHAR BOMBACISI KADINLAR

Sosyal hizmet görevlileri Boko Haram savaşçılarının eşleri ile etkileşim boyunca örgütün faaliyetleri hakkında daha fazla bilgi edindi. Birçok insan hakları örgütü Boko Haram savaşçılarının eşlerini, şiddet eylemleri için zorlandığını söylemesine rağmen, güvenli evlerdeki kadınlar kocalarının Tanrı için çalıştığını ve kendilerinden ne isterlerse yapacaklarını söylüyor. Birisi “İntihar bombacısı olabilirim. Bu normal” diyor.

Kadınlar, Nijerya’nın kuzeydoğu şehirlerinde intihar bombacılığı yapan 10 ila 12 yaşları arasındaki genç kızların, bir akrabasının ölümünün intikamını almak amacıyla büyük olasılıkla gönüllü olduğunu söylüyorlar. Ancak el Cezire’ye konuşan ve Boko Haram’a karşı savaşta da yer alan Çadlı bir görevli, genç kızları intihar saldırılarına nasıl ikna ettikleri hakkında Boko Haram üyeleri ile bir düzine ayrıntılı röportaj yaptı.

“Röportajlarda Boko Haram üyeleri ile görüştük. Bize, eğer Allah için intihar saldırısını gerçekleştirirlerse kadınlara cennete gideceklerini anlattıklarını söylediler. Kızlara ‘Kim cennete gitmek ister’ diye soruyorlar. Kızlara bombaları takacaklarını ve bunu yaptıklarında cennette buluşacaklarını anlatıyorlar. Böylece kızlar kendilerini patlatıyor. Erkeklerse kızların parçalara ayrılmasını seyrediyor ve sonra sıradaki kıza tuzak kurmak ve aynı şeyi yaptırmak için çalışıyorlar” diyor. 

‘YAPTIĞIM BÜTÜN BU KÖTÜ ŞEYLERDEN SONRA…’ 

Kadınlar gelecekte ne yapacaklarını bilmiyor. Hükümetin onları topluma yeniden kazandırma planına rağmen insanların çoğunun buna karşı olduğunu biliyorlar. 

“Ailem beni geri isteyecek mi? Yaptığım bütün bu kötü şeylerden sonra” diye soruyor Falta. Falta, diğer kadınlardan uzakta, yalnız oturuyor. Yüzünde derin kırışıklıklar var. 

Kadınlar, insanların onları topluma kazandırma planlarına karşı çıkışları konusunda haklılar. Çoğu, güvenli bir evin lüksü için güçlerinin yetmeyeceğini düşünüyor.

Ibeshuwa, binlerce yerinden edilmiş insan, kirli ve kalabalık kamplarda açlıktan ölür ve hasta olurken, Boko Haram üyelerinin eşlerinin konforlu bir eve konulmasının adil olmadığına inanıyor. Ibeshuwa, kadınlardan birisine kamplardan cep telefonu ile çektiği bir videoyu gösterdiğini söylüyor. Videoda düzinelerce insan bir kovadan su alabilmek için mücadele ediyor. “Onu Boko Haram eşlerinden birisine gösterdim ve bana ne anlattığını biliyor musun? Onlar bize katılsaydı, şimdiki gibi acı çekmeyeceklerdi. Boko Haram’a katılmalılar dedi”.

Abba Aji Kalli, çok sayıda Boko Haram militanıyla yüz yüze görüştü. Onlardan biri birkaç ay önce Maiduguri’daki evine saldırı girişiminde bulunmuş. Kalli, Birleşik Sivil Görev Gücü için çalışan bir eyalet koordinatörü. Birleşik Sivil Görev Gücü, Nijerya güvenlik güçleriyle birlikte Boko Haram’a karşı savaşan paramiliter bir grup. Kalli, kadınların “suçlu” olduklarını, bir evde değil tutuklu durumda olmaları gerektiğini söylüyor: “Kadınları toplum içinde serbest bırakacaklarsa, onları ceset torbası ile bırakmaları lazım, çünkü biz onları kesinlikle öldüreceğiz. Toplum onları öldürecek. Onlar topluma bırakılmadan önce en az beş ya da altı yıl tutuklu kalmalı. Çünkü babanı ya da anneni öldüren birisi serbest bırakılıyor. Hükümet, Boko Haram eşlerini serbest bırakmadan önce iki kez düşünmeli” dedi.

* El Cezire’den çeviren: Arif Koşar

 

PAYLAŞ

Yorumunuzu yazınız