PAYLAŞ

Başbakanlığın emriyle kapatılan Hayatın Sesi Televizyonu’na destek ziyaretleri sürüyor.

Aydın ve sanatçıların ziyaretinde televizyonun doğanın, kadınların, emekçilerin sesini duyuran bir yayın çizgisi izlediği belirtilirken emek ve demokrasi güçlerinin bir parçası olduğuna vurgu yapıldı.

Ziyarete gelenler arasında Yönetmen Ezel Akay, Çayan Demirel, Tiyatrocular Orhan Aydın, Cüneyt Yalaz, Berfin Zenderlioğlu, Mirza Metin, Sinema Yazarları Şenay Aydemir, Kaya Özkaracalar, Hasan Cömert, Ceylan Özçelik, Tiyatro Eleştirmeni Metin Boran, Belgeselci Bingöl Elmas, Necla Neşeli, Yapımcı Ayşe Çetinbaş, Yazar Ayşen Aksakal gibi isimler vardı.

Ziyarette konuşan Tiyatrocu Orhan Aydın, yanlarında olan, üretimlerini hayatla buluşturan yayınlara değinerek “Bir yanımız kan, kin, katliam, dört bir yanımız savaş, 15 Temmuz’la beraber ülkede yeni bir işgal yaşanıyor. AKP gericiliği tam 14 yıldır yapamadığını OHAL adı altında yapıyor. Ortağını düşman ilan etti ama yetmedi bu ülkedeki bütün sosyalistlere, devrimcilere, muhaliflere yönelen açık bir saldırısı var. Bilfiil yaşıyoruz, onun için Hayatın Sesi TV’nin önündeyiz. Biz sanat alanlarının en yakın dostu olduğunu bildiğimiz, sesimize kulak veren, ürettiklerimizi hayatla buluşturmaya çalışan bir yayın organının önündeyiz. Maalesef 14 yıllık zaman dilimi içerisinde bütün sanat alanlarının sesi en büyük düşmanlıkla yok edilmeye çalışıldı. Ama yanımızda duran birkaç yayın organı var, bize sahip çıkmaya çalışan Hayatın Sesi de onlardan biriydi” dedi.

HEM HAYATIN SESİ TV’YE HEM DE HABER ALMA HAKKINA SAHİP ÇIKILMALI

Aynı zamanda Hayatın Sesi TV’de Çatal Sofrası adlı yemek programını yapan Yönetmen Ezel Akay, defalarca olmuş bir şeyi yeniden yaşadıklarını belirterek “Bunun bir adı var, güçlüler eleştirilmemek için muhalefeti susturuyor” diyerek baskının ötesinde önemli bir stratejiyle ilerlendiğini ve korku salındığını söyledi. IŞİD’in korku taktiğiyle iktidarın taktiğinin benzer olduğunu, sanatçıları, muhalifleri, eleştirenleri hatta sokaktaki insanı da korkutarak birbirinden uzaklaştırmayı, kendilerine göre normalleştirmek istediklerini anlatan Ezel Akay “Korkunun ilacı örgütlenmek. İnsan ancak yalnız değilse korkmaz. Önümüzdeki günlerde akademisyenlerin, televizyoncuların, gazetecilerin, bağımsız insanların oluşturduğu çeşitli örgütlenmeler göreceğiz. Bağımsız bir muhalefet mekanizması,  en azından özgürce konuşabilmek için teknolojinin de yardımıyla çeşitli girişimler olacak. Ben buradan bu girişimleri birbirinden bağımsız olmaktan kurtaralım. Birleşelim diyorum, bizi yalnızca geniş bir örgütlülük kurtarır” dedi.

Sinema yazarı ve Hayatın Sesi TV’de On Seansı adlı sinema programının sunucusu olan Şenay Aydemir, ancak mücadele edilirse umudun var olabileceğini söyledi. Aydemir, “Hayatın Sesi TV’nin kendisini açtığı insanların şimdi hem Hayatın Sesi TV’yi hem de haber alma hakkını aynı şekilde sahiplenmesi gerekiyor, bu da bir araya gelerek ifadesini bulan, somutlaşan bir şey olabilir. Onun dışında çok şairane kalıyor, bu tür şairliklerin zamanı değil” dedi.

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) Genel Sekreteri Kaya Özkaracalar ise Hayatın Sesi TV’nin emek ve demokrasi güçlerinin bir parçası olduğuna dikkat çekerek sinema yazarları ve SİYAD olarak televizyonun yanında olduklarını ifade etti.

‘GERÇEK KARŞISINDA YALAN DURAMAZ’

Yönetmen ve Belgeselci Bingöl Elmas, iktidarın elindeki tüm imkanlara rağmen büyük bir korku içinde olduğunun televizyon ve gazetelerin kapatılmasından anlaşıldığını söyledi.

Elmas şöyle konuştu: “Bu TV’lerin, gazetelerin yayınlarını sürdürmek için elimizden geleni yapacağız, her zaman bir yolunu bulduk ve bulacağız. Ele avuca sığmayacağız. Çünkü çok kirli şler yapıyorlar, bunun üstünü hiçbir şeyle örtemezler. Mutlaka bu anlatılacak, haykırılacak, bu bir gerçeklik, gerçeklik karşısında yalan duramaz, devam edemez. Biz burada olacağız, daha da güçleneceğiz. Filmlerimizle, oyunlarımızla, metinlerimizle, sokaktakilerle, işçilerle bunun bir yolunu mutlaka bulacağız.”

Yeni Film Dergisi’nden SİYAD Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Güven ise 12 Eylül’den daha kötü zamanlarda bulunduğumuzu belirtirken, Hayatın Sesi TV’yle dayanışma içinde olduklarını belirtti.

Tiyatrocu Mirza Metin de “Bu ülkede bir özgürlük mücadelesi olarak Kürt özgürlük mücadelesinin varlığına atfen bu mücadeleden vazgeçmemek gerektiğini öğrendiğini” söyledi. Metin, “Bu ülkenin özgür düşüncenin peşinde olan insanların, solcuların, sosyalistlerinin bu vazgeçmemek arzusundan pay çıkarmaları gerekir diye düşünüyorum.Yazarlar gözaltına alınıyor, gazeteler sansürleniyor ve bu şunu gösteriyor, sıra bizlere gelecek, belki yanı başımızdakilere gelecek. Beraber durmalıyız” dedi. (İstanbul/EVRENSEL)

Yorumunuzu yazınız